Dünyanın Öbür Ucunda

Bu haber 03 Ocak 2017 - 0:02 'de eklendi ve 496 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

 “İnsanlar hangi dünyaya kulak kesmişse öbürüne sağır..”

İsmet ÖZEL

 

Yeni bir seneye doğru dakika dakika ilerlerken geçen bunca yılbaşı akşamlarının bir muhasebesini yapıyorum içimde. Önce çocukluğumun yılbaşı akşamları. Çekirdek ailemin merkezinde akrabalar, komşular dostluğun gönüllerimizi sevgi ile kuşattığı her daim taptaze anılar… Birlikte oturulan sofraların eşliğinde yapılan sohbetler, siyah-beyaz ekrandan yansıyan şarkılar, türküler bir yanda kendi içimizde oynanan yılbaşı tombalaları.. Daha sonrası biz çocukların kendi oyun sahamız evin yüklüğünde kendi hayal dünyamızdan yansıyan maceralarımız.. Uzakların gönülce yakınlığını ileten en samimi yılbaşı tebrikleri : Mektuplar, rengarenk kartpostallar..

O zamanlar idrak edemediğimiz ya da hasleten yaşadığımız; içinde herhangi bir bit yeniği aramadan öylesine kabullenip yaşama geçirdiğimiz mutluluklarımız. Bir farkındalık anı, belki de idrake dair ilk kıvılcımlardan biri!.. Çocukluk işte; ne görürsen istiyorsun. Televizyonda o dönemlerin misyoner dizisi Küçük Ev ve de İngalls ailesinin mutluluk oyunları revaçta. Biz de oradan bize yansıtılan yılbaşı adı altında ama hakikatte Noel kutlamalarının etkisi altında kalıyoruz. Babamdan yılbaşı çamı alıp gelmesini istedim. Babacığım da bizim her isteğimizi yerine getirmeye çalışır. Almış gelmiş bir çam dalı, biz de süslüyoruz. Hediyeler, dilekler.. Yeni yıla ait umut dolu mesajlar.. Bunda ne kötülük var ki.. İşte o an evimizin erkan-ı harbi rahmetli babaannemin tepkisi ile karşılaşıyoruz. Ki genelde halim, selim sessiz bir insandır ama; o gün ender tepkilerinden birini gösteriyor. “Bunlar gavur adeti, onların eğlenceleri. Varsın onlar kutlasın, bize ne? Alın bunları gözümün önünden!” demişti.

Çocuk yüreğimde bunu o zamanlar pek tahlil edemedim. Sonraki yıllarda aynı heyecanla olmasa bile; çam ağacı süslemeleri ve de Noel Baba da olmadan yılbaşılarını kutlamaya devam ettik. Hep aynı niyetle.. Yeni yılın ailemize, dostlarımıza, milletimize ve tüm insanlığa güzel günler getirmesini dileyerek.

Sonrada öğrendik ki bizim başka bir yılbaşımız da varmış: Hicrî yılbaşı!.. Babamdan önceki bütün kuşakların doğumları, ölümleri bile bu takvime göre belirlenirmiş. Dedem rahmetli 1315 doğumlu. Bunun miladî takvime göre hesaplamasını yapmayı yıllar sonra öğrenmiştim. Dedem takribi 1899 doğumluymuş. Bu ne demek? Bizler bir yanda İslam alemi adına her daim Yaradan’dan yaşanacak günlere dair hayır dolu dileklerimizi, dualarımızı hicrî takvime göre belirliyoruz. Ama tüm dünyanın uyduğu ve takip ettiği miladî takvimde gündelik yaşamımızı belirliyor. Ve bizim için gündelik ve sıradan bir gün olan miladî yılbaşında da tüm insanların yaptığı gibi gelecek adına hayırlar istemenin  ne zararı olabilir ki..  Sorun şurada? Bizim için yazılan sahte senaryoların kandırmacalarına, tuzaklarına ve de benliğimize, özümüze mal olacak mayınlara basmadan. Hep kendimizde kalarak..  Yoksa Hakk’ın tüm yarattıklarına karşı hasletimiz, sevgimiz ortaktır. Kim olduğumuz unutturulmadan, kopyalanıp yapıştırılabilecek tüketim malzemesi olmadan.. Evet tüketim malzemesi olmadan!. Yoksa yılbaşı çamıdır, Noel Babasıdır; onlar yerli yerinde dursun. Onların sahipleri belli. Bizim sahip olduklarımız da belli!.

