Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir

Bu haber 16 Ekim 2014 - 4:12 'de eklendi ve 928 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Bu niyetle kurulan Cumhuriyetin, ilk 27 yılı milletin egemenliği ortada yok. 1946’da ilk deneme başladı. 1950’de Millet egemenliği uygulandı. Yapılan seçim ile tek parti dönemine son verilerek, 1950’den itibaren hep çok partili demokratik rejim uygulanması yapılmaya çalışıldı. Uygulanan Anayasa 24 Anayasası idi. 27 sene bu anayasanın her yerini çiğneyenler, 1960 yılı 27 Mayıs günü geri rütbeli subayları kışkırtarak ihtilal yaptılar. Milletin seçerek iktidar ettiği Demokrat Parti için anayasayı çiğnedi diyerek, partinin genç başbakanını ve iki değerli bakanını idam ettiler.
Yeni anayasa yaptılar, Milletin seçerek görev verdiği meclisin yetkilerini işlerine geldiği gibi birçok kuruluşa meclisin üstünde yetki ile donattılar. Bunlardan Ordu, Hukuk, Üniversite milletin seçerek getirdiği Hükümetlere nefes aldırmayacak kadar yetkiliydi. Bunun tek sebebi milletin tek parti döneminin günahını tamamen CHP’ye yüklemiş olmasıydı. CHP ise inatla her fırsatta Milletin her görüşüne ters icraatları uygulamaya hep devam etmesidir.
Özerk kuruluşlar hiçbir zaman CHP’nin izninden çıkmadılar. Millet çoğunluğunun seçtiği Meclisin aldığı her hangi bir kanunu CHP muhalif ise hemen Anayasa Mahkemesine gidiyor ve şartlar ne olursa olsun adı geçen kanun iptal ediliyordu. En yüksek mevkilere gelen Danıştay Başkanı adli yılın açılış konuşmasında, “ALLAH’I İNSANLAR YARATTI” diyerek, adeta Allah yok anlamında yaptığı konuşmayı dinleyen CHP büyükleri alkışlıyor. Oysa bu Ülke insanının yüzde 99’ u Müslüman olduğu bilindiği halde…
Ülkede Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi Müslüman çoğunluğun oyları ile iktidar olmuşlardır. 1995 seçiminde İslamiyet’i açıkça savunan Erbakan’ın partisi en çok oyu almış olduğu için Başbakan tayin edilmesi gerekiyordu. Ancak, diğer partiler Erbakan’a ortak olmaktan çekiniyordu. Çünkü asker kesimi Din’e yatkın bir partinin iktidar olmasını istemiyordu. İşte o sırada 28 Şubat 1997 aslında ihtilal ama, yönetimi geri perdeden emir ile hedeflerine vardılar. 28 Şubat’ta binlerce subay ibadet ediyor diye, hanımı başörtüsü kullanıyor diye, sol görüşlü değil diye ordudan atılmıştır. Hükümet ordunun emri ile Mesut Yılmaz Anavatan adına iktidar edildi. Ecevit yardımcısı idi. CHP lideri Deniz Baykal kerhen emir üzerine hükümete destek oldu. 99 seçiminde CHP barajı aşamadı ve Mecliste yoktu.
1999 yılı yapılan seçim neticesi sıkıntı yoktu. Çünkü askerin istediği Ecevit birinci parti olmuştu. Ecevit Başbakan oldu, Mesut Yılmaz sıkıntısız ortak oldu yetmedi. İkinci parti olan Bahçeli ne oldu da Ecevit’in partisine ortaklığa evet dedi. Hala kapalı kutu gibiyken Ergenekon sanıklarından milletvekili seçince anlaşıldı. Bahçeli ihtilal yapmaya devam etmeleri için o düzene sarılıyormuş. Askerin yetkilerine hep aynen kalması için çalışmıştır.
2002 seçimine gelinirken bütün ülkenin tercih edeceği tek parti yok gibiydi. Nasıl olduysa birden büyük bir gürültü ile kurulan yeni bir parti millete cazip geliyordu. Ancak lider olacak kişiyi tanımak istiyordu. Oysa aranan lider olduğunu kısa sürede millete kabul ettirdi. Ancak, Asker ve Hukuk, sol basın şiddetle karşı çıkıyorlardı. Aslında onların bu hali ile Millet kenetlendi. 3 Kasım 2002 seçiminde sandıktan güçlü bir iktidar çıkıyordu. Ama başına nelerin geleceği bizlerce tahmin ediliyordu. Hep birden dua ediyorduk. Allah’ım onu koru Milletimize bağışla diyorduk. Allah’ım onu korudu. Hala da koruyor. Her yönden baskı uygulanıyordu. Cumhurbaşkanı da yıkıcı ekiptendi. Ak Parti’yi kapatmak istediler, Meclisi toplatmadılar, sol basın ve CHP ona birde MHP katılınca mucize beklerken, piyasaya bir paşanın not defteri yayını sarıverdi. Deniz kuvvetleri komutanı günlük tutmuş; İhtilal için her şey hazır yalnız emir bekleniyor halde iken, yazılan sırların araştırması yapıldı. Çok doğru yazılmış ve ne yazılmışsa aynen çıkıyor da. Adı geçenlerden Mustafa Balbay’ın bilgisayarı da şahitlik ediyordu. Ancak; Mahkeme hakimleri suçluları koruduğu sonradan anlaşılıyordu. Meğerse hakimlerin önemli yerlerdeki yetkililerin yıkıcı ekipten olduğu HSYK seçiminde ortaya çıktı.
HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU SEÇİMİ
12 Ekim günü bütün ülkedeki hakim ve savcılar oy kullandı. Kendi yöneticilerini kendileri seçtiler. Netice olarak, Ergenekon mahkemesinin hakimleri savcıları, Gezi olayını yargılayanlar, 15 ve 17 Aralık olayına bulaşan hakim ve savcılar, Ergenekon suçlularına dışarıdan mahkeme kararı verenler, geçmişte dikkat çeken olaylarda taraf tutanlar seçimde elendiler. Şimdi görüldü ki, hepsi 100 kişiyi geçmeyen hıyanet çetesi, bütün teşkilatı temsil değil. Askerler için de, Hakim ve Savcılar için de aynısı oldu. Ülke kendi hakimini ve askerini seçti.
DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ OLDUK MU?
Demokratik Hukuk Devleti olmak için, hiçbir parti Vatanı aleyhine düşmana Jurnal yapamaz.
Demokratik Hukuk Devletini yaşatmak için Ülkede basın sorumlu olmak zorundadır. Okullar vatanperver gençlik yetiştirecek, Ülkede kimler ırkçılık yapıyorsa, kimler birilerinin ibadet etmesine alay ederse aynen sokak yakanlar ile aynı suçu işlemiş sayılmalıdır, sayılacaktır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.