“Düğüncüler” ve Belediye Bandosu

Bu haber 24 Haziran 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.627 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Geleneksel Muğlalı olarak bizim kuşak ve bizim büyüklerimiz için “bando” sözcüğü hemen “Bandocu Kamil”i çağrıştırır. Kurşunlu Camii’nin karşısında yakın zamanda açılan dönercinin oralarda bir yerde döneminin “marketi” denilebilecek “bakkaliye” dükkânı sahibiydi. Aynı zamanda önemli günlerin “bando şefi”…

O yıllar herkes kendisinin patronu ve biraz da “devlet gibi”ydi… Bu biraz da Muğlalının yapısında vardır.

Aslında Ünal abiye (Türkeş) doğrulatmak lazım… İtfaiye amiri galiba Ayvazların Süleyman’dı. Amir olarak makam aracı kırmızı jeepin önüne sağ bacağını dışarıdaki basamağın üzerinde tutarak General Patton gibi otururdu… Ben Zabıta Amiri Hamuryuttu’ya yetişemedim. Zabıta Amiri Ünal Mola’yı bilirim. Gelen gideni aratır derler, bu gün Muğla esnafı O’nu arıyor olmalı… O’na da General Montgomery yakıştırması yapabiliriz. O da “Devlet gibi”ydi, lacivert pikabın önüne kurulurdu.

Onları şimdikilerle karşılaştırmak onlara haksızlık olur. Şimdikileri kendilerini “Devlet” sanıyor, ama devlet omuzlarından dökülüyor…

xx        xx        xx                                                  

Bandocu Kamil’de Muğla Belediye Bandosu’nun generaliydi. Muğlalılar bu generallere saygı duyarlardı…

Belediye Bandosu’nu oluşturanlar mevsimlik işçi bile değillerdi! Hepsinin kendi işi gücü vardı. Bandocu Kamil bakkal olduğu gibi, ötekileri yağlı boyacı, ayakkabı boyacısı ve genellikle düğün çalgıcısı idiler. Muğlalılar onlara “roman” bile demez, “Asarlılar” derlerdi. Elbette onlarda “Muğlalılardı” ve şu anda geleneksel Muğla onların Asar coğrafyasında yaşatılıyor olmalı… Aslında kendilerine “muhacir” denilmesinden hoşlanırlardı.

Öyleydiler de: Muhacir… “Biz Atatürk’ün hemşerisiyiz” derlerdi. Çünkü aileleri mübadelede Selanik’ten göçüp gelmişlerdi.

Bandocu Kamil ve bandosu zaman zaman Yalabık Parkı’nda (Belediye Parkı) bir araya gelip antrenman yaparken bütün çocuklar toplaşır onları izlerdik.

Resmi Bayramlarda ve cenazelerde çalarlardı. Daha Frederic Chopin’i duymamıştım, ama O’nun “Cenaze Marşı”nı ilk Bandocu Kamil’in bandosundan dinlemiştim…

xx        xx        xx

Belediye Bandosu fener alayından sonra da Cumhuriyet Meydanı’nda Atapark’ın (Şimdi İtalyanca Ardore diyorlar!) önünde müzik yapar, Muğla’nın erkekleri harmandalı, zeybek oynayarak onlara eşlik ederdi.

O nesil erozyona mı uğradı, ne oldu bilmiyorum, Orhan Çakır’ın başkanlığında Muğla birden “bandosuz” kaldı. Gerektiğinde Bornova Belediye Bandosu çağrılmaya başladı. Bandosuz günlerde fener alaylarının ardından Milas Dibekderesi’nden gelen Muhtar Dursun’un (Milas Yöresi Davul Zurna ve Roman Kültürü ile Muğla Zeybek Kültürünü Araştırma Tanıtma ve Yaşatma Derneği ‘MUZKAT-DER’ Başkanı Dursun Girgin) davul-zurna ekibi müzik yapardı. Onların önünde de sulandırılmış 35’lik rakı şişesi pantolonun arka cebinde dışarıya fırlamış oynayanlar eksik olmazdı…

Cumhuriyet Meydanı’ndan artık davul-zurna da çekildi!

xx        xx        xx

Bir dönem Muğla Belediyesi’nde basın danışmanlığı yapmıştım. O zaman bir tek İstiklal Marşı’nı çalarken görmediğim, ama İzmir Marşı’nı da çaldığı gibi kendilerince caz buluz da yapan Muhtar Dursun’un ekibi belediyenin ve Muğla’nın her etkinliğine koşar olmuştu. İyi de ya bir gün Muğla Kültürü’nün önemli bir parçası olan davul zurnanın çalanları da ortadan kalkarsa ne olacaktı?

