Dur Bakalım, Daha Neler Göreceksin!

Bu haber 24 Nisan 2019 - 0:22 'de eklendi ve 747 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Geçenlerde bir kamu kurumuna yolum düştü. Form doldurmaya çalışırken arka tarafta bir vatandaş ile görevli arasındaki konuşma dikkatimi çekti. Görevli “Bizden… alan herkesin bunu doldurması gerekiyor.” diye bir açıklamada bulundu. Cevaptan tatmin olmayan vatandaş “Dört aydır sizden… alıyorum. Bugüne kadar böyle bir şey istenmedi.” deyince bir başka görevli araya girdi.

Dur bakalım, bundan sonra daha neler göreceksiniz!

Vatandaşı azarlar bir tavırla ve herkesin duyabileceği şekilde olaya müdahil olan görevli, kendi yerine doğru geçerken de “Kendi vatandaşına güvenmeyen devlet …” ile başlayan iki cümle daha kurdu.

Vatandaş istenileni yaparken ben de işlemimi bitirip çıktım. Oradan uzaklaştıkça görevlinin vatandaşa tepkisi kafamı kurcalamaya başladı. Ne demekti bu?

Acaba bir görevlinin “Dur bakalım, bundan sonra daha neler göreceksiniz!” tepkisinin altında nasıl bir neden vardı? Ya da bir kamu kurumunun çalışanına bu cümleyi kurduran gelişme neydi? Bu cümle nasıl bir psikoloji ile kurulmuştu? Devlet mi vatandaşına güvenmiyordu, yoksa vatandaş mı devletine karşı dürüst olmadığı için bu uygulama başlatılmıştı? Yürürken bunların ve başımıza neler gelebilirin cevaplarını tahmin etmeye çalıştım.

Cevaplar “yenilgi”yi hazmedememekte birleşiyordu. Bu tepki; olsa olsa zihnen, ruhen, bedenen, siyaseten yenilen insanın bir tepkisi olabilirdi.

Görevli, hükümete ya da kurum yönetimine muhalif bir düşünceye sahip olabilirdi. Personel o birimde kendi isteği dışında çalıştırılan ya da teknolojiye ve çağdaş kurumsal uygulamalara ayak uyduramayan, kendisini yenileyemeyen biri olabilirdi. Bu yeni uygulama, çalışanlara ek bir külfet getirmiş de olabilirdi.

Görünen sebep ne olursa olsun; bu tavır “yenilen” birinin, bu yenilginin acısını başkalarından çıkarmaya çalışmasının bir neticesiydi. Yıllar önce de defalarca “bugün git, yarın gel” tavrıyla köylüyü yoran bir yönetici, hakkını arayan vatandaşa “Bunları Ankara’dan bizi yönetenleri seçerken düşünecektin.” deyivermişti.

Kurumlara baktığımızda, yenilgiyi hazmedemeyen ve her fırsatı yenilginin acısını çıkarabilmek için kullanan birçok çalışan olduğunu görmek mümkün.

Yukarıdaki ihtimallerden hangisi doğru olursa olsun; bir görevlinin vatandaşa karşı böyle bir tepki göstermesi ve vatandaşın yanında kurumsal uygulamaları eleştirmesi asla hoş bir durum değil. Hatta affedilir bir durum değil.

Kurumsal bir uygulamanın vatandaşa bu şekilde izah edilmesi, açıklayıcı bir cevap vermek yerine vatandaşı azarlar gibi bir tavır gösterilmesi, kurumsal bir uygulamadan hareketle “devlet”in eleştirilmesi, “devlet” ile vatandaşı karşı karşıya getirecek bir söylem kullanılması, siyaseten farklı bir düşünceye sahip olmanın getirdiği muhalefetin işe yansıtılması; devlet memuru kimliğine yakışmayan bir tavırdır.

Birtakım bahanelerle keyfi davranmak, vatandaşa karşı agresif tavırlar göstermek, işi yokuşa sürmek, devleti ve kurumları yönetenlerin aldığı kararların acısını vatandaştan çıkarmaya çalışırcasına bir söylem ve davranış içinde olmak; devlet memuru sorumluluğu ile asla bağdaşmayan bir tavırdır.

Elbette “devlet” adına karar alanlar, yanlış kararlar alabilir. Bu karar, çalışanlara ve vatandaşa ek bir külfet de getirebilir. Ancak bu durumun konuşulacağı, eleştirileceği ortamlar bellidir.

Yenilgi psikolojisi ile görev yapanlar, kurumsal imaja ciddi zararlar veriyor. Kurumsal amaçlardan uzaklaşan, aidiyeti zayıflayan, kurum kültürünü özümseyemeyen, teknolojik gelişmelere ayak uyduramayan; dolayısıyla da motivasyonunu kaybeden çalışanlar için bir şeyler yapılmalı. Yöneticiler makam odalarından çıkıp, bir şekilde “tebdil-i kıyafet” yaparak kurumsal hizmetlerin seyrini takip etmeli.

Bana ne?”, “Ben bilmem.” ve bahaneler sosyal yaşamda olduğu gibi iş hayatında da yolumuzu tıkayan engeller. “Zaten…” diye başlayan cümleler de bahanelerimizi besliyor. Oysa devletin ve kurumların “zaten…” demek yerine, “Buna rağmen…” işini yapan çalışanlara ihtiyacı var.

Son bir söz de “devlet”ine laf eden görevliye söyleyelim: Devletini hırpalayarak yenilgiden kurtulamazsın. Devletin itibarını aşındırarak, kendin itibar kazanamazsın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Erdal ÇİL 24 Nisan 2019 / 10:53

“Devletini hırpalayarak yenilgiden kurtulamazsın. Devletin itibarını aşındırarak, kendin itibar kazanamazsın.” Günün Sözü olabilecek kıymette bir söz. Yüreğinize sağlık.