Durmadan Anlatmak Gerek  

Bu haber 21 Ekim 2014 - 0:08 'de eklendi ve 854 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Anlat insanda ölümsüz olmak yaprağının

Hangi ağacın kıvranışı olduğunu

Güzün hazırladığı insan yavrularını

Kışın insan yeteneklerini

Baharın insan olanaklarını

Anlat durmadan”

Cahit Zarifoğlu

 

Durmadan anlatmak gerek insana insan olduğumuzu, hissettirmek gerek, yaşatmak gerek; insana insan olduğu için sevildiğini, saygı duyulduğunu… Bıkmamak gerek, usanmamak gerek, yılmamak gerek, sabretmek gerek. Bütün bu gerekliliklerle kuşattığımız dünyayı da manasınca yaşamak gerek. Hükme itiraz etmemek gerek, hükümle onurlanmak gerek. Gözlerden sözlere yansıyan sevdalarda insanı dillendirmek gerek.

Gerektiğinde manalarca sınırlanmış yaşamı açmak gerek. Rüzgara karşı açmak kanatlarını, suyun akışına inat yokuşlara göz atmak, yerin altıyla göğün üstünü bir tutmak gerek. Bakışlarımıza mana hükmünü vermek. Bakarken, duyarken, tadarken, söylerken ve de hissederken tüm yaşanacaklara sevgi mayasından çalmak gerek. Dedim ya insan olmak zor şey! Basit hiç değil, sıradan hiç değil, hele hele boş hiç değil. Kab var, kabı koruyan kılıf da var. Malzeme var, ustası da var. Yemek nerede? Usül nerede, erkan nerede? Cevap yine insanda başlıyor, insanda bitiyor.

Cevabın nerede olduğunu bildiğimize göre o zaman, soruları sahibine soracağız. Yani insana. Yazılmışlardan öğreneceğiz; çünkü yazılmışlar söylenmişlerden öğrendi, söylenmişler de yaşanmışlardan. Hepsinin içinde de insan var. Neden de insan, sonuç da insan!. Amaç da insan, araç da insan!. Hal böyleyken sorularımız insandan yana. İnsana anlatmak gerek o zaman bu yolun o kadar da kolay aşılmadığını, sabır gerektirdiğini, çile gerektirdiğini.

Neyse söze kattık tüm yükü biraz hafifletelim, darasından çıkaralım net hesabını görelim. Bugünün aynasından neler görüyoruz? Tükenmişlik,  tüketilmişlik.  Çabucak elde edilmişlik. Değer, ölçüt, kriter, baha, başarı, haz, heyecan kelimelerinden bir resmi geçit yapsak hiçbirinden bir mana çıkmıyor.

On dakika önce GS-FB derbisini izledim. Malum sonucun aksine GS yendi. Bir GS sempatizanı olarak sevindim ama; anında bu duyguyu tükettim. On dakika sonra elimde bir şey kalmadı. Mağlup olsaydım ne olacaktı? İsyan edecektim, üzülecektim. On dakika sonra yine elimde hiçbir şey kalmayacaktı. Unutacaktım, anında silinecekti tüm yaşadıklarım. Fanatik olma açısından bakalım galip de gelsem, mağlup da olsam; sevinci de üzüntüyü de tadında yaşamayacaktım. Hazzını alamayacaktım. Çünkü yaşadıklarımı fütursuzca, hodbince, manasızca yaşayacaktım. Hatta hızımı alamayıp tüm gecemi, tüm günümü, tüm haftamı, hatta tüm ayımı, zamanlarımı bu maç ekseninde yaşayacaktım.

Gerisinin manası da yok, hükmü de yok. Her şey iki renkten ya da renksizlikten ibaret. Bütün benliğime  hükmeden bir zincir!. Hani insanın düşünmesine zincir vurulamazdı. İnsanın düşünceleri hüküm altına alınamazdı. Hani insan düşünen hür bir varlıktı. Fanatiklik, insanı kuşatan en küçük zincirlerden biri. Ya prangalar. Ayağını bağlayan, elini kolunu bağlayan, vücudunu hareketsiz kılan. Başları ayak, ayakları baş yapan. Dedik ya, her şey insanda başlıyor, insanda bitiyor diye.

