Dünya O’nu Kadın Hakları Savunucusu Olarak Tanıdı ve Tanıttı « Hamle Gazetesi

Dünya O’nu Kadın Hakları Savunucusu Olarak Tanıdı ve Tanıttı

Bu haber 06 Kasım 2015 - 8:29 'de eklendi ve 1.026 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

 

Dünya O’nu Kadın Hakları Savunucusu Olarak Tanıdı ve Tanıttı

 

Kasım ayı hüzünlerin olduğu bir ay. Atamızı ebediyete uğurladığımız ve anma törenlerini yaptığımız bir ay.

Atatürk cumhuriyeti kurdu ve bizler yaşatıyoruz. Cumhuriyetin ilanında Latife Hanım meclisteydi.

Latife Hanım Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi.

Gazeteci Yazar İpek Çalışlar, şimdiye kadar tanımadığımız ya da farklı tanıtılmaya çalışılan Latife Hanımı anlatmış. Hüzünlü bir aşk var burada.

İnsanı okumaya tutsak edecek derecede güzel yazılmış bir yapıt.

Çok önemli kaynakçalara dayandırarak kaleme almış. Elinize alınca Latife Hanım kitabını tarihin sahnelerini hissederek okursunuz. Nasıl hissetmeyelim ki? Yeniden doğuşumuzun  türküsü vardır satırlarda. Eğer ki hissiyatlarınız gelişmiş ise bu derin ve ölümsüz aşk, hüzünlendirir sizi ve çöker kalbinizin üzerine. Malum, Latife Hanım Atatürk’le evliliği bitince ebediyen suskunluğa gömülmüş ve sırlarıyla mezara gitmiştir. Son nefesine kadar Atatürk’e derin bir aşk ile bağlı kalmıştır. Kapısından gazetecilerin ayrılmadığı Latife Hanım, ketum yapısı ile tarihsel geleneğimizi devam ettirmiş ve tek kelime konuşmamıştır. İnsanları böylesi değerleri, haysiyetli ve yüce  kılmaz mı?

Ve Atatürk ömrü boyunca sevdiği ve evlendiği Latife Hanıma beyaz güller göndermiş,  Atatürk hem hissi hem de çok zarif bir kişilik.

Latife Hanım’ın yabancı mürebbiyeler sayesinde birçok yabancı dil bildiğini biliyoruz. İzmir’in işgali ile ailenin Avrupa’ya taşındığını ve Latife Hanım’ın İngiltere’de liseyi bitirip, Paris ‘te Sorbonne Üniversitesinde 3. sınıfa kadar hukuk eğitimi aldığını ve bu eğitimin kadının hakları anlamında Latife Hanım’a ışık olduğunu ve bu ışığı da Atatürk ile olan evliliği döneminde, Türk kadınının temel hak ve özgürlükleri almasında kullandığını İpek Çalışlar biyografide, insanı büyüleyen bir akıcılıkla anlatmış ölümsüz aşklar varda, ölmeyen aşık var mı diyor şair. Latife Hanım’da Atatürk‘e olan aşkı hiç bitmemiş olan ölümsüz bir aşktır.

2,5 yıl süren ve biten evlilikten sonra, Atatürk’e mektup yazmak ve eşine duyduğu derin aşkı özlemle, hasretini mektuplarında dile getirmiş. Tarihçi yazar Murat Bardakçı’nın yayınladığı bir mektubunu sizin için buraya taşıyorum.

Latife Hanımın bu mektubunu okuyunca benim, hissi olan kalbimi duygu girdaplarına sokmakta farklı tarifsiz mecralara götürmekte.

Diyor ki Latife Hanım, “Kastamonu, Bursa, Balıkesir, Akhisar, Manisa, nihayet benim güzel yurdum, kokusu ölmeyen güller gibi kokan temiz İZMİR…

Sana hissiyle fikriyle, bütün mevcudiyetiyle, ebediyen mağlup ve merbut (bağlı) bir aşık sıfatıyla! Bütün geçtiğin yollarda seni hatve hatve (adım adım) takip ettim. Ne ilahi bir adamsın. Hepimizin vazifesi hitabelerinin her kelimesini vatanın müdavileri olacak olan genç neslin ta kalbine hakketmektir.