Ki düğünler tek bir orgla ucuza hallolmaya başlamıştı. Artık düğün çalgıcılarına ve davul-zurnaya rağbet edilmiyordu. Dönemin Başkanı Çakır’a Dursun usta ve oğullarından oluşan ekibini kadroya alıp, yeni davul zurnacılar yetiştirmelerini sağlamayı önermiştim. O zaman olmamıştı…

xx        xx        xx

Osman Gürün’ün Muğla Belediye Başkanlığı’nda yakın zamanda “Belediye Bandosu” kurulması ise yıllar sonra hepimizin sevinci oldu… Başta İzmir Marşı olmak üzere sevilen marşları (10. Yıl Marşı hariç) çaldıkları görülmemiş olsa da Sınırsızlık Meydanı’nda ve öteki meydanlarda belli gün ve saatlerde verdikleri konserler büyük ilgili gördü.

Muğla artık Büyükşehir oldu. Bandomuz da “Büyükşehir Bandosu”… Fethiye’nin Beşkaza ve Salı Pazarı Meydanları ile yat limanında, Bodrum’da Belediye Meydanı ve Kale önünde, Marmaris’te 19 Mayıs Gençlik Meydanı’nda ve Yat Limanı’nda, Milas’ta Atapark Meydanı’nda verilebilecek konserler yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekecektir…

xx        xx        xx

Bandomuz ilçelerde de seri konserler verebilmesi için zaman zaman ikiye bölünebilir. Bunun için bando elemanlarının çoğaltılmasında yarar var. O nedenle Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi müzik öğretmenlerinden Recep Altınok’un Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı yapılmış olması da önemli bir fırsat, ama…

Bandocu Kamil’in elemanlarının torunları olan roman müzisyenlerimiz Altınok’a baş kaldırmış… Umarım doğru değildir, ama iddialar üzücü ve ürkütücü!

Bir anlamda “düğüncü” geleneğini de yaşatan ve önemli bölümü seçkin mekânlarda müzisyenlik yapan Muğlalı romanlar yakın zamanda dernekleştiler de. Bir roman derneği ve müzisyenler derneğine sahip oldular. Meğer o aralar kurulan Muğla Belediye Bandosu’nda da yer almışlar. Bandonun 22 elemanından 14’ü olmuşlar.

İşte o 14 müzisyenin üyesi olduğu Muğla Müzisyenler Derneği geçen hafta ayağa kalktı.

xx        xx        xx

Romanlarımız düne kadar “müzisyen arkadaşları” gördükleri Recep Altınok’un Kültür Sanat Daire Başkanı olunca “havalandığını” düşünüyorlar.

Çünkü romanlar yaşamları boyunca kendilerini “devlet gibi” görmemişler. Kendini devlet gibi görenlerden de hoşlanmamışlar, ama sevip saydıkları da olmuş. Erman Şahin gibi, Orhan Çakır gibi, Tufan Doğu gibi…

Muğla Müzisyenler Derneği Başkanı Hakan Çelebi’nin iddiasına göre, ben gerçekten hala inanmıyorum ve inanmak istemiyorum, ama Altınok kendilerini ötekileştirip, aşağılamış… Çelebi geçen hafta “Sen Gelmez Oldun” şarkısı eşliğinde düzenledikleri protesto toplantısında “Bandoda görev yapan müzisyenleri, eğitimli eğitimsiz diye ayırıyor. Onları hor gören davranışlarda bulunuyor. Bıktım bu Romanlardan, Çingenelerden diyerek ırkçı söylemlerde bulunuyor. Hakaret ediyor, küfür ediyor.” demiş.

xx        xx        xx

Peki, ne istiyorlar? Elbette aşağılanmak istemiyorlar. Tepkilerinin Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’e olmadığını vurgularken, 14 alaylı müzisyenin ORTEM’de işçi gösterilerek çalıştırıldıklarını, ama kadrolu olmasını istediklerini söylüyorlar.

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin gerektiğinde ikiye, üçe bölünebilen büyüklükte bir bandosunun olmasında yarar var. Elbette bir bando eğitimlilerden oluşur, ama senelerdir Muğla’nın kahrını çekmiş olan alaylılara “siz yoksunuz” diyemezsiniz. Tersine onlarla “düğün çalgıcısı kültürünü” yaşatmanın yollarını bulmalısınız. Hatta onlar “Arasta”da çalıyorlarsa, “Çalamazsın” dememelisiniz…

Muğla’nın bir kültür turizm merkezi ve roman kardeşlerimizin de sanatları ile turizme önemli katkılarda bulunan kültürümüzün bir parçası oldukları unutulmamalı…

Umarım bir yanlış anlama olmuştur ve düzeltilir.

xx        xx        xx

Benim dikkatimi çeken bir noktada 14 roman müzisyenin belediyenin temizlik, fen işleri ve park bahçe işlerinde “hizmet satın alma” adı altında ORTEM firması üzerinden asgari ücretle çalıştırılıyor olmaları oldu…

Doğrusu ORTEM’den maaş alanları ve nerelerde çalıştıklarını da merak ettim. Umarım açıklanır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.