DÜRÜST VE DÜRÜŞT (ÖFKELİ) ADAM: ERMAN ŞAHİN

Bu haber 04 Şubat 2013 - 21:09 'de eklendi ve 2.053 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Sevgili Patronum Hayati Bey’e üst not: Sana uğradığımda “Erman Abi güzel bir kitap yazmış. Bir çırpıda okudum. Sen okudun mu?” demiştin. Ben okumaktan öte geçip ba, kitap hakkında yazı bile yazdım.
Genel tarih, olayları ve coğrafyayı genel olarak ele alırken, mikro düzeyde olayları görmez. Oysa asıl insan hikâyeleri, o yazılmayan mikro düzeydeki ayrıntılarda yatar. Asıl trajedi, asıl hüzün, asıl sevinç ve mutluluk, bir türlü yazılmayan o ayrıntılardan süzülür. O ayrıntılar ortaya çıktıkça, “yalın insan gerçeği” ile karşı karşıya kalırız.
Ben oldum olası şehir kitaplarını severim. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” adlı kitabının verdiği bir bilinç olsa gerek. O yıllarda (lise yıllarım) başka bir şehir kitabı bilmediğimden, ilk okuduğum kitap Beş Şehir’di. Sonra diğerleri geldi… Tarihî dönemlere ait şehir kitapları, güncel şehir kitapları… Son dönemlerde Ahmet Turan Alkan’ın Sivas’ı anlattığı “Altıncı Şehir” ve Cengiz Çandar’ın “hergele üslupla” pek çok dünya şehrini anlattığı “Benim Şehirlerim” severek okuduğum şehir kitaplarıydı. Bu kitaplarda, asık suratlı tarih metinlerinde yer almayan insan sıcaklıklarını bulmuştum. Yıllar sonra daha çok siyasî kimliğiyle temayüz etmiş olsa da, bir edebiyatçı hassasiyeti ve tarihçi titizliği ve ciddiyyetiyle yazan Erman Şahin’in “Muğla Yazıları”nı okumuştum. Ardından gene Erman Bey’in “Muğla Avcıları” adlı kitabı geldi… İkisi de hem muhteva hem de üslup olarak güzel kitaplardı… Zevkle okumuştum. (Muğla Avcılar’nı okurken gecenin saat üçünde canım öyle bir Muğla kebabı istemişti ki… “Alacağınız Olsun Erman Bey” diye bir yazı da yazmıştım…)
Geçen ay, Erman Bey’in üçüncü kitabı çıktı. Adı, “Belediye Başkanı”
Siyasete 1950’lerin sonunda CHP’de başlayan ve ısrarla o çizgiyi koruyan Erman Şahin, kitabında 1960-1980 arası Muğla’sını anlatıyor. İkinci cildinde 1980 sonrasını anlatacak. İkinci cildi de yazıyor.
1973, 1977 ve 1984 yıllarında 3 dönem Muğla Belediye Başkanlığı yapan ve 1991’deki koalisyon hükumetlerinde Devlet Bakanlığı’nda ve İmar ve İskân Bakanlığı’nda da bulunan Erman Şahin, Muğla siyasetinin en belirleyici siyasî aktörlerinden biridir. Ama alıştığımız siyasetçilerden değildir Erman Bey. Her şeyden önce bir icraat adamıdır ve icraatlarını güzel bir üslupla yazarak geleceğe taşıma endişesi olan bir siyasî şahsiyettir.
1973’ten itibaren genç bir belediye başkanı olarak, Muğla’yı değiştiren geliştiren bir “etken güç”tür. Kitaptan anlıyoruz ki, parti içi muhalefete rağmen Muğla’yı değiştirmiştir. Bu yüzden ona sadece “etken güç” demek yetmez; “tek başına etken güç” demek daha doğrudur.
Vaktiyle, Menteşe Grubu’nda misafir etmiş ve 4-5 saat süren sohbette, Muğla’yı değiştirme gayretlerini, heyecanla anlatmıştı. Biz de bir değişime canlı şahit olmuş gibi heyecanlanmıştık. O kendinden emin, iyi ölçülüp biçilmiş “hendesi cümleler”le ve doğal jest ve mimiklerle desteklenmiş teyatral üslupla, bizleri büyülemişti.