…… Büyük, küçük, hep sana müteveccihiz (yönelmişiz).

Bir zamanlar, ‘Hedefiniz Akdeniz…. Düşmanı harim-i ismetinde (vatanın kutsal koynunda)
boğacağız…. ileri’ dedin ve orduların başına geçerek, misli görülmemiş bir süratle, İzmir’e girdin..

Hatırlıyor musun?

Orada, esir Türk kızı, kara zincirlerle bağlanmış, ağlıyordu. Sen doğruca ona gittin. Onu istiklâline kavuşturduğun İzmir’in, ‘zafer kızı ’yaptın. Fakat elindeki, ayağındaki zincirleri çözen sen… Onun gönlünü müebbeden (sonsuza kadar) kilitledin. Evet. Zafer sana aşıktır, büyük adam! Sen Zafer, Zafer benimdir diyenindir’ dersin. Kendinde bu kuvvet ve kudreti bihakkın (hakkıyla) görecek bir dâhiyi, saatler, günler değil… Asırlar yaratır. Bugün de, azîz reisim, yüksek dehâ tepesinden ‘Hedef medeniyet… Daima ileri’ diyorsun. Muvaffak olacağına eminim. Zafer sana âşıktır. Fakat bu defaki mücadele zamanladır. (…) Büyük reisim! Hitabelerin baştanbaşa birer şâheserdir. Fakat İzmir’de söylediğin sözler, ancak derin his sahiplerinin
telâffuz edebileceği bir şiir mecmuasıdır. ‘Hissî’dir. Benim güzel yurdumun aziz misafiri! Haklısın, İzmir his ve vefa memleketidir. Bilsen ne kadar mahzunum. Vefâdan bahsedenler bizzat vefâkâr olanlardır. ‘Beni
senin mavi gözlerinden hiçbir kuvvet ayıramaz’ Bütün İzmir sana arz-ı sadakat ederken (bağlılığını gösterirken), sen de onları sevdiğini söylerken, kendimi bu sürüden ayrılmış addetmiyorum. ‘İzmir’i, İzmirlileri bütün millet bir hedef-i istihlâs (kurtuluş hedefi) telâkki etmiştir buyuruluyor… Bu halâs (kurtuluş) güneşinin doğduğu gün, karşına, genç bir Türk kızı olarak çıkmak cesaretini evvelâ ben gösterdim. Bundan dolayı çok mahzurum (zarar içerisindeyim). Çünkü karşıladığım sensin.” diye devam eder Latife Hanım.

Duygu ve hislerle kaleme alınmış bir mektup… Latife Hanım’ın yayınlanmamış ve TTK  aile tarafından verilmiş mektupları kim bilir, hangi hüzünlerle hangi duygularla kaleme alınmıştır. O zaman ki, TTK başkanı sayın Hallaçoğlu’nun, “Latife Hanımın mektupları okunmadan cumhuriyet tarihi yazılamaz” beyanı hafızalarda aynı tazelikte durmakta ve bu biyografide kadın haklarının savunucusu, eşi karşısında güçlü duran, ona destek olan kültürlü bir kadını görüyoruz…

Dünya basını, Latife Hanım’ı ilk günden itibaren bir kadın hakları savunucusu olarak tanıdı ve tanıttı. Latife Hanım gerçekleştirilen reformlarda rol oynadı. Atatürk’ü ebediyete uğurladığımız kasım ayında, Ata’mızın yanında yüce kadını anımsatmak istedim.

Türkiye’ye ve bilhassa Türk kadınına yapmış olduğu hizmetler için Latife Hanıma, tüm Türk  Kadınları olarak minnettarız…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.