Ekmeğimiz Bölündükçe

Bu haber 16 Şubat 2018 - 0:24 'de eklendi ve 401 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

 

Du bakalım konu nereye varacak.

Amerikalılar aya insan gönderme çalışmalarına ilk kez başlamışlardır.

Navaho Kızılderililerine verilmiş olan topraklarda, (çölde) yapılıyordu çalışmalar. Beyaz adam yapmış yapacağını. Paylaşımda bile. Ay yüzeyine en çok benzeyen cansız topraklardı buraları…

Amerika’nın güneyine araştırma yapmak üzere üs olarak kullanılan Nasa’yı, bir gün küçük bir Kızılderili çocuk fark eder ve koşa koşa epeyce uzakta bulunan kamplarına gidip, Büyükbabasına gördüklerini anlatmaya başlar.

Topraklarında beyaz adamlar. Toprakları çorak olsa da çok seviyorlardı. Biliyorlar ki insan topraktan, tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. Toprak hayattır. Toprak vatandır.

Şimdilerde bizlerinde;

Edirne’den Kars’a.

Bu yurt bizim.

Herkes birbirine kardeş.

Herkes birbirine ocak.

Bu vatan hepimizin. Bu vatan can.. dediğimiz gibi.

Kızılderililerde aynısını söylüyorlardı.

Çocuk nefes nefese konuşur.

-Büyükbaba, büyükbaba beyaz adamlar var ve üstelik çok kalabalıklar, bir şeyler yapıyorlar der.

Yaşlı kızılderili homurdanmaya ve bir şeyler söylemeye başlar. Belli ki epeyce sinirlenmiş durumda. Varlıklarından çok ama çok  rahatsızdır.

Çocuğa onlarla konuştun mu der.

Çocuk, hayır beni görmediler, ben büyük tepenin üzerinden onları izledim diye yanıt verir.

Dedesi o zaman yarın yanlarına git ve orada ne aradıklarını sor diye üstüne basa basa belirtir.

Küçük kızılderili geceyi sabırsızlıkla geçirir. Uykuda tutmamıştır. Ve sabah erkenden yola koyulur. Aklı bu beyaz adamların neler yaptıklarındadır.

Üsse hızlı adımlarla yüreği çarparak ulaşır. Etrafa bakınır ve bir beyaz adamın yanına yaklaşarak sorar.

Burada ne yapıyorsunuz?

Beyaz adamlardan bazıları küçük kızılderilinin başını okşar. Bazı beyaz adamlarda çocuğa gülümserler.

Ve yanıt verirler.

Hani geceleri gökyüzünde parlayan bir şey var ya, biz buradan onu seyrediyoruz.

– Ay’ımı? peki ama neden diye sorar kızılderili çocuk.

Adamlar Küçük çocuğun sorusunu yine gülümseyerek yanıtlarlar.

-İleride. Gelecekte. Çok seneler sonra buradan oraya insanları götürebilmek ve orada yeni bir hayat kurabilmek için. Anladın mı ufaklık diye yanıt verirler.

Küçük kızılderili şaşkındır ve şaşkınlığını gizlemeye çalışarak ‘Anladım! diye yanıt verir ve dörtnala gidercesine uzaklaşır oradan.

Öyle hızlı koşmuştur ki yüreğinin çarpıntısı ve kesilmiş nefesi ile konuşamaz haldedir. Ve büyükbabasının yanına nefes nefese de olsa ulaşmıştır. Büyükbaba çocuğun ne söyleyeceğini merak etmektedir.

Çocuk biraz nefes alıp rahatladıktan sonra, Büyükbabaya beyaz adamların neler söylediklerini tek tek anlatır.

Yaşlı Kızılderili torununun anlattıklarını dinledikten sonra iyice sinirlenir, bağırıp çağırmaya başlar. Ertesi sabah yine torununu yanına çağırır, hayvan derisi üzerine kızgın bir çubukla ve kendi lisanınca yazdığı notu torununa uzatarak der ki;

-Bunu al, beyaz adamlara götür ve onlara de ki; ‘ Bunu büyükbabam gönderdi. Oraya, yani aya gittiğinizde bunu oradakilere verecekmişsiniz’ der çocuğa.

