Eğitimin Olmazsa Olmaz Koşulları

Bu haber 16 Eylül 2014 - 23:03 'de eklendi ve 956 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz Pazartesi günü Türkiye genelinde konuşlanan tüm ilk ve orta dereceli okullar, 2014-2015 Eğitim ve Öğretim yılına başladı.

Hem de 16 milyon civarında öğrenciyle.

Böylelikle başta öğrenciler ve öğretmenler olmak üzere aileler de yeni bir dönemin heyecanını yaşayacaklar.

Nasıl yaşamasınlar?

Türkiye koşullarında eğitim ve öğretim, çocuklarımızın olmazsa olmazı.

Hem belirli bir konuma sahip olma ve de hayatlarını idame ettirme açısından.

Kim süresi içerisinde eğitimini tamamladı.

Onun için pekte sorun yok demektir.

Değilse, türlü sıkıntılarla karşılaşacağı kaçınılmazdır.

***

Peki, ülkemiz genelinde bu sayıdaki öğrenciye yeterli eğitim veriliyor mu?

Dahası, yürürlükteki sistem ihtiyaca cevap veren kriterler içeriyor mu?

Ne var ki bu konuda çok da iyimser olamıyoruz.

Zira, yürüklükteki eğitim ve öğretim sistemi, bütünüyle ihtiyaca cevap vermekten oldukça uzak.

Oysa asıl olan, eğitimin rasyonel ve sağlıklı koşullar içerisinde gerçekleştirilmesidir.

Bu sayıdaki öğrencinin taleplerini karşılayan bir uygulamanın geçerli olmasıdır.

Ama değil.

Kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da yürürlükteki eğitim ve öğretim sistemi, çağdaş ülkelerde uygulanan sistemle tam olarak örtüşmüyor.

Bunun en belirgin göstergelerinden biri, hala branşlaşmanın sağlanamamış olmasıdır.

Kaldı ki bu durum, eğitimin olmazsa olmazı olduğuna en küçük şüphe yok.

Eğer Türkiye olarak siz, bu sayıdaki öğrenciyi yeteneklerine göre değerlendirmeye tabi tutmamışsanız.

Ki tutulamadı.

Sağlıklı bir eğitim verdiğinizi söyleyemezsiniz.

Siz, geçmişten günümüze Milli Eğitim Bakanlığı olarak, çağdaş ülkelerin uyguladığı eğitimde daha bir geçerli, “kabiliyetlerine göre değerlendirme” yönteminin uygulanmasına ön ayak olmamışsanız.

Bu sayıdaki öğrencinin üniversite kapılarında yığılmasına sebep olmuşsunuz demektir.

***

Ne yazık ki yapılan başkası değildir.

Türkiye olarak siz, yıllar var ki, bakanlığın periyodik olarak gerçekleştirdiği “Milli Eğitim Şurası” toplantılarında bu yönde alınan kararlara karşın, hala uygulamaya geçmemişseniz.

Üniversite önlerindeki yığılmaları önleyememişseniz!

Dolayısıyla her yıl en azından 1 milyon gencimizin boşlukta kalmasını sağlamışsınız demektir.

Kaldı ki bu sayı, her geçen gün daha bir artıyor.

İlişkin olarak sorunlar da.

Oysa nasıl bir uygulama içerisine girileceği bellidir.

Değil mi ki, eğitimde belirli bir düzeye gelmiş çağdaş ülkeler, öğrencileri çok daha küçük yaşlardan itibaren kabiliyetlerine göre meslek gruplarına ayırıyor.

Öğrenciler, yapılan değerlendirmeler sonrasında kabiliyetine göre hangi dalda eğitim görecekleri belirleniyor.

Türkiye de pekala bunu yapabilirdi.

Böylelikle üniversite önlerinde, tam gelişme çağındaki bu sayıdaki gencimizin boşlukta kalması önlenmiş olurdu.

Dedim ya gerçekleştirilemedi.

Dün olduğu gibi bugün de, hiçbir gelişen dünya ülkesinde gözlenmeyen bir sistemde diretmeye devam ediliyor.

Yazık ki ne yazık!..

***

Bu tür bir anlayışın bir başka olumsuz etkisi, genç nüfustan istifade edilememesidir.

Siz neresinden bakarsanız bakınız, nüfusunuzun 3/1 gençlerden oluşacak.

Ki bu, gençlerin en verimli olduğu dönemi kapsar.

Ama siz yıllarca “armudun sapı üzümün çöpü” diyerek, dünyanın geldiği noktada geçerli olan bir eğitim ve öğretim sistemini tam olarak yürürlüğe koymaktan uzak olacaksınız.

Bu olamazdı!

Olmamalıydı.

Ne tür bir yaklaşım içerisinde olsa da bunun bir başka anlamı, elinizdeki gücün yeterince kullanılamamasıdır.

Aynı gücün değişik alanlarda istifadesini önlemektir.

***

Şimdi…

Geldiğimiz noktada bir realite var ki yadsımak olası değil.

Tablo tüm çıplaklığıyla ortada iken genç nüfuslu ülke olarak övünemezsiniz.

Elbette genç nüfus bir ülke için belirli güçtür.

Adeta o ülkenin simgesidir.

Ama o gücü değerlendirdiğiniz ölçüde, gereği yerine getirilmiş olur.

Değilse aynı orandaki nüfus, bir süre sonra karşınıza sorun olarak çıkar.
Nitekim çıkıyor da.

Hiç kimse, ülkemiz nüfus oranının sorun yaratmadığını söyleyemez.

Zaten bu sayıdaki işsizlik her şeyi açıklıyor.

Sonuçta, yeni bir eğitim ve öğrenim döneminin başladığı şu günlerde isterdik ki, çağdaş bir sistem yürürlüğe konsun.

Ve de hiç kimseni endişesi olmasın.

Ama değil!

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.