Eğitimin Daha Bir İyileştirilmesi Adına

Bu haber 24 Ocak 2015 - 1:33 'de eklendi ve 990 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Cumhuriyet döneminden bu yana ülkemizin en önemli meselelerinden birinin eğitim ve öğretim olduğuna hiç şüphe yok.

Aksi düşünülemezdi.

Ülkemizin çağdaş bir yapıya kavuşmasının olmazsa olmaz koşulu eğitimden geçiyordu.

Dolayısıyla bu konuda ne denli başarı yakalandı.

Ulu Önder Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş ülkeler düzeyine erişme bağlamında, sorun yok demekti.

İşte bu yüzden ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin temel amacı, eğitimde kaliteyi yakalamakla birlikte belirlenen hedefe ulaşmak için gereğini yerine getirmek olmalıydı.

Bunun dışında başkaca seçenek yoktu.

Değil mi ki bir hedef belirlenmişti.

Öyleyse ne yapıp edip, eğitim ve öğretim için olmazsa olmaz koşullar eksiksiz yerine getirilmeliydi.

***

Peki getirildi mi?

Atatürk’ün çağdaş ülkeler safında yer almak için temel koşul, “ülkenin her bir köşesinde eğitim ve öğretimin sağlıklı bir şekilde verilmesidir” ilkesi, eksiksiz yerine getiril dimi?

Yoksa, ülke yönetiminde görev yapan hükümetlerin tüm iyi niyetine karşın, beklentiler karşılık bulmadı mı?

Kabul etmek gerekir ki, bu konuda kesin bir yargıya varmak olası değil.

Eğitim adına tüm kriterler yerine getirildi demek ne denli iyimserlik ise aksini söylemek de o denli haksızlık olur.

Bunun yerine şunu diyebiliriz.

Aynı süreç içerisinde her hükümet, eğitim adına elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı.

İş başındaki hükümetlerin hazırladığı, ilişkin olarak TBMM’si tarafından kabul edilen bütçede en büyük payın milli eğitime ayrılması, eğitim ve öğretime ne denli önem verildiğinin göstergesidir.

İlişkin olarak bir önemli ayrıntı var ki yadsımak olası değil.

Kabul edelim ki geçmişten günümüze en fazla kritik edilen husus, sistem oldu.

Özellikle her hükümet değişikliğinde Milli Eğitim Bakanının, eğitimde daha bir kaliteyi yakalamak adına başvurduğu yöntem, çoğu kez eleştirilere muhatap oldu.

Buna karşın muhalif kanatta yer alan siyasi partiler, yürürlüğe konmak istenen sistemle ilgili hükümeti, tabir yerindeyse topa tuttular.

Bunun en belirgin göstergelerinden biri, AK Parti Hükümetinin yürürlüğe koyduğu 4+4+4 uygulamasıdır.

Aynı sistem uygulamaya konalı 2 yıl olmasına karşın hala tartışılması, sistem üzerindeki kuşkuların giderilmediğini gösteriyor.

***

İlişkin olarak Muğla’da durum ne safhada? diye bakalım.

Gözlemlediğimiz kadarıyla, Milli Eğitim adına işlerlik kazanan uygulamalar dün olduğu gibi bugünde masaya yatırılıyor.

Bu konuda gerçekleştirilen son birlikteliğin öncüsü Muğla Eğitim Bir-Sen Başkanlığı.

Ak Parti Muğla Milletvekillerinden Prof.Dr. Yüksel Özden ve Ali Boğa’nın da katıldığı toplantıda 2 temel konu tartışılıyor.

Eğitimde öne çıkan sorunlar ve çözüm önerileri.

Muğla Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin de katıldığı birliktelikte Sendika Başkanı Önder Uçak diyor ki;

Eğitimin ortak paydasında asıl amacımız, Muğla’ya daha iyi hizmetler sunabilmek içindir.

Bu yüzden ilimiz eğitimine bir takım katkılar sağlayacağı düşüncesiyle bu birlikteliği gerçekleştirdik.

Başkanın yaklaşımlarına karşı çıkmak olası değil.

Zira ona göre amaç, ilin eğitime katkı sağlamaktır.

Hal böyle olunca, yerinde bir birliktelik olarak karşımıza çıkıyor.

Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç ise konuya ilişkin görüşlerini şu şekilde açıklıyor.

Sivil toplum kuruluşları, siyasiler ve eğitim yöneticileri olarak yapılan görüş alışverişleri, eğitim sorunlarını çözmede ve projeler geliştirmede faydalı olacaktır.

Milli Eğitim Müdürü Kırbaç’ın yaklaşımları da yerinde.

Buna karşın acaba diyorum!

Milli eğitim bünyesindeki sorunların giderilmesi, her platforma gündeme getirilmiş midir?

Yoksa, sadece 4 yılda bir gerçekleştirilen Milli Eğitim Şurasında mı ele alınmaktadır?

***

Kendisinin aynı zamanda bir eğitimci olduğunu belirten AK Parti Muğla Milletvekili Prof.Dr. Yüksel Özden;

Bir eğitimci olarak Muğla’nın eğitim-öğretim konusunda başarısının yükseltilmesi, istişare odaklı çözümler geliştirilmesi için yapılan çalışmaları yakından takip ediyorum.

Hep birlikte, çocuklarımızın eğitim kalitesini artırmak için çalışmalıyız.

Eğitim kalitesini artırmak için bulunduğu makamların kıymetini bilerek tüm paydaşlar projeler geliştirmelidir.

Başarı ekip işidir.

Kişinin en iyi referansı yaptığı iştir.

Bizim terazimiz iktidar terazisi değil, hakkın terazisidir.

Belli ki Özden, milli eğitim camiasında görev üstlenenlerin asli görevi, eğitimde kaliteyi artırmak olmalıdır derken ilgili ve yetkililere göndermede bulunuyor.

Bunun anlamı, her eğitimci üstlendiği sorumluluğun bilinci içerisinde hareket etmesidir.

Buna karşın milletvekili Özden’in konuşmasının sonuna eklediği, ”bizim terazimiz iktidar terazisi değil, hakkın terazisidir” vurgusu, özde doğru olmasına karşın acaba, mensubu olduğu partinin her ferdi aynı anlayış içerisinde midir?

Aynı birliktelikte son konuşmayı Muğla Ak Parti Milletvekili Ali Boğa yapıyor.

Diyor ki;

Eğitim yöneticilerinin temsil ettikleri misyonları hakkıyla yerine getirmeleri, Muğla’daki eğitim başarısını artıracaktır.

Her meslekte yöneticilerin göremediği kara ve kör noktalar vardır.

Bu kara noktalar, istişare odaklı çalışmalar ile aydınlanacaktır.

Bir kez daha acaba diyorum!

Milletvekili Boğa’nın yaklaşımları yerinde görüşler olmasına karşın, asıl işi kotaracak olan siyasiler aynı yaklaşımları göstermekte midir?

Özellikle Muğla’da eğitim ve öğretimin daha bir iyileştirilmesi adına, geçmişten günümüze yerel bazda ve parlamento düzeyinde görev üstlenenler gereğini yerine getirmiş midir?

İstisna olanlar dışında sanmıyorum.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.