DÜNÜ BUGÜN DE YAŞAYABİLSEK

Bu haber 15 Ekim 2010 - 0:00 'de eklendi ve 549 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İçinde
bulunduğumuz hafta içerisinde, bir takım etkinliklerle sürdürülen Ahi’lik adı keşke diyorum.

Keşke, yıllar
öncesinde Ahi’lik bünyesinde yer eden gelenek ve görenekler günümüze dek sürüp
gitseydi.

Dün, birebir
yaşanan o güzelim hasletler bugün devam etseydi.

Etseydi de,
zamanla tüm dünyada örnek gösterilen Türk insanına özgü etik değerler yerine,
ne olduğu belirsiz bir takım adetler galebe çalmasaydı.

Evet,
kimler ne söylerse söylesin, bize özgü gelenek ve göreneklerimiz, bir yerde
dumura uğramış vaziyette.

Zaten,
kardeşlik anlamına gelen Ahi’liğin temelinde yer eden yapılması ve yapılmaması
gereken işlevler her şeyi açıklıyor.

***

Bakınız,
Ahi’liğin simgesi haline gelen ne güzel hasletler varmış.

Bir
yerde bunlar temel kural.

Ahi’lik
kanunları dense yeri.

Ahi’i ocağına
mensup birisinin yapması gereken 3 temel kural eli, kapısı ve sofrasının açık
olması.

Yapmaması
gerekenler ise gözünün kapalı olması, dilinin bağlı olması ve başkasının
dedikodusunu yapmaması.

Hal
böyle iken bugün, istisnai bir takım kişiler dışında hangimizin eli açık?

Kimin
kapısı, muhtaçlara açık?

Ve
de çevremizde, sofrasının herkese açık olduğu kaç kişi gösterebiliriz?

Buna
karşın denecek, ki deniyor.

Bu şartlarda,
özellikle ekonomik koşulların her geçen gün ağırlaştığı süreçte, çoğunluk rızkını
ancak temin ederken, eli açık olabilir mi?

Kendisi muhtaç
bir dede kime himmet edebilir?

***

Ancak…

Burada
hiç kimsenin, birilerini suçlamaya ne yetkisi ne de hakkı var.

Aslında
bunlar, şartların ortaya çıkardığı durumlar.

Eğer Türk insanı
zamanla, bu anlamda dünyada örnek gösterilirken, bugün Ahi’lik geleneğin
temelinde yer eden hususları yerine getiremiyorsa, halkın neden bu hale
geldiğine bakmak gerekir.

Bir yerde
kimlerin, bu hale düşürdüğü!

***

Her
şeye karşın biz insanların mutlak yerine getirmesi gereken görevler var ki,
Ahi’liğin temel ilkelerinden.

Eğer, bizzat
tanık olduğumuz bazı olumsuzlukları görmemezlikten geliyor, mutlak açığa
çıkarılması hususunda sesimizi çıkarmıyor.

Yetmezmiş gibi
yüce dinimizce de temel yasaklardan olan dedikoduya yelteniyorsak, bir zamanlar
sahip olduğumuz yüce değerleri tümden kaybetmişiz demektir.

İşte
Ahi’lik ve aynı ocağa bağlı kişilerin zaman içerisinde yerine getirmekle
yükümlü olduğu şartlar ile asla yapmaması gerekenler.

Tekrar
keşke diyorum.

Keşke,
bir zamanlar sahip olduğumuz o güzel hasletleri günümüzde de sürdürebilsek.

Yine
dünyada. İnsanlık adına örnek tavırlar sergileyebilsek.

Ama
değil.

İçinde
bulunduğumuz koşullar öylesine zorluyor ki, istesek bile yerine getirmekte
zorlanıyoruz.

Oysa
hangimiz bu güzelim gelenek ve göreneklerin yaşatılmasını istemez?

Yine
örnek Türk insanı olmayı arzulamaz.

Yine
de önemli bir ayrıntı var.

Her
ne kadar bazı hususlarda şartlar elvermese de Ahi’lik geleneğinde yapılmaması
gereken hususları, yani gözün kapalı, dilin bağlı olması ile birlikte başkası
hakkında dedikodu yapmaktan, kesinlikle kendimizi alıkoymalıyız.

Dün,
örnek bir insanda bulunması gereken hasletleri barındıran Ahi’lik geleneğini,
bugün de sürdürebilsek.

Yani
dünü, bugün de yaşayabilsek.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.