Düşmez Kalkmaz Bir Allah!

Bu haber 28 Ağustos 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.666 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Dünkü “Karaosmanoğlu ‘Buradayım’ Dedi!” başlıklı yazım elde yedekteydi.

Her zaman yedekte bir yazım bulunur.

Duayenlerimiz Erman Şahin, Tufan Doğu mesleklerinde 50 yıla ulaşmadılar. Hüseyin Kocabıyık ağabeyimizi kutlamak lazım. O 50 yılı yakalamayı becerdi… (!)

Benim başarım, bu köşeyi neredeyse 30 yıldır boş bırakmamak oldu. Ben yaptığımız işi biraz da fırıncılığa benzetiyorum. İnsanları ekmeksiz bırakmamalı…

Bizim yerel gazeteler Pazar günleri çıkmaz. Sizleri sadece Pazar günleri ekmeksiz bıraktım. Dönemin faşist cunta başı Kenan Evren’e hakaretten hapislik günlerimi saymazsak, bir de fıtık ameliyatı olduğumda fazladan iki gün yatınca ekmeksiz kaldı bu köşe…

Çok sevdiğim babamın rahmetli olduğu günde bile boş kalmadı bu köşe…  Dün de… Yedeklemem sayesinde.

Yaşamı yedekleyebilir miyiz?

xx        xx        xx

Düşmez kalkmaz bir Allah” çok kullanılan atasözlerimizdendir.

Kalkmaz” sözcüğü manidar dursa da, öyle değildir. Düşmeyen kalkmaz tabi. Hem atalarımız “kalkamaz” da dememişler. “Kalkmaz” demişler.

İnsan öyle mi? Düşer de kalkar da? Tabi düşüp de kalkamamak da var.

Ben ne çok kalkamayan gördüm, politikada, ticarette, gazetecilikte vs…  Elbette ender de olsa kalkabilenleri de gördüm.

Yani herkes düşebilir. Önemli olan kalkmak…

xx        xx        xx

Muğla’nın kaldırımları öteden beri numuneliktir. Ya yüksektir veya zemini standartlara uygun değildir. İniş çıkış noktalarını hiç sormayın.

Canım başka iller çok mu farklı?

Elbette biliyoruz, il merkezimizden daha kötü ilçelerimiz bile var. Ama tersine Marmaris’in kaldırımları bir harika… Tabi beni başka yerler değil, yaşadığım kent ilgilendiriyor. Üstelik “kültür kenti” olmakla övünülen bir kentte yaşıyoruz. Bilenler bilir, bir de şöyle bir söz vardır:

Kentlerin kültür seviyeleri, kaldırımlarının yüksekliği ile ters orantılıdır!

xx        xx        xx

Beni yakından tanıyanlar bilirler. Bir ortopedik engelli olarak düşe kalka yaşarım bu kette. Her şeye inadına… (!)

Hasan Hüseyin Kormazgil’in şiirinde yer alan dizedeki gibi:

Kör olasın demiyorum, kör olma da gör beni…

Yılda beş altı kere düşmüşlüğüm olur. Şükürler olsun her seferinde kalktım. Bu seferde öyle oldu, ama…

Açık Pazar yerinde bir marketin önünde, kaldırım yüksekti, çıkamadım. Elimdeki değnek kaydı, boylu boyunca yerdeydim. Anlımda kanın sıcaklığını hissettim. Gözlüğümün kırılıp kestiğini düşündüm. Kaldırımdaki parkelerin keni kesmişti…

İlk kez düştüğüm gibi kalkamadım. Kan içinde kalktım. Ama kalktım. Kırık çıkık ta yoktu.

Şükürler olsun…

xx        xx        xx

Kültür seviyemizle ters orantılı kaldırımlarımız yüksek olsa da henüz insanlık ölmüş değil. Çarşı esnafı etrafıma toplandı. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Çoğunun elinde cep telefonu, 112’yi arıyorlar. Neredeyse yarım saat geçti. Sonunda telefon açıldı, ihbar yapıldı. İhbarı yapan dinletilen müzik için 112’ye teşekkürünü bildirdi. Karşılığında telefona bakan hanımın fırçasını yedi…

Ambulans ise beklediğimizden daha kısa bir süre de geldi. Ambulans hizmeti ve acil müthiş… Başka nedenlerle de gitmişliğim olmuştu Acil’e. Acil, bana göre Muğla’da sağlık teşkilatının yüz akı…