İşte, o zamanlar başta rahmetli babaannemin bir o kadar masumane, bir o kadar bilinçli tepkisine anlam veremeyen bizler yıllar içinde yaşadıklarımızla, okuduklarımızla ve de şahitliklerimizle gerçeğin neresinde olduğumuzun acı da olsa farkına vardık. İnsanlığın tüm ortak değerlerinde gönlümüz bir ama; dünyanın öbür ucunda neler yaşanıyor? Ve herkes bu yaşananları aynı gözle mi görüyor? Zannederim bunun cevabını herkes görebilecek bilinçte ve akılda olduğu zaman her şey rayına oturacak. Bir gönderi,  tam bu yazıyı yazma tahayyülünde olduğum vakte erişti. Mesleğe hatta hayata beraber başladığım dostlarımdan biri yılbaşı konusuna eğildiği ciddi bir paylaşımda bulundu. Ahmet Demirkol, Bursa’mızda edebiyat öğretmenliği yapıyor. Paylaşımı da dünyanın öbür ucundan ve de bize dair aktarımlar içeriyor. Önemli olan da dünyanın öbür ucunda yaşananları görebilmek ve de fark edebilmek değil mi?..

“…..Bir öğrencim, “Yılbaşı kutlamalarına katılacak mısınız veya bu konuda ne düşünüyorsunuz*” diye sormuş mesajında. Ona verdiğim cevabı paylaşmak istedim sizlerle.

“İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır…” diyor İsmet Özel. Dünyayı sömürenler, yağmacı, hırsız, katiller düzenlerinin sona ermesinden korktukları için, kendi uygarlık anlayış ve davranışlarıyla köleleştirdikleri zavallı üçüncü dünyalıları, uyanışa geçtikleri için öldürüyorlar veya kendi kurguladıkları bizden görünen işbirlikçileriyle öldürtüyorlar. Şimdi bu gündemde katillerimize ne kadar az benzersek o kadar onurluyuz.

“Köleler gördüm, gözleri vitrinlerde”, diyor şair; yetmez gibi yılbaşı v.b gündemlerle kapitalzimin tüketici sürüsüne yeni elemanlar, sığırlar, koyunlar devşiriyorlar yılbaşı hediye ve harcamalarıyla.. Noel Baba, sanıldığı gibi Hristiyanlık propagandası yapan bir papaz değil, uluslar arası sömürünün kullanışlı, becerikli bir reklam soytarısı, modern katiller ve hırsızlar her biri insanlık suçu olan eylemlerini, kibar sözler ve davranışlar; aslı gizlenmiş ikili niyetler; cicili bicili giysiler ve eşyalarla ne de güzel örtüyorlar; yılbaşı çamı ağaç katliamı, hindili sofralar hayvan katliamı sayılmıyor. Son kırk yılda Noel Baba’nın Batılı çocuklara bacadan attığı hediyelerle milyonlarca BATILI  mutlu olurken; aynı Noel Baba’nın DOĞULU MÜSLÜMAN coğrafyaya, bu defa savaş uçakları ve uşaklarıyla gönderdiği hediyelerle 30 milyon Müslüman öldürüldü; tuhaf  olanı şuydu: Noel Baba’nın dostlarına getirdiği hediyeler bizden çaldıklarıydı ve bu tonton mahluk yaman bir hırsızdı.

Dünyayı böyle okuyan ben yılbaşını hangi duygularla karşılayabilirim, hadi sen söyle? Kulaklarımda henüz Bosnalı çocukların feryatları çınlarken, bunlara Doğu Türkistanlı, Keşmirli, Arakanlı, Filistinli çocuklar eklenmişken şimdi Halepli, Suriyeli yetimlerin çığlıkları gelirken söyle; onların katillerine mi benzeyerek eğleneyim. Üstelik sıra Türkiyeli çocuklara gelmişken, öyle mi?…..”

Sözü tavında, tam deminde bırakmak gerek ama; yeni seneyi güzel dileklerimizle yüreğimizdeki hasretle, hasletle kapatalım. Barışın, sağlığın, umudun, hayâllerin ve de mutlulukların hükmünü yine biz “insanlar” belirleriz. Zamanın da hükmü biz insanlaradır. Barışa, sağlığa, umuda, hayâllere ve mutluluklara değil!. Allah bu yeni senede ve gelecek yıllarda önce biz insanlara “insan” olmanın şuurunda akıllı, izanlı, irfanlı ve erdemli olmayı nasip etsin. Nasip etsin ki tüm insanca muratlarımız insanlık adına yerine gelsin. Tüm sevdiklerimize selamlar..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.