Dünyanın Sonu Değil

Bu haber 28 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.011 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm ilk ve orta dereceli okullar, geçtiğimiz hafta sonu 2013-2014 Eğitim ve Öğretim dönemi yarıyıl tatiline girdi.
Yaşadığımız kent Muğla’daki okullar için de tatil süreci başladı.
Böylelikle il genelinde konuşlanan 722 ilk ve orta dereceli okullarda eğitim ve öğrenim gören 146 bin 68 öğrenci aynı tatilden istifade edecek.
Bunun anlamı bir öğretim yılının ilk yarısının sona erdiğidir.
Dolayısıyla 15 günlük süreçte öğrenciler, dilediğince tatil yapma imkanı bulacaklar.
Bulmalılar diyorum.
Bir öğrenci için asıl olan, tatili en iyi şekilde değerlendirmektir.
Nasıl ki bunca sürede dersleriyle haşir neşir oldular.
Kendilerine dinlenmeleri bağlamında bir zaman ayıramadıkları için bu tatil onlar için ilaç olmalı.
Kısaca, gönüllerince eğlenip dinlenerek ikinci yarıyıla daha bir zinde girmeliler.
Yok eğer tersi olur!

Özellikle ailelerin baskısıyla bu süreçte de ders çalışmaya zorlanırlarsa, bir eğitimci olarak bunun sağlıklı bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.
Yine de, karnelerinde düşük not olan öğrencilerin anne ve babaları, bu tatilde ders çalışmaları gerektiğinde direteceklerdir.

Ama yanlıştır.

Onlar bu şekilde davranmakla cezalandırdıklarını düşünürler.
Oysa, tekrar altını çiziyorum.

Karnelerinde düşük not var diye yavrularını ders çalışmaya zorlayan ailelerin yaklaşımları doğru değildir.
Aileler, çocukların hiç değilse 15 günlük tatilin bir haftasında dinlenmesi gerektiği şeklinde tavır almalılar.
Kaldı ki bu durumdaki öğrenciler, 15 günlük sürenin tamamını gezip tozmakla geçirilmeyecektir.

Bu yüzden, ilk dönemde istenilen başarıyı gösteremeyen öğrenciler için asıl olan, belirli bir süre dinlenmek ve sonrasında ders çalışmaktır.
Şayet, mutlaka ders çalışmalısın diye diretilirse, öğrenci değişik haleti ruhiye içerisine girebilir.
Her halde hiçbir aile çocuğunun bu duruma düşmesini istemez.

***

İlişkin olarak meselenin bir başka boyutu daha var.

O da çocuğu cezalandırmak!
Bakınız bir konuda uzmanlar ne diyor.
Eğitim ve öğretim sürecinde derslerinde başarılı olamayan çocukları cezalandırmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla kıyaslamak, korkutmak kişiliğe yönelik saldırılardır.
Ailelerin bu tür davranışlarında çocuklarda suçluluk duygusu oluşur.
Her halde, psikologların bu tespitlerine karşı çıkmak olası değil.

Çıkılamaz.
Ailelerin baskısı sonucu en yakınımızda dahi bu tür olumsuzlukları tanık olmuşuzdur.
Bu konudaki görüşlerini dile getiren uzmanlar bir önemli ayrıntıyı daha dikkat çekiyor.
Aileler çocuklar üzerinde baskı kurarsa, çocuklar savunmaya geçebilir.
Yanı sıra uyum ve davranış sorunları ortaya çıkar.
Özellikle aileler karne dönemlerinde, çocuklarını yalnız bırakmamalılar.
Ve de onlara değer verdiklerini göstermelilerdir.

Ülkemizde çoğu zaman karşılaşılan bu durumlar üzerine ciddi şekilde eğilen uzmanların bir tavsiyesi daha var.
Aileler tatillerin aynı zamanda dinlenmek olduğunu akıldan çıkarmamalı.
Veli ve öğrenciler, verimli bir takvim oluşturarak zamanı değerlendirmelidirler.

***

Şimdi…
Konuya ilişkin görüşlerini açıklayan uzmanların altını çizdiği ayrıntılar bunlar.
Bunlara karşı çıkılamaz.
Her biri, elde edilen bulgular sonucu ortaya çıkan kriterler.
Öyleyse, tüm ailelere düşen görev, çocukların psikolojileri üzerinde olumsuz etki yaratacak tutum ve davranışlardan kaçınmalarıdır.
Bilhassa derslerinde istenilen başarıyı gösteremeyen çocuklara ailelerin yaklaşımı, kendilerine güven aşılamak şeklinde olmalıdır.
Birinci dönem böyle oldu ama sen ikinci yarıyılda başarılı olacaksın.
Bundan en küçük şüphemiz yok diyerek, teselli etmeleridir.
Yok eğer tersini yapar!
Onları rencide edecek davranışlar içerisine girilirse, çocukların psikolojileri üzerinde telafisi zor etkiler yaratılır demektir.
Kısaca, bu tür durumlarda ailelere düşen görev, başarısızlığın dünyanın sonu olmadığını telkin etmektir.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.