112 Acil Servisi ayrı, sağlık hizmeti verilen Acil ayrı… Karıştırılmasın. Övdüğüm sağlık hizmeti verilen Acil.

xx        xx        xx

Alnıma dikişler atıldı, bahçeye çıktık, karşımda 112 Acil Servisi’nin yöneticileri. Şaşırdım. Çağırmamıştım. Kimseyi şikayet etmemiştim. Ambulansın bana vaktinde gönderildiğini savunuyorlardı. Ben “Evet ambulans beklenenden erken geldi, ama çağrı merkezinizdekiler ne halt ediyorlarsa telefonu geç açtılar.” diyorum. O merkezdekilerin ayrıca kibar olmaları gerektiğini ekliyorum. Anlaşamadık…

Anladığım kadarıyla burada da “yaz-kış nüfusu” sorunu yaşanıyor. Yazın artan nüfusla çağrıda artıyormuş. Ancak çağrı merkezindeki görevli sayısı arttırılamıyormuş. Bakanlığın ölçüleri varmış.

Doğrudur. Ancak bakanlığın ölçülerinin statikliği karşısında Muğla’nın yaz-kış nüfusu statik değil ki!

Siyasilerin bu sorunu çözmelerinde yarar var. Çağrı merkezine yarım saatte ulaşılması Muğla’ya yakışmıyor. ALO 155’i aradınız mı memur hemen karşınızda…

xx        xx        xx

Acil servisinden çıktığımda beni karşılayan sadece 112 Acil’in yöneticileri olmamıştı. Meslektaşlarımın hemen hepsi oradaydı. Örgütlü olmak böyle bir şey işte…

Yakın zamanda “Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti”ni kurduk. Geç de olsa İyi ki kurmuşuz… (!)

İlk defa hastaneye düşmedik, ama ilk defa meslektaşlarımın tekmili oradaydı. Cemiyet Başkanımız Cem Kaytan nereden duyup geldi ise karışlayan değil, serviste bana müdahale edilirken yanımda olandı.

Böyle bir anda insanın meslektaşlarının “akraba” gibi yanında olmaları çok güzelmiş. Cemiyetimizin yöneticilerine, arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

xx        xx        xx

Telefonla arayarak, bizzat gelerek geçmiş olsun dileğinde bulunan herkese, Valimiz M. Hakan Güvençer’e, Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Gürün’e, Milletvekillerimizden Prof. Dr. Yüksel Özden’e, eski Bakanımız Erman Şahin’e, AK Parti İl Başkanı Yardımcısı Miraç Cin’e ve İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin’e teşekkür ederim.

Doğrusu Acil servisinin önünde beni karşılayanlar arasında Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler görevlisi İskender Alparslan’ı görünce çok şaşırdım. Hele “Başkanımın selamı ver yapabileceğimiz bir şey olup olmadığını soruyor.” deyince, “Kaldırımlarla ilgili şikâyetimi ilet.” dedim.

Orada bulunanlardan bir dostum anlattı. CHP’de siyaset yapan en kıdemli büyüklerimizden bir ağabeyimiz kalp krizi geçirdiğinde bir gurup ziyaretine gitmiş. Hepsini içeriye almamışlar. Biri girmiş, bir saatte geri gelebilmiş. Şöyle bir bakmış bekleyenlere, “Hadi gidin evinize, adamın öleceği filan yok.” demiş. Dostum şöyle devam etti:

İskender senin ölüp ölmeyeceğini anlamaya gelmiş olmasın.

Güldüm… Yok o kadar da değil, dedim. Aklımdan bile geçirmemiştim.

İskender’i gönderen Belediye Başkanı Osman Gürün değil, Dr. Osman Güründür diye düşündüm.

Sağ olsun…

xx        xx        xx

Çeşitli şekillerde ulaşıp, “Sen bize, Muğla’ya lazımsın” diyenlere ayrıca teşekkür ediyorum. Bir kere daha korkuttuğum için sevgili eşimden özür diliyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
huseyin canel 28 Ağustos 2014 / 18:23

saygıdeğer üstadım geçmiş olsun.

reşat öztepe 28 Ağustos 2014 / 22:07

Gocaman; çok geçmiş olsun.Allahımız aşil şifalar versin. Ak Partinin 1 nci Olağanüstü Genel Kongresine gittiğim için gece yolculuğu yaptığım için yazınızı çok geç okudum. lütfen özrümü kabul ediniz. Zira her gün yazınızı sabah namazından sonra gelir yazınızı okurum.öyle rahat ediyorum. Baştan beri Ulada da muğlada da kaldırımlarımızın standardını yakalayamadık.Ula da aynidir,muğla da.napalım halk seçiyor.yapacak bir şey yok.Çok geçmiş olsun.En kısa zamanda ziyaretinize geleceğim. selam ve hürmet.