Efsanevi aşkın mekanı Kapıkırı ve Bafa Gölü için ne yaptık

Bu haber 06 Haziran 2014 - 0:24 'de eklendi ve 1.199 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Mutlaka duymuşsunuzdur; dilden dile, nesilden nesile bizlere ulaşan, kulaktan kulağa anlatılan, sanki gerçekte olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan; söylenceleri, öyküleri, efsaneleri…

Nesneleri ve mekânları kutsallaştırırlar ve sırrını çözemedikleri konuları, çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır.

Dilden dile anlatılagelmiş çok eski hikayelerdir ve anonim halk edebiyatı ürünleridir, onlar…

Efsanelerde çoğunlukla olağanüstülük ağır basar ve gerçek üstüdür.

Biz özümüzde nasıl bir şeyleri barındırıyorsak, onlarda içlerinde hep bir ‘ana tema’ barındırırlar; bu tema sizleri alıp götürür…

Sihirli söylencesi ise büyüler… Bizleri etkiler…

Sanki içlerindeki öyküler gerçekmiş gibi yaşanmışlık hissi barındırırlar. Bu söylenceler her alanda olabilir.

Bazılarının içinde AŞK ana temadır; öğrenince o ana temayı, büyüsüne kapılırsınız. Uğrunda dağlar delinmiştir. Çöller aşılmıştır. Cefa ile ama AŞK‘la çile çekilmiştir. Efsanelerin kimileri; insan ile insanı; kimileri insan ile coğrafyayı; kimileri ise insan ile diğer varlıkları; kimileri de insan ile maneviyatı işler ve bir birine gönül bağı ile bağlananları anlatırlar.

En kutsal bağlardan bir tanesi ise gönül bağıdır.

AŞK gizemli bir şarkıdır.

Aşk’ın hiç bir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yok. Öznedir AŞK. Edebiyat kadar aşkta evrenseldir. Gezer diyar diyar…

Nasıl bir tılsım ki AŞK mekanlar ötesi. AŞK zamanlar ötesi. Aşk’ın nelere kadir olduğunu hepimiz biliyoruz…

Elbette bu dünyayı aşan bir duygu.

Her iki AŞK’a da baktığımızda bizleri olgunlaştıracak yegane özdür…

Aşk dönüşüm işi. Değişimin dönüşüme gittiği engin bir yol.

Zamanlar ötesi AŞK.

Tek formülle açıklanamaz.

Hayatı sadece akılla mı okuyamıyacağız, ötesine geçmeye çalışacak mıyız? Duygularımız, sezilerimizde işin içine girmelidir elbette.

Hayatın cevheri olan AŞK bizi yüreğimizden yakalar.

Hepimiz başlı başına bir eser iken, bizi sadece tamamlayan AŞK’tır.

AŞK en kutsal bağ, öyleyse…

AŞK teması efsanelerde de çok güzel işlenmiştir.

Efsanelerin toplumsal işlevleri var demişti bir yazar.

Gelenekleri ve görenekleri, koruyuculuk işlevi gösterdiğini,

Efsanelerin topluma yön verdiğini,

Teşekkül ettiklere yere mana ve değer kattığını,

Teşekkül ettikleri yere başka bir gözle bakılmasını sağladığını belirtir…

Tarihi gerçeğin dışında halkın gerçek ve kutsal olarak belli bir yer etrafında efsane yaratması, onunla bu gerçeği paylaşması o yerle birleşmesi anlamına gelir. Böylece insanlar kendilerinden bir parça olarak gördükleri şeye daha çok değer verir ve  anlamı daha derin olur.

Her şeyin efsanesi vardır, ama Kapıkırı’nı (Bafa’da) görünce, efsanesini duyunca hayran kalırsınız.

Okumak kadar, gezmekte öğretilerle dolu.

Boş gözlerle değil, dolu gözlerle bakmayı seviyorum.

Hayatı seviyorum ‘ Ben ‘…

Algılayan ve sentez eden olmak istemekteyim…

İçimize değerlerimizi, güzelliklerimizi sindirmeliyiz, özümsemeliyiz diyorum. Bak, gör, algıla, sentez et ve üret felsefesi ile hareket etmeliyiz.

Biliyor musunuz, yüreğim ülkemde; doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde…

Her yerde…

Bu memleket bizim!

Bu çiçek kokulu ülke bizim!

Her gittiğimiz yerde aklımız kadar, yüreğimizde kalıyor.

Ama Milas  Kapıkırı’ nda da aklım kalmadı diyemem. Ayrılırken en sevdiklerimizden yüreğimiz onda kalırya aynen öyle. Çok eski yıllarda çoğunluğumuzun okuduğu bir kitap vardı. “Yüreğinin götürdüğü yere git” der ya. Orayı görmek ve sonrasında yeniden gitmeyi arzulamak. Mistik bir atmosfer. Manzara harika.

Milas Kapıkırı’nı görünüz…

Yüreğiniz ve aklınız orada kalacaktır.

Bugün Bafa Gölü ve kıyıları ne yazıkki, endüstri canavarına kurban edilmişse de hala bir başka gezegen görünümünü koruyor…

Efsanesi hala kulaktan kulağa dolaşıyor…

Milas-Aydın yolunun hemen sağındaki Kapıkırı’ndaki kalıntı, Çoban Endymion´un Ay Tanrıçası Selene ile buluştuğu yer muhteşem. Yakışıklı çoban Endymion´a aşık olan Ay Tanrıçası Selene, işte burada umutsuzluğa düşer; çünkü ölümlü biri ile beraber olması, Zeus yasalarına göre imkansızdır. Anlatıldığına göre Bafa Gölü´nü çevreleyen Beşparmak Dağları geceleri Ay´ın en güzel parladığı yerdir. Hele ki bu güzelliği gece seyre dalarsanız; Bafa Gölü ay ışığı altında gerçekten de gümüş bir tepsidir… Çünkü Ay Tanrıçası Selene, sevdiği çobanı görmek için, en güzel ışıklarını, en parlak biçimde buraya döker. Bence siz en kısa zamanda Çoban Endymion´un Ay Tanrıçası Selene ile buluştuğu yerleri gidin, görün…

Ne kadar anlatabiliyorum bilmiyorum, ama yaşamanız en güzeli olur. Bu ziyaretinizi zeytinlikler içinde, göl kenarında bir yemek veya kahvaltı ile zenginleştirebilirsiniz. Giderseniz, sessiz bir ortamda tepeden ve uzaktan bu güzellikleri seyredin, Çoban Endymion ile Ay Tanrıçası Selene’ye el sallayın…

Efsane de olsa bu aşkı hissetmeye çalışın…

Bir de yetkililer, etkililer, o güzelliklerin varlığını ve yokluğun eşiğinde olduğunu görebilseler, yapılması gerekenleri yapabilseler… Hangi yetkiliye sorsak, doğa aşığıdır. Hemen hepimiz öyleyizdir! Efsanevi aşkın mekanı Kapıkırı Köyü ve Bafa Gölü için ne yapabiliyoruz?…

Diye 2009 yılında yazmıştım bu köşe yazımı. Sadece üzerinde değişiklikler yaptım.

Ne oldu? Hangi çaba ile Bafa Gölü kirlenmeden ve yok olmadan kurtarıldı…

Ey uyan!

Tüm doğa güzelliklerini, kültürel değerlerini kaybedince mi akılanacaksın.

Doğayı  korumak en hassas nokta. Peki hala biz neler yapıyoruz?

Yok ediyoruz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.