“Belediye Başkanı”nda, vaktiyle dinlediğimiz değişim hikayelerinden fazlası yer alıyor.
Belediye Başkanı olarak yaptığı işlerin doğruluğuna inanan Erman Şahin, gençtir, toydur, bilgi birikimi zaman zaman yetersizdir ama ümitlidir ve ümitlerinde de inatçıdır. Zaman zaman bu inatçılığı yüzünden gösterdiği tavırlardan dolayı eleştirilir bile. Zamanın valisi, Erman Bey için “Dürüsttür, dürüşttür!…” demiştir. (Dürüşt, “kaba, sert, katı, kalın” demektir. Vali Bey, sanırım Erman Bey’in ısrarlı inatçılığını ve bu uğurda kesin ve keskin konuşmasını ve biraz da haksızlık karşısındaki öfkesini kasd ederek “dürüşt” demiştir; yoksa kaba biri değildir Erman Bey. Ayrıca, Erman Bey, öfkenin yakıştığı biridir. Bo o yüzden “dürüşt” olmasını “öfkeli” olarak anlıyorum.)
Başkanlık görevine başladıktan sonra, işlerin dışardan bakıldığında görüldüğü gibi kolay olmadığını anlayan Erman Bey, bazı durumlarla karşılaştığında en yakınındaki tecrübeli belediyeciye “Napçez bizim oolan?…” diye soracak kadar ve üstelik bunu kitabında yazacak kadar kendisiyle barışık bir insandır.
Arsa ihalelerini “İptal ettim!…” diyecek kadar cesur ama işten anlayanlara “Satmasak olmaz mı?” diye soracak kadar da kendinin farkında olan biridir.
Basit bir eternet takma ihalesini tak diye iptal eden, ihaleyi alana adliye kapısını gösterecek ve bu işi kendi imkanlarıyla yapacak kadar atak birisidir.
Kitapta çok güzel anekdotlar var. Birini burada zikredelim. Emniyet, belediyenin bütün araçlarını, çeşitli bahanelerle toplar. Bütün hizmetler durur. Erman Bey, hemen yetkiliye sorar. Araçların hemen hepsinin trafikle ilgi yasal sorunları vardır. Kiminin şusu eksiktir, kiminin busu… Ama belediyenin de eli-kolu bağlanmıştır. Derhal vilayet ve emniyet dahil bütün resmi dairelerin elektrik borçlarını çıkartır. (O yıllarda elektrik işleri belediyelere bağlı idi.) Her resmi dairenin borcu olduğu için hepsinin elektriklerinin kesilmesi emrini verir. Tabii, belediye araçları serbest bırakılır…
Kitap’ta Muğla yüksek öğretiminin de hikâyesi yer alıyor. 20 Ocak 1975 günü açılan Muğla işletmecilik Yüksekokulu ile başlayan sevda bugün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile taçlanmıştır.
Kitap sadece bir “belediye” kitabı değil, bir taşra kentinin siyasî arka planını ve gelişimini anlatan bir kitaptır. Tarihçiler lokalize çalışmaya yaklaştıkça bu tür kitaplara çok ihtiyaç duyulacaktır. Mesela Muğla’nın 16. Yüzyıldaki durumu, bütün ayrıntılarıyla anlatılmış olsaydı, hepimizin elinde bir hazine olmuş olmaz mıydı?…
Ben kitabı okurken, Erman Bey’in ses, jest ve mimiklerini de düşleyerek okuduğum için ayrı bir tad aldım.
Erman Bey’in kitap yayıncılığında eleştirdiğim bir husus var. Bunu kendisine de söyledim. Hazırlıktan basım aşamasına kadar profesyonel davranmıyor. Ve kendini gereksiz yere çok yoruyor.
Mesela “Belediye Başkanı” kitabının hurufatından sayfa düzenine kadar daha profesyonelce olabilir ve albenisi arttırılabilirdi. 12 punto ve 1.5 aralıklarla, paragraflarda aralık daha da arttırılarak basılan kitap, biraz “taşralı” kalıyor. Oysa kitap profesyonel yayınevleriyle anlaşılıp yayınlanırsa, hem daha güzel kitaplar olur, hem de bütün Türkiye’ye hitap eder.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.