Anlatmak gerek sabırla, inançla, umutla hiç bıkmadan, hiç usanmadan. Yeni yollar keşfetmeli, yeni yollar açılmalı. İnsanların yolu insanlıkta birleştirilmeli. Renklerin ayırdına varmalı insan. Yeşilde, kırmızıda, sarıda, mavide, siyahta, beyazda görmeli tüm renkleri. Kalıplar içinden çıkarmalı, önyargıdan kurtarmalı. GS’da FB’yi sevmeli, FB’de GS’yi sevmeli; orta renk sarıda buluşmalı.

Durmadan anlatmak insana, insan olmanın ayrıcalığını, güzelliğini. Anlatmak gerek sabırla, umutla, inançla bıkmadan, usanmadan. İnsan insanla mana kazanır, insan insanla güzeldir, insana insanı insan anlatır, insanlar insanlıkta buluşur diye. İnsandan nemalananlara son sözüm, insan sermayeniz değildir, insanların üzerinden kazandıklarınız da siz baki olamadığınız için bu dünyada hepsi de fanidir. FB’lisinin de GS’lısının da yan yana oturup dostça maçlar seyredeceği, sonuç ne olursa olsun Hakk’ın bilindiği, tanındığı günler çok uzak ufuklara da kalsa görünmesini  bekleyeceğiz, inanacağız. Bunun bir gün mutlaka gerçekleşeğini insana olan inancımızla anlatacağız, anlatacağız. Ve o bir günü bekleyeceğiz.

“Bir değişme gibidir azrail-

Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar

O yere o ölü

insan kalabalığında ansız bir boşluk açılmıştır

alın kımıldasın

kalp kıvransın

Gölden ansız bir tabutluk su alınmış gibi

Bütün köy kımıldayacaktır / göl gibi”

Cahit Zarifoğlu

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
vipgo şerifali 08 Ocak 2015 / 21:06

Mugla’da yasiyor olsam Mugla’yi bu kadar sevmezdim. Yazinizla Mugla’yi sevmek arasinda nasil bir bag var? Konuyu acmak icap eder..

Insanlari hayvanlar aleminden ayiran sey(ler) ne(ler)dir? Efendim, malumunuz, bizim hayvanlar aleminden daha akilli ve zeki varliklar olmamiz icap eder. Belli karakter ozellikleri ele alindiginda hayvanlar daha one cikabilir; ornegin, kopeklerin koku alma duyulari bizimkilerden daha gelismistir. Lakin genele bakildiginda insanoglunun ozellikleri itibariyle daha bir olgun ve gelismis olmasi gerekir. Keza, insan felsefe yapabilir, bilim gelistirebilir, insandan doktor olur, muhendis, hemsire, ogretmen olur… Ama bir maymundan bunlarin hicbiri olmaz. Simdi hal boyle olunca ne beklersiniz? Sizi bilmem de, ben hayvanlara nazaran boylesi ezici bir ustunluge sahip yiginlarin mutlu ve huzurlu olmalarini beklerim. Peki durum boyle midir?

Adi aklimda kalmadi, eski bir Rus liderin sozudur: “Cogunluk her zaman aptallardan olusur.” Hani, ben de patavatsizimdir ama, boylesi aciksozlu biri hicbir zaman olamadim… Yani Rus lider diyor ki, “Ne kadar anlatirsak anlatalim, anlatanlar – yani asil anlatmasi gerekenler – hep azinlikta kalacaklardir.” (Bakin, bende bazi aci gercekleri Rus liderlerden daha kibar anlatma yetisi var. En azindan o tarafim gelismis.)

Etrafiniza bakiniz… Ogretmenler mutsuzdurlar. Ogrenciler de.. Hastaneye gidersiniz; doktorlar da mutsuzdur, hemsireler de, hasta bakicilar da… Belediyeye isiniz dusse, gorursunuz ki orada calisanlar da hallerinden memnun degillerdir.. Kimse isine seve seve, kosarak gitmez.. Istisnalar disinda isine ve yasama motive olmus bireyler goremezsiniz. Oflayanlar, dert yananlar girla.. Cok acik ki, bir cogu gunluk hayatlarinda ugrasmak istemedikleri islerle mesgul olmak zorundadirlar. Peki neden?

Madalyonun obur tarafina bakalim kisaca.. Maymunlara bakalim ornegin.. Dogasinda serbest birakilmis bir maymun, gun boyu sadece caninin istediklerini yapar. Hangi agaca atlamak istiyorsa ona ziplar, hangi yapraktan yemek istiyorsa ondan yer, uyumak istiyorsa uyur, oynamak istiyorsa oynar, vesaire… Saglikli ise surekli sikayet eden ve zirlayan maymunlar oldugunu hic mi hic zannetmiyorum.

