EĞİTİM ADINA TÜRKİYE-ALMANYA MUKAYESESİ

Bu haber 19 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 633 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir ülkenin çağdaş bir yapıya
kavuşması, dolayısıyla gelişen ülkeler safında yer almasının temel koşullarında
biri, şüphesiz eğitimdir.

Siz Türkiye olarak eğitim ve
öğretimi, çağın gerekleriyle örtüşen düzeyde gerçekleştirdiniz.

Öğrencinin her türlü ihtiyacını
karşılayacak donanımla okullaşmayı sağladınız.

Aynı okullarda görev üstlenecek
öğretmenlerin, her türlü sosyal haklarını yerine getirdiniz.

Bu takdirde kesinlikle beis yoktur.

Yanı sıra tartışılır olmaktan kurtulmayan dershaneler
konusu da bu denli gündeme gelmez.

Demek ki siz,
geleceğinizi garanti altına almışsınız demektir.

Yok eğer, ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin
tüm iyi niyetli girişimlerine karşın okullar sayısı itibariyle yetersiz iseniz…

Aynı okullarda görevli öğretmenler, birçok sosyal
haklardan mahrum olarak sınıflara girip çıkmak zorunda bırakılıyorsa…

Hepsinden önemlisi, uygulanan müfredat ve de sınav
sistemleri, özellikle konunun uzmanları tarafından eleştiri yağmuruna
tutuluyorsa…

Gelecek adına sağlıklı nesiller yetiştirdiğinizi
söyleyemezsiniz.

Ki böyle bir
uygulama, gün gelir baş ağrıtır.

Bugün olduğu gibi
üniversite giriş sınavlarında yaşanan kargaşa ve mezun olanlar sayısının gün
geçtikçe önemli rakamlara ulaşması, önemli bir sorun olarak karşınıza çıkar.

Nitekim çıkıyor
da.

Oysa aynı
prensipler doğrultusunda yola çıkan ülkelere bakalım.

Özellikle, yıllardan bu yana çalışmak gayesiyle
gurbete çıkan 3 milyon civarında vatandaşımızın konuşlandığı Almanya ile
Türkiye’yi mukayese edelim.

Ki aynı ülke,
bundan tam tamına 20 sene öncesinde büyük bir travmadan kurtularak, doğu-batı
birleşmesini sağlamıştı.

Bilhassa Doğu
Almanya’nın yüz yüze geldiği ekonomik açmazlardan kurtulmak için Almanya az buz
zorluk çekmedi.

Bugün aynı ülke
için esas olan temel konulardan biri, eğitim.

Türkiye gibi
eğitimi başköşeye oturtan bir eğilimdedir.

Ama bizden farklı
yol izliyor.

Bir kere Almanya’da okul çağına gelmiş her çocuğun
okula gitme zorunluluğu vardır.

Bu durum bizim içinde geçerli olsa dahi, özellikle
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde okula itmeyen çocuklar sayısı hiçte az
değildir.

Almanya’nın 10 milyon öğrenci sayısına karşın bizde bu
rakam yaklaşık 15 milyon civarındadır.

Alman öğrenciler, ilk ve orta öğrenim sonrasında, ana
dilleri dışında İngilizce iletişim kurabilecek seviyeye gelirler.

Bunun yanında 3/1 oranında öğrenci Fransızca, bir o
kadarı da Rusça bilmektedir.

Ya Türkiye’de?

Normal liseler bir yana yabancı dil ağırlıklı eğitim
veren okullarımızdan mezun olanların yüzde kaçı, derdini bir başka dille
anlatabilir?

Aynı Almanya’da 10 milyon öğrencinin 1.6 milyonu
mesleki eğitim alırken, 2 milyon öğrenci üniversiteye gidiyor.

Bizde ise bu oran
çok daha aşağılarda seyrettiği gibi milyonlarca gencimizi üniversite kapıları
önünde bekletiyoruz.

Oysa aynı Almanya, geri kalan öğrencilerin % 70’e
varan kesimini, küçük ve orta ölçekli işletmelerde istihdam ediyor.

Peki bizde?

İşsizler sayısı, resmi rakamlara göre 6 milyon, gayri
resmi sonuçlara göre 15 milyon civarındadır.

Sonuçta, sadece
Türkiye-Almanya mukayesesinde eğitim ve öğretimimizin hal-i pürmelâli,
rakamlarda kendini gösteriyor.

Rakamlar yalan
söylemeyeceğine göre, ilgili ve yetkililerin bir kez daha dikkatini çekiyoruz.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.