Düpedüz Provokasyon

Bu haber 10 Ekim 2014 - 23:48 'de eklendi ve 742 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bilmem son günlerde ülke geneli, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde meydana gelen olayların makul bir açıklaması var mı?

Birileri çıkıp, bu tür çirkin eylemleri bir sebebe dayandırır mı?
Dayandıramaz.
Bunun ne sağlıklı bir açıklaması var.
Ne de dayanağı.
Bu düpedüz, provokasyon’dan başkası değil.
Aksi olsaydı, sözde IŞİD protestosu altında her tarafı yakıp yıkmazlardı.
Baksanıza gözü dönmüşler, ne dur biliyor ne de durak.
Eline ne geçirdiyse ve de neresi olursa olsun talan ediyor.
Asla kabul edilemez olanı da, okullar.
Okulların yakılması.
Ülkenin geleceğinde sorumluluk üstleneceklere eğitim ve öğretim anlamında sekte vurulmak istenmesi.
Hal böyle olunca tek bir şey söylenebilir.
Sanırsınız yabancı bir ülkeyi istila ettiler.
Önüne ne gelirse yakıp, yıkıyorlar.
Tıpkı, Kurtuluş Mücadelesi sürecinde İzmir’i işgal eden Yunanlıların yaptığı gibi!
Bu durumda denmez mi?
Demez miyiz?
Bunların düşmandan ne farkları kaldı!
Ama, içimizdeki bir takım kandırılmışlar olursa olur.
Şimdi olduğu gibi yakıp yıkarlar.
Sanki yaptıkları marifet!
Birileri aferin diyecek!
Elbette, onlar için bir şeyler deniyor.
Gözü dönmüş ve de kandırılmışlar.
Başkaca yakışan yafta yok.
Olamaz.
Her türlü çirkinlik gözler önünde sürüp gidiyor.
***
Aslında IŞİD örgütünün bugüne değin sürdürdüğü eylemlerin en şiddetlisi şu sıra KOBANİ’de devam edince, sözüm ona protesto adı altında eylemlere girişiliyor.
Kaldı ki, dünyanın birçok ülkesi yanında, özellikle Avrupa kıtasında konuşlananlarda da protestolar var.
Ne var ki hiçbir ülkede bizdeki benzeri olaylar yok.
Zira, ülkemizin birçok kentinde gözlenen eylemler, üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.
Aksi iddia edilemez.
Sözde protesto adı altında her taraf talan ediliyor.
Bu durumda kimseyi ikna edemez ve de kandıramazsınız.
***
Meselenin bir başka üzücü boyutu var ki, yazık demekten kendimizi alamıyoruz.
Yıllardır ülkemizi kana bulayan, ilişkin olarak binlerce insanımızın ölümüne neden olan terör olaylarının önlenmesi adına çok önemli mesafeler alınmıştı.
İlişkin olarak, büyük emek ve fedakarlıklarla ümit verici bir noktaya gelen “çözüm süreci” her kesimi mutlu kılmıştı.
Dolayısıyla bazı art niyetliler hariç, herkes gelinen noktadan mutluydu.
Sağlanan konsensüs devam etsin isteniyordu.
Ne var ki olmadı.
Zira ay akşamdan doğdu.
Kesinlikle abartı değil.
Aksi olsaydı bunca çaba ile sağlanan çözüm süreci, aslı tasvip edilmeyen eylemlerle sekteye vurmazdı.
Kısaca tekrar başa dönülmezdi.
Yazık ki yazık!..
***
Kobani’de yaşanan insanlık dramı için kimler nasıl bir yorumun sahibi ve de eğilimde bilmiyorum ama realite o ki, burada dünya bir sınav veriyor.
Özellikle dünya jandarmalığına soyunan ve de burnundan kıl aldırmayan Amerika.
Yanı sıra aynı ülkenin dümen suyunda giden birçok Avrupa ülkesi!
Bakıyoruz aynı ülkeler Kobani’den yana olduğunu söylüyor.
Buranın IŞİD’in eline geçmesini istemiyor.
Ama, yeterli adımlar da atılmıyor.
Hal böyle olunca bunun anlamı, Kobani’nin kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığıdır.
Bizim deyimimizle kendi göbeğini kendisinin kesmek zorunda olduğudur.
Kısaca kaderiyle baş başa kaldığıdır.
Başka türlü düşünemezsiniz.
Yoksa müttefik ülkeler laftan başka şeyler üretirdi.
***
Peki Birleşmiş Milletlere ne buyrulur?
Aynı kuruluşun amacı, bu tür durumlarda müdahale zemini hazırlamak değil midir?
Dünya barışının tesis edilmesi için gerekli adımların atılmasını sağlamak değil midir?
Ne var ki değil.
Artık anlaşılmıştır ki aynı kuruluş semboliktir.
Ne denli aksi edilse, şiddetli savunucuları yaptırım gücü yüksek bir teşekkül olarak lanse etmeye çalışsalar da Birleşmiş Milletler sıradan bir kuruluş olmaktan öte değildir.
Bundan böyle de hiçbir inandırıcılığı olmayacaktır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.