Edebiyat öğrenciliğim bitti!

Bu haber 13 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.887 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Siz bilmezsiniz. Yaşım 50’yi geçti, Turgut Reis Lisesi’nden mezun olalı yıllar oldu, ama ben bir türlü edebiyat dersi öğrenciliğimi bitirememiştim!

En son Hamle Gazetesi’nde yaklaşık 15 yıldır, her gün öğleye doğru telefonla aranırdım.

Bazen üşenmez gazeteye gelirdi.

O günkü yazımda yaptığım “imla hatalarımı” sayar dökerdi.

Son Edebiyat Öğretmenimden, Allah rahmet eylesin Oktay Kaya’dan söz ediyorum.

xx        xx        xx

Oktay Kaya benim son Edebiyat Öğretmenim idi.

Kendisine lise son sınıfta yakalanmıştım!

Kompozisyonuma hep 10 üzerinden 6 verirdi… Karşı çıktım mı “Düşüncene 6 verdim, 4 numara imladan kestim” derdi. Aslında üzülmezdim de… Çünkü verdiği en yüksek not zaten 6 idi!

Kendisinden önce Edebiyat Öğretmenim Orhan Akdemir idi. O’nda da 6 üzerine çıkamazdım. Kendisi hayatta. Allah sağlıklı, uzun ömür versin.

Ama Oktay hocamdan bir iki kere 7’yi yakaladığım da olmadı değil hani…

Hamle’de köşe sahibi olduğunda çok sevinmiş, mutlu olmuştum. Bir insanın öğretmeni ile aynı gazetede köşe komşuluğu yapması kadar keyifli bir şey olabilir mi?

Geçen yıl hastalığı ağırlaşmıştı. Tamda yazılarıma yergisi övgüye dönmeye başlamıştı. “Oğlum çok güzel yazıyorsun. Böyle devam et.” sözleri beni yüreklendiriyordu. Gazeteye eskisi kadar gelemez olmuştu. Son arada bir gelişlerinden birinde nasıl olduysa şöyle deyivermişti:
Oğlum Özcan artık sana 9 veriyorum.

xx        xx        xx

Yaşamaya devam etse 10 da alır mıydım?

Sanmam. Zaten vermeye de niyeti yoktu…

Keşke daha yaşasa da 6’lık öğrenciliğim devam etseydi.

Öğretmensiz kaldım…

xx        xx        xx

Oktay Kaya dilimize çok hâkimdi ve üzerine titrerdi. Dil yanlışlarına tahammülü yoktu.

Dil bilgisine sahip olmayanlara çok kızardı. Özellikle biz gazetecilere…

REHBER” başlıklı köşe yazılarını hep, “imla hataları” örnekleri ile bitirirdi. Zaman zaman isimlerimizi vermeden hepimize dokundururdu.

Ben artık Uğur Dündar oldum” havalarına ermiş olan eski yetme, yeni yetme arkadaşlarımın kendisini okuduklarını sanmıyorum… Okumuş olsalar bir şeyler öğrenirlerdi.

Öğrenmenin yaşı yok!

Oktay hocam bir gün gazeteye geldiğinde çok öfkeliydi. Çok sigara içerdi. Çekti iki nefes şöyle deyiverdi o zaman:

İmla kılavuzu kitapları alıp, Muğla’da ne kadar gazeteci varsa birer tane armağan edeceğim.

Güldüm… Gülünce şöyle bir yan profilden bakıp bana da payımı verdi:
Merak etme bi tane de sana vereceğim.

xx        xx        xx

Bizim mesleğe radyo programları ile girmişti. Örnek Radyo’da uzun zaman emek verdi. Bir keresinde beni de konuk etmişti. Muğla’yı, gazeteciliği konuşmuştuk. O programı dinleyen olmuş muydu bilmiyorum, ama ben payıma düşeni almıştım.

Sonra Hamle’de gazetedeki köşesinin adını taşıyan TV programları yapmaya başladı. Benim dersime girmemiş olsa da Turgut Reis Lisesi’nden Din Dersi öğretmenim (ki o dönemin Turgut Reis Lisesi öğrencilerinin hepsinin sevgisini, saygısını kazanmıştır)  “Muhammet Armutçuoğlu” ile dini söyleşiler yaptılar. Çok keyifli olurdu… Hiç birini kaçırmamıştım.

Bir daha benzerini yapan, yapabilen de çıkmadı!

Oktay hocam da uzun zaman sürdüremedi. Her geçen gün ağırlaşan hastalığı alıkoymuştu.

