Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir

Bu haber 08 Haziran 2017 - 0:25 'de eklendi ve 1.043 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hamle Gazetesi’nin okuyucularına seçtirdiği Muğla’da yılın enlerine ödüllerini vermek için yapılan törendeydik. BU mini seçimde ödülü hak edenleri seçkin bir davetli topluluğu gördü, alkışladı ve ödülleri vermek üzere piste davet edilenler de çok önemli idi.

Konuşanlar oldu; Günün ehemmiyetini binaen oradaki ortama uygun güzel sözler söylediler. Tabi orada ben de konuşsaydım oradaki hazırunâ göre konuşurdum. Ama aslında Hamle neden var? Bu güne kadar neleri savundu, neleri hep tenkit etti? Savunduğu konulardan ne gibi başarı sağlandı? Hamle açıldığı günlere göre Ülkede ne gibi gelişmeler oldu? Bunların açıklanmasında büyük faydalar vardır. Mesela Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olabildi mi? Evet çok büyük başarı sağlandı.

12 Eylül 2010 tarihi bir milat oldu. Çünkü 1961 tarihli Anayasanın 27 maddesi değiştirildi. Hem de yüzde 58 seçmenin oyu ile Ülkenin üzerine çöken hıyanet kısmen dağıtıldı. Tamamen dağılmış saymak için 1961 Anayasasını yapanlar 27 Mayıs ihtilalini de yapanlar olduğuna göre, bunlardan hesap sorulunca ancak tam düzelmiş olacaktır.

Atatürkçülüğü kimselere bırakmayan bu ilericiler veya laikliği Atatürk ilkesi olarak savunarak, Müslümanları işkence edenler,1924 Anayasasında ön şart olan ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir, Millet bu hakkını ancak TBM Meclisine vekil eder. Meclisten başka hiçbir güç veya kuruluş Meclisten üstün değildir1 ibaresi silinmiştir. Yerine Millete birçok ortak getirilmiştir. Mesela bunlardan Anayasa Mahkemesi ancak sonradan yapılan kanunları denetleyebileceği yerde 30 yıllık Anayasa maddesini iptal etmiştir. Üstelik kendi fikrine göre yenisini koymuştur.

1961 Anayasasında Egemenlik Millette olarak seçim yapılır. Seçim sonunda yetkiler paylaşılır. Eğer iktidar olan parti laik değilse veya inançsız değilse, vay çekeceğine; Evvela Ordu başı çeker ve kimler ona tabi olur sıralayalım. Danıştay tayin yaptırmaz, iktidar partisi kendi valisini getiremezse, zaten baştan her şey tersine gider. İkincisi, Okullarda istediği tedrisatı yaptıramaz, Sokak hareketlerini durduramaz çünkü Polis de görev yapamaz haldedir. Bu durumda memur iktidarın değişeceğini hatta ihtilal olacağını inanmıştır görev yapmaz. Zaten ihtilalcilerin ortakları bir siyasi parti vardır. Basında her zaman ihtilal olacağını inanmış kişiler türemiştir. Terörle mücadele başarısızdır. Bundan sorumlu olan hep iktidar olmuştur.

Hamle Gazetesi, sokak anarşisinin kol gezdiği günlerde 1977 yılında yayına başlamıştır. Yalnız Muğla için olmadığını Türkiye’ye şamil büyük düşünen yazıları hep tekzip edilen savaşçıların elinde hep büyümüştür, büyümüştür. Gidişin demokrasi ile düzelmesi için, 27 Mayıs’a karşı fikir el koyma gibi rüya aklımızdan geçmezken, 12 Eylül 1980 olayı gerçekleşti. Ama biz o tarihte Celal Bayar’ın da savunduğu Askerlerin komuta zinciri içinde bu terörü önleyeceğini hep savunurduk.

Seksen ihtilalini yapanlar bizi utandırmadılar. Ekonomiyi uzmanının elinden almadılar. Sivil yönetime en kısa zamanda teslim ettiler. Ülkeye Özal iktidarı ile Menderes dönemini hatırlatan güzellikler geliverdi. Bu güzellikler 87 mahalli seçimde yerini yarı çirkinliğe bıraktı. 1991 seçiminden sonra ise Ülkenin her tarafını tekrar karabulutlar sarmaya başladı. Bu bozuk düzen 2002 yılının son aylarına kadar devam etti.

3 Kasım 2002 tarihinde Menderes’in seçmeni tekrar canlandı ve eski partileri sandığa gömerek geldi, Yeni iktidar olanların işleri çok zordu. Birincisi Milli Güvenlik Kurulu, İkincisi Danıştay, Üçüncüsü YÖK, Cumhurbaşkanı, Anayasa mahkemesi ve üniversitelerden bazıları sözüm ona derin devlet olmuşlardı. İcranın hiçbir kararı tatbik edilmiyordu. Merkez bankasına kendi adamını getiremedi. Ekonominin düzelmesine hep mani oldular.

Milletin içinden çıkan ve bu yola baş koyanların yanında hep bizler olmuşuzdur. Çok büyük badireler gerilerde kaldı. Şimdi Büyük Türkiye’den bahsediliyor, 1950 ile 1960 arasında da Türkiye sıçrayarak gitmişti. 1983 ile 1987 arasında da ülke dünyaya açılmasını öğrenmişti.

Hiç unutamadığım ve hiçbir zaman af edemeyeceğim kimler var diye bana sorulsa, gayet açık olarak şunu söylerim: 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa reformuna hayır diyenler. Hele bunlardan Demokrat Parti ile MHP için mümkün değil. 61 Anayasasını savunanlar özde Atatürkçülermiş!.. Bu yazı 2012 de yazıldı…

ŞİMDİ YIL 2017

Ülkeye Başkanlık sistemi geldi. Yıllardan beri ülkenin içini karıştıran asker ve siyasilere ABD’nin destek olduğu ortaya çıktı…

Yani terörün adı konuldu… Bize karşı olan terör gurupları, bu defa yardım gördükleri Avrupa’nın da huzurunu kaçırıyorlar.

Böyle olacağını yıllardan beri Türkiye Cumhurbaşkanı söylemektedir. Bu sözler

Peygamber sözleridir. İstanbul’un Fethinin müjdesini bin yıl evvel veren İslam peygamberidir. Akdeniz’in suyu okyanusa karışmıyor. Yazan Allah’ın kitabı Kuran ı kerimdir.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.