Küçük Kızılderili kendisine söyleneni aynen yapar. Üs deki beyaz adamlardan birine notu verir. Büyükbabasının söylediklerini de iletir ve yine koşar adım uzaklaşır.

Üs çalışanları, belli bölümleri yakılmış deri parçasına bakıp, bakıp saatlerce gülerler. Ancak aradan birkaç gün geçtikten sonra, yaşlı kızılderilinin o notla, sözde ayda yaşayanlara nasıl bir mesaj iletmek istediğini merakla beklemeye başlarlar.

Bu arada gülüşmeler hala ara ara devam etmektedir.

Korkunç bir merak vardır. Acaba bu yaşlı kızılderili ne demek istedi diye..

Tercüman bulunur. Tercüman deri parçalarını eline alır, okur ve ağlamaya başlar. Herkes şaşkındır, gülüşmeler yerini iyiden iyiye meraka bırakmıştır.

Tercüman yaşlı gözlerini kalabalığa çevirir ve der ki;

‘Bu adamlara dikkat edin, elinizden topraklarınızı almaya geliyorlar’’

-Not aynen böyledir.

Sesli düşünüyorum. Ülkemizi bölüp param parça yapmaya çalıştıkları bir çağda başımıza bir şey gelse bize kucaklarını açacak kimse yok. Aslında biz de gitmeyiz. Son nefesimizi ülkemizde veririz.

Kucaklayıcı bir milletiz.

Misafirperver.

Paylaşımcı.

Kültürümüzde vardır mağduru korumak, kollamak.

Ülkemiz insanına refahı sunabilmek.

Mide doyurma derdinden uzaklaşmış ve hayatı dolu dolu yaşayan bir toplum yaratabilmek önemli.

Ne mümkün.

Suriyeli ile konuşuyorum.

Ülkenize dönecek misiniz? diyorum, yok! diyor.

Suriye de durumlar düzeldiğinde giderler diye düşünüyordum.

Dönmeyecekler. Dönmek istemiyorlar.

Anladık biz merhametliyiz..

Kucaklayıcıyız.

Kollayıcıyız.

Mağduru sahipleniciyiz.

Benim ekmeğim bölünüp azalıyorsa uzun vade de bu olaya tepkiliyim.

Bir aile var. Vatanın gerçek sahibi. Evin babası şeker hastası, önce gözünü sonra bacağını kaybetti..

Evde tek çalışan anne.

Kaş’ın yaylası Gömbe ‘de yaşıyorlar. Anne elma toplama ve işleme döneminde işe giderek evi geçindiriyordu. Ucuz işçi Suriyeliler olduğu için anneye artık iş yok. Bu ailenin çocuğu üniversitede okuyor. Para yok, pul yok. Tanıdık akraba desteklemeye çalışıyor. Sosyal devlet aslında burada girmeli. Girmiş de öğrenim kredisi var ve alıyor. Okulu bitince ödeyecek. Karşılıksız Suriyelilere her türlü yardım veriliyor. Öğrenim kredisi dahil.

Burada bir hakkaniyetsizlik var.

Irkçı, ayrımcı değiliz.

Hakkaniyetten yanayız.

Bizim ekmek bin parçaya bölündü. Bölünüyor.

Ben açsam. Karın doyurma peşinde yaşıyorsam.

Çile çekiyorsam.

Gelecekte bu toplumsal yaşamda huzur bekleme…

Yok öyle dava.

Benim ekmeğim bölündükçe.

Benim çocuklarım aç kaldıkça.

Ben yoksullaştıkça.

Benden yani toplumsal yaşamdan iyi şeyler bekleme.

Bugün 3 milyon.10 sene sonra 10 milyon.

Ekmeğim küçüldükçe. Baktıkça. İçimde kazanlar kaynadıkça.

Benden iyi şeyler bekleme.

Günü gelince herkes evine.

Kızılderili yaşlı gibi şimdi koruyamazsak topraklarımızı ve geleceğimizi, sonrasında hiç koruyamayız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.