EKMEK KÜLTÜRÜ « Hamle Gazetesi

EKMEK KÜLTÜRÜ

Bu haber 10 Eylül 2019 - 15:37 'de eklendi ve 1.492 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

Son senelerde ekmek yemeyen biri olarak ekmek kültürünü yazmak bana tuhaf gelmiyor; size de gelmesin.  Yesek de yemesek de insanların bin yıllardan beri ürettikleri bir ekmek kültürü var ve bu kültür beslenmenin temeli olduğu için, bunu es geçmiş hiçbir kültür ve medeniyet yoktur. Dünyanın en ücra köşesinden en kalabalık yerlerine kadar ekmek ve ekmek kültürü vardır.

“EKMEK” DEYİP GEÇMEYELİM

Geçen hafta Üniversite Kültür Evi’nde Muğla’da Ekmeğin Tarihi konulu bir toplantı yapıldı. Kültür Evi sorumlusu Doç. Dr. M. Zühre Sözeri Yıldırım’ın organize ettiği toplantıda yemek ve ekmek kültürü konuşuldu. Üniversitemizden Öğr. Gör. Adnan Acar ve Trakya Üniversitesinden Öğr. Gör. Yaşagül Ekinci’nin konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, Adnan Acar, “Mutfak Kültürünün Nesiller Arası Aktarımı” konusunu anlattı.  Yemeğin basit bir karın doyurma olmayıp en köklü kültür unsurlarından biri olduğunu ifade eden A. Acar, saray mutfağının belirleyiciliği ve kültür aktarılmasındaki yeri üzerinde durdu. Yaşagül Ekinci de ekmek yapma kültüründen söz etti. Meğer ekmek kültürü çok derin bir kültürmüş ve insanlık tarihi kadar eskiymiş. Fakat elde edilen bilgiler çerçevesinde insanlık üç bin yıldan beri ekmek yapma kültüründe neredeyse hiç değişiklik yapmamış. Yani şu anda yediğimiz ekmekle üç bin yıl önceki ekmek aynı şekilde üretilmiş. Arada bazı çeşitler de üretilmemiş değil… Mesela dünyaca bilinen Fransız “baget”i…

Konuşmalar arasında Hatice Taşçı da ekşi mayalı ekmeğin nasıl yapıldığını anlattı ve hamur yoğurup bekletip fırına verdi. Ben erken ayrıldığım için ekmekten tadamadım. İnşallah 15 Eylül günü yapılacak ekmekten tatma imkânım olur.

ANACIĞIMIN EKMEKLERİ

Ekmek deyince aklıma anacığım rahmetlinin köydeki ekmek yapmaları geldi.

Köyde ekmekler kendi buğdayımızdan üretilir ve mevsimine göre yapılırdı. Rahmetli anacığım kollarını sıvar ve 75 cm çapında bakır “tirki”de akşamdan, ablacığımın yardımıyla hamuru yoğurur ve sabaha kadar kabarmasını beklerdi.. (Bu “tirki”, düğünlerde ters çevrilir ve “ritm saz” olarak kullanılırdı.)

TAPPA EKMEK, AKITMA, YUFKA, DOSTAN

Soğuk kış günlerinde mutlaka şömineye benzer ocakta ve saçın üzerinde pişirilen “tappa ekmek” yapılırdı. Buna şimdi “bazlama” diyoruz. Saç üstünde, şimdi “krep” dediğimiz ekmeğe benzeyen akıtma da yapılırdı ve biz çocuklar bu akıtmayı çok severdik. Ayrıca ramazandan önce birkaç aile birleşir, saçta ramazan için kuru yufka yaparlardı. Biz çocuklar için o esnada kurutulmadan pişirilen yufka hazırlanır; o yufkaya tereyağ sürülür ve içine peynir konularak bir tür “dürüm” yapılırdı. Ayrıca simit şekline getirilen hamur, saçta pişirilir ve bizlere simit diye verilirdi. Onu yerken gerçekten de simit kokusu ve tadı alırdık. Buna “dostan” derdik.

TEPSİ EKMEĞİ, YER EKMEĞİ

Ekmek, bahar, yaz ve güz mevsiminde avludaki fırında yapılırdı. 40-50 cm çapında bakır tepsiler yağlanır; içine kabarmış hamur konur ve fırına verilirdi. Bu ekmeğin en çok tabanını ve kenarlarını yemeyi severdik; çünkü oralar yağlı olurdu. Bir de “yer ekmeği” yapılırdı. Bildiğimiz somun ekmeği. Kabarmış hamurlar somun şeklinde yapılır “miniyet” denen ahşaptan yapılma bölmeli kapta tutulur ve kıvama geldiğinde oradan alınıp fırına verilirdi. (Yıllar sonra bu ekmeğe “Paris cücesi” gibi bir ismin verildiğini duydum.)

DAĞDA EKMEK DEĞİŞİRDİM

Yazımı bitirirken bir itirafta bulunayım: Rahmetli anacığım oğlak gütmeye giderken bir çıkın hazırlar ve “Ekmeğinize sahip çıkın; kaptırmayın.” derdi. Bizim ekmeğimiz buğdaydan yapılırdı ve kıymetliydi; o yüzden “çaldırmayın” derdi. Oysa ben dağa çıktığımızda, ekmeğimi biraz fakir olan ve arpa ekmeği getiren arkadaşla değişirdim. Bunda biraz arpa ekmeğinin kurabiye gibi olması ve daha çok da arkadaşıma acımamın rolü vardı. Anacığım ben ekmeklerimi hep o çocukla değişmiştim. Sait Faik, Çarpık Ahmet’e 1940’larda lüks olan francala ekmek arzulatıyordu ama ben 1960’larda tam tersini yapıyordum dağda; “francala” gibi olan ekmeğimizi değil de “ekmek” gibi olan arpa ekmeğini tercih ediyordum.

Sağ olasın Zühre hocam!… Bu toplantı ile beni çocukluğuma döndürdün. Kendimi zabt etmesem yazımın son noktalarını gözyaşımla koyacaktım…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.