Insana geri donecek olursak… “Kendisinin yarattigi sistem” icabi caninin istedigi seyleri yapabilmek icin surekli caninin istemedigi seylerle ugrasmak zorundadir. Insan diyelim ki gezmeyi sever.. Yahut guzel yerlerde yemek yemegi, sinemaya gitmeyi, denize gitmeyi, en azindan – bir cogu – televizyon izlemeyi sever. Ama cani her neyi yapmak istiyorsa insanin, belirli ve agirlastirilmis bedeller odemek zorundadir. Guzide memleketimizde calisan bir vatandas, senede 2 haftalik ozgurluk icin butun bir yil calismak ve aslinda istemedigi islerle ugrasmak zorundadir. Soruyorum: Eger maas vermeseler – ki maas bireye yapmak istediklerini kismen yapabilme olanagi veren en yegane seylerden biridir -, hangi ogretmen hergun sabahin korunde kalkip bir cogundan hic haz etmedigi ogrencilere ders vermek icin okula gelir? Hangi ogrenci, kendisine gelecek korkusu asilanmamis olsa, hergun ne hayattan, ne kendisinden, ne de isinden memnun olmayan ogretmenlerden bir cogundan haz almadigi konulari dinlemek ve ogrenmek icin okula gelir? Ogrencinin hali icler acisidir. Ileride kisitli bir ozgurluk elde edebilmek icin cok agir bedeller odeyecektir; yaptigi sey sadece odemek zorunda kalacagi bedelleri odemeye hazirlik yapmaktir. Sozun ozu, insanoglu oylesi zeki bir varliktir ki, bir sistem yaratmistir; bu sistemde kavga ve savas vardir, acimasizlik vardir, kalin cizgilerle cizilmis sinirlar ve $iringa ile hayatlardan cekilmis ozgurlukler vardir. Doktor olani hastalara yardim icin yanip tutustugu icin degil, para icin doktor olmustur.. Ogretmen olani devlete sirtini dayayip siradan ama garanti bir yasam surebilmek icin, muhendis olani is hayatinda muhendise ihtiyac oldugu ve nihayet hayatini sinirlayacak bir is bulabilmek icin…

Maymunlar ise, yani insanlarin gectigi mutasyondan gecmemis ve saglikli sekilde kalabilmis olanlari, boylesine bir sistem yaratma egilimine girmemislerdir. Doga onlari bu mutasyona sokmamis ve cezalandirmamistir. Onlarin dunyasinda ulkeler, bolgeler, sinirlar, savaslar pek yoktur. Hicbiri okula gitmek zorunda degildir hergun. Ise gideni de yoktur.. Tek yapilan sey, hergun ne isteniyorsa onu yapmaktir.

Yahu, Allah askina… Herkesin beynine yerlestirilmis sekilde yasayanlar aleminin en akilli uyesi olan insan, kendi cinsinden olanlarin yasami icin nasil boylesi igrenc bir duzen kurmustur, bunun mantikli bir aciklamasi var midir?

Sozun ozu sudur… Insanoglu aslinda ozellikleri itibariyle o kadar yetersiz, aciz ve yeteneksizdir ki; doganin kendisine dunyayi dizayn etme sansini vermesi kendisi adina tarihte vermis oldugu en talihsiz karardir.

Ha, butun bunlarin Mugla’yi Mugla’da yasamazken sevmekle ne ilgisi var? Insan, zayifliklari itibariyle, kotuyu cabuk unutuyor ve gecmise dayali aklinda sadece guzel seyler kaliyor. O guzel iklim, o taze sebzeler, o sahane sahiller, o gunes… Ama aci gercek bir tokat gibi yerlesiyor surata her Mugla’ya geliste… O sahillerin pisligi, orda burda atili pet siseler, denizlerde yuzen bidonlar, artik denizlerimizi terk etmis baliklar, insanlarin yuzdugu yerlerde zipkinla balik avlayan magandalar, sahilde gordukleri ahtapotu sadece zevk icin ölduren angutlar… Yahu, siz hic bir ahtapotu zevk icin ölduren bir maymun gordunuz mu?

Yani… Anlatmak faydasizdir.