DÜNYA BUZUL ÇAĞININ EŞİĞİNDE Mİ?

Bu haber 01 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 648 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra Kuzey Avrupa kıtasında konuşlananlar olmak üzere daha nice ülkelerde görülen iklim koşulları, bir soruyu beraberinde getirdi.
Acaba dünya, yeni bir buzul çağının eşiğinde mi?
Tabi bu tür düşünceyi gerektiren, ortaya çıkan birçok bulgular.
Özellikle yaşadığımız süreçte aynı kıta üzerinde konuşlanan ülkelerde görülen şiddetli kış şartları.
Elbet mevsimsel olarak kış aylarında ortalama sıcaklık değerleri düşük olur.
Ne var ki bu defa öyle değil.
Söz konusu şartlar hem uzun süreden beri devam ediyor.
İlişkin olarak çok daha düşük sıcaklık değerleri içeriyor.
Hal böyle olunca, özellikle konuyu inceleyen bilim adamlarında bu tür bir kanaat oluşuyor.
***
Türkiye’nin de üzerinde bulunduğu Avrupa kıtası şu sıra, yakın süreçte gözlenmeyen şartların etkisinde kaldığına göre, dünyanın farklı döneme girmesi bu tür düşünceyi doğuruyor.
Ulusal bazda yayın yapan medya organlarına yansıdığı şekliyle Avrupa Kıtası yanında kendi ülkemiz Türkiye, gerçekten son yıllarda gözlenmeyen düşük sıcaklığın etkisi altındadır.
Yaşadığımız kent Muğla’da dahi uzunca süreden beri düşük sıcaklık değerlerinin gözlenmesi, dünyanın yeni bir iklim koşullarına tanık olduğunun açık göstergesidir.
Elbette kış ayları boyunca düşük sıcaklık değerleriyle karşılaştık.
Ne var ki bu denli uzun süreli değildi.
O zaman, ortaya atılan, dünya kısa süreli bir buzul çağına mı girdi? açıklamasına katılmamak olası değil.
***
Peki nedendi?
Neden dünya bu tür şiddetli iklim şartlarının etkisinde kaldı?
İşte konuya ilişkin açıklamalarda bulunan bilim adamlarının ortaya attığı görüşler.
İlk ortak görüş, ozon tabakasının delinmesi.
Neden olarak ta karbon dioksit, su buharı, metan, nitroz asit ve ozon’dan oluşan sera gazları.
Bir 2.neden güneş’teki patlamalar.
3. de dünya yörüngesindeki değişiklikler.
Kısaca konuya ilişkin açıklamalar yapan bilim insanları, eldeki bulgulara dayanarak, dünyanın bu tür bir süreç içerisinde olduğunun altını çiziyor.
***
Tamam da iklim değişikliğine neden olan bulgular, kendiliğinden mi ortaya çıktı?
Yoksa, bir grup ülkeler mi bu durumu yarattı?
Her halde bu konuda tereddüt içermeyen açıklama, iklim değişikliğine bir grup ülkelerin sebep olduğudur.
Teknolojik gelişmelerin doruğundaki ülkeler, elbette insanlığın rahat koşullarda yaşamasını sağlamak adına bir takım yenilikler getirdi ama ya sebep oldukları olumsuzluklar?
Özellikle atmosfere yolladıkları gazlar, dolayısıyla sera gazlarının oluşmasına neden olan çalışmaları?
Bunlar yok sayılamayacağına göre, dünyanın bugünkü tablo ile yüz yüze gelmesinde ABD başta olmak üzere bir kısım Avrupa ülkeleri, Hindistan, Çin ve Brezilya başrolü oynamışlardır.
Aksi olsaydı, Birleşmiş Milletler nezdinde bir anlaşmaya imza atarlardı.
Aynı ülkeler, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadele sağlamaya yönelik uluslar arası bir anlaşma çerçevesi olan Kyoto Protokolüne imza atmadıklarına göre suçlu bellidir.
Daha çok temiz enerji kullanımına yönelik bir protokole imza atılmamasının başkaca nedeni yoktur.
***
Bu paralelde bir başka soru daha var.
Ya tersi olursa?
Yani ortalama sıcaklık değerleri 40 derece civarında seyrederse?
İşte o zaman su başta olmak üzere stoklar tükeneceği için gıda sıkıntısı başlayacak, canlı hayvan türleri azalacak, buzulların erimesiyle deniz suları yükselecek.
Velhasıl hangi halde olursa olsun ülkeler, yaşadığımız koca dünyayı bu hale getirdiler.
Özellikle fosil yakıtlar ve karbon salınımı nedeniyle, daha da yaşanmaz hale getirecekler demektir.
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.