Bilemiyorum, arkadaşlarım arşivden bulabilirler mi?

O söyleşiler, şu içinde olduğumuz Mübarek Ramazan Ayı’na pek yakışacaktır.

xx        xx        xx

Sevgili hocam o olmaz olası hastalığa yakalanmamış olsa daha yaşayabilirdi.

Belki de O’nun en büyük hastalığı “yalnızlığı” idi…

O “yalnızlığını” paylaştığımız günlerden birinde “Hocam memleketine gitmeyi düşündün mü? Orada akrabalarınla belki daha mutlu olursun.” demeye kalktım. Kars’lıydı. Ama Muğlalı olmuştu… “Kars’ı severim. Muğla’yı da sevdim. Oranın havası beni daha da hasta eder. Muğla’nın insanı ile havasına da alıştım. Hem öğrencilerim gelip gidiyorlar. Beni yalnız bırakmıyorlar.” demişti…

Yaşamının son yıllarını ölümüne kadar Hasan Nuri Öncüer Huzur Evi’nde geçirdi.

Oranın da öğretmeni idi…

Yalnızlığı ve belki de yalnızlığının eseri hastalığı olmasaydı daha yaşar mıydı bilmiyorum.

Kime baş sağlığı dilemeliyim, onu da bilmiyorum.

Bu yazımda gecikmiş bir yazı. Bunu biliyorum.

Huzur Evi yöneticilerine ve sakinlerine mi baş sağlığı dilemeliyim? Yoksa Hamle Camiası’na mı? Galiba en doğrusu okurlarına baş sağılığı dilemek…

Başınız sağ olsun…

xx        xx        xx

Sevgili hocam Allah’tan rahmet dilemekten ve senin için dua etmekten başka yapabileceğim bir şey de yok… Üzgünüm…

Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” sözü kimine göre Hz. Muhammet’in, kimine göre de Hz. Ali’nin sözüdür.

Ne önemi var, ha O, ha O… Sonuç da iki mübarek kişiden biri söylemiş. Güzel söylemiş.

Sevgili hocam, zaman zaman kendi kendime “Hocam ne senin öğretmenliğinin ne benim öğrenciliğimin bittiği var.” diye de isyan etmişliğim de vardır. Öğrenciliğim keşke bu şekilde noktalanmamış olsaydı.

Kulağımı çeker gibi uyarılarını arıyorum.

Ama bilesin, her yazımı bitirip, imla kontrolü yaparken seni andığımdan emin olabilirsin…

Sevgili hocam, cennet mekânın olsun. Umarım orada huzur bulursun…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

5 ADET YORUM YAPILDI
ÖMER KUNDAKÇI 13 Temmuz 2013 / 19:48

Kıymetli Özcan abi,
Yazılarınızı zaman buldukkça okumaya çalışıyorum. Sevgili öğretmeninize allahtan rahmet diliyorum. Yaşasaydı ve hala sizin imla hatalarınızı düzeltmeye çalışsaydı tahminim olabileceği bu kadar. Çünkü bu yazınızda da 10 üzerinden ancak 6 alabilirsiniz. O da yine düşüncenizden dolayı. :)… Kolay gelsin…

muammer özdemir 13 Temmuz 2013 / 22:46

oktay hocama allah rahmet eylesin kabına sığmayan bir adamdı adam gibi adam özcan iyiki varsın sende olmasan muğladan haber alamaycağız allah uzun ömür versin

kaya 14 Temmuz 2013 / 01:29

elinize sağlık özcan bey.oktay kaya hocamızı çok güzel anlatmışsınız.

ALİ KÖKCÜ 14 Temmuz 2013 / 14:36

SAYGIDEĞER ÖZCAN BEY YAZILARINIZI HERGÜN TAKİP ETMEYE ÇALIŞANLARDANIM SİZ ÇOK BAŞARILI BİR GAZETECİSİNİZ AYRIMSIZ SÖZÜ ÖZÜ BİRİSİNİZ EN ÇOK BU ÖZELLİĞİNİZ DİKKATİMİ ÇEKİYOR.ALLAH YOLUNUZU AÇIK VE DAİM ETSİN..BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM.

Nebi AYDOĞDU 22 Temmuz 2013 / 00:48

Rahmetli Oktay hocamla bir gün konuşurken laf döndü dolaştı ve özcan oldu artık ama ona söylersem şımarır demişti. Allah Rahmet eylesin oktay hocam…