Dünya Kabuğuna Çekilmek

Bu haber 29 Ağustos 2017 - 0:56 'de eklendi ve 663 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Karanlıktan herkes korkar, ama karanlıktakilerin aydınlığa çıkarılması gerekir.”

Kabuk Adam’dan.. (Aslı Erdoğan)

 

“İşte seni tanıdım insan!..” dediğim anda her şey bir anda değişiyor. Bir seyahatte, bir konuşmada, bir haberde, bir okumada her şey değişiyor. Tanıdığım o insan avuçlarımın arasından kayıp gidiyor. Aslında bütün yaşamımız önce kendi benliğimize sonra insana dair yeni şeyler öğrenmekle geçiyor. Velhasılı yaşayarak öğrenmeye devam!.

Bu sefer yeni okumalara giriştim. Planlamam biraz dağınık. Okumayı planladığım kitaplar beni hiç alışık olmadığım bir dünyaya götürecek. Her insanın kendi içinde bir dünya olduğunu düşünürsek her kitap bize çok farklı dünyaları tanıtacak demektir.

Listemde hangi kitaplar var derseniz hepsi de hediye statüsünden kitaplığıma dahil olduklarından özel konumdalar. Sadık Hidayet’ten “Baykuş”, George Orwell’dan “1984”, Aldous Huxley’den “Cesur Yeni Dünya”, Yeşim Monus’tan “Bozkır, Kuş ve Balık” ve de Aslı Erdoğan’dan “Kabuk Adam”.

Tabiki bu liste beni epey yokuşlar tırmandıracak, yeni kurguların içerisinde hiç de alışık olmadığım yaşamların içerisine sokacak, benliğimde fırtınalar yaşatacak ve de insana dair yeni keşiflerimde sorgulamalarım artacak kısacası başım epey ağrıyacak. Ama her şeye değer. Yaşamanın farkındalığında hayata dair iniş çıkışlarda insanla olmak en güzeli.

Yeni okumalar yine yollarda, yeni keşiflerde.. Bu defa seferim Karayip adalarına.. Egzotik bir dünya.. Bana ev sahipliği yapan dünya, beni tanıdığım dünyamın çok çok ötesine götürüyor. Betimlenen sahneler benim idrak gücümün çok üstünde.. Ama özne insan olunca her şey malumata uygun oluyor. Depresyon, haleti ruhiye, psikanaliz.. Yaşananlar, sosyolojik değişimler insanı kendi içinde tanımlayamadığı bir dünyaya, yepyeni kesimlere yöneltiyor.

Okuma çizgimin dışında bir içerik sıradan bir kurgu ve de okunabilir yeni tahlillere meydan verebilir bir kitap. Kitaptan çok şeyler öğrendim. Okumalıymışım dedirtti. İşin güzel tarafı bu kitabı hediye edip okumama vesile olan sevgili kızım Meriçsu Özpoyraz sayesinde bir ön yargıdan da kurtuldum. Artık daha geniş perspektiflerden bakabilirim bu hiç tanımadığım dünyaya. Okumanızı tavsiye ederim. Romandaki özellikle Kabuk Adam Tony dikkat çekici. Kitabımız :”Kabuk Adam”, yazarımız: Aslı Erdoğan.

Adı keşifler diye tanımlanmış benim gözümde sömürüye dair adımların atıldığı yeni dünyaya dair tanımlamalarda doğa ve iklimin onca güzelliklerin yaratıldığı bu mekanlarda hep insanın kendi içine hapsolduğu, kaybolduğu ve kendi karanlığından ışığa çıkma uğraşlarına dair hikayeler sarar benliğimizi. Uzakdoğu, Okyanus adaları, Güney Amerika hep bu insan psikolojisinin en alt derinliklerine giren anlatılanlarla doludur.

İnsanın çilesi burada ayrı hikayelere dönüşür. Terk edilmiş, kaybolmuş, kabuğuna çekilmiş insan. Yazar bu kitapta bu dünyayı içindeki fırtınaları yaşadığı toplumun baskısıyla nevrotik bir kişiliğe dönüştürmüş bir bilim kadınının gözüyle aktarıyor. Farkındalığı buradaki aydın bir Türk!.

Kendi içindeki bütün arayışları bir tıkanıklık içerisinde mahkumiyete dönüştürürken hatta yer yer bütün bedbinliklerinde kurtuluşu intihara götürürken gerçeklikten ayrılmayışı onu Kabuk Adam’a kadar götürüyor. Çevresindekiler bilim insanları ama bilimin insana katacağı olgunluk seviyesine ulaşamadan insan benliğinin kayboluşunda. Bunu dünyanın her bir tarafından gelmiş fizikçilerin gözünden algılayabiliyoruz.

Ama Kabuk Adam bizi kendimize getiriyor. Amerika’da doğmuş, farklı bir kültürel kimliğin kendisine sunduğu dünyada önce terk edilmişliği yaşıyor. Arayışları onu hep karanlık yollara götürüyor. Uyuşturucu, kaçakçılık ve de hapis yılları. Gördüğü fiziksel ve psikolojik işkenceler değişen kimliği. Şimdilerde bir adaya çekilmiş. Adayı kendine yepyeni bir dünyaya dönüştürmüş. Deniz kabukları satıyor. Deniz kabukları sayesinde kendi kabuğuna çekilmiş huzuru keşfediyor. Bizdeki ney’in sesi nasıl insanı özüne taşır huzura götürürse deniz kabuğunun içindeki ses de öyle bir huzur veriyor. Katillerle, uyuşturucu baronlarıyla karanlıkta kaybolmuş sahte cennete kendi cennetini buluyor Kabuk Adam!..

Romana dair şifreleme roman kahramanı anlatıcımızın bir sözüyle çözüme başlıyor: “Bir balona şekil veren hava gibi, benim de hayatıma şekil verecek bir şeye gereksinimim var. Şu anda bunun ne olabileceğini bile bilmiyorum, belki ancak sevgi diye tanımlanacak bir şey.” Roman bu cümlelerle aramaya başlıyor beklediğimiz, şüphe duyduğumuz her şeye dair sorularımızın cevabını.

Cevap, Kabuk Adam’da.. “Hayatta hiç kimseden, hiçbir şeyden korkmamayı öğrenmek gerek… Tanrı’dan başka. Ben hiçbir şeyden korkmam. Kendin olmayı ancak böyle öğrenirsin. Bu hem basit, hem de çok zordur. Sadece kendin olmak. Öğrenmek istediğin her yerdedir. Hindistan cevizi ağacında örneğin, sadece dışını gördüğün ama içini hiç bilmediğin ağaçta. Benim içimde, senin içinde…”

Oysa o zamana kadar roman kahramanı dışında kimse konuşmamıştı ya da konuşmaya layık görmemişti Kabuk Adam’la.. Ama herkesin çekinerek, aşağılayarak hatta iğrenerek baktığı o sessiz adamın kabuğunun içinde ne kadar derin bir dünya yatıyordu. Öyle bir dünya ki sizi bütün kaybolmuşluğunuzdan kurtarabiliyordu.

Benim bu okumalarımdan elde ettiğim çıkarımlara gelince…

“ Sevmek hiç de zor değil, asıl zor olan sevmeyi bir mesele haline getirmekte.. Bazı şeyler insanın içinden gelmeli.”

 “ Halden anlamak, hal dilinden anlamak, insanın halince hallenmek gerek. Zor zamanlardayız zor.”

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.