Du Buyon, Ölüm!

Bu haber 22 Temmuz 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.797 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Ölüme “Du buyon..” denir mi?
Denilmiyor… Öyle ölümler var ki, insanın diyesi de geliyor…

Biliyorum, bazılarınız bir şey anlamadı. Klasik Muğlalılar anlamıştır…

Rahmetli Kel Üsen’in (Hüseyin) oğlu Hasan yanan sinemanın (Şimdi Katlı Otopark) bitişiğinde daha önce kırtasiye (Yücel Kırtasiye) olan dükkanını ayaküstü atıştırmalık bir dükkana çevirdiğinde vitrin camına “Du Buyon” yazmıştı da Fransızca’dan Türkçe’ye çevirmeye kalkışanlar olmuştu. Hatta Hasan’a Milliyetçiliği tutup, “Bunun Türkçesini niye yazmıyorsun?” diye çıkışanlar bile olmuştu!

xx        xx        xx

Bilenlerin bildiği gibi “Du buyon”; ‘Dur bakalım’, ‘Dur bir kere’ anlamlarını ifade eder. Muğla şivesinde kullanılır. Bir bakıma “Muğlalıca” da diyebiliriz. Her geçen kuşakla konuşanı, bileni azalıyor. Bir biçimde yaşatmamız gerekiyor.

Kel Üsenin oğlu Hasan (Yücel) Muğlalıca konuşanlardan, Muğlalıca yaşayanlardan ve kültürünü, geleneğini, şivesini elinden geldiğince yaşatmaya çalışanlardandı…

En son Arasta’da bir “Muğla mutfağı” açmıştı. Orada da mekanın adı “Du Buyon” idi… Sadece Muğla yemeklerinin (Kapamadan teltora kadar) sunulduğu mekan hem adıyla hem sunumuyla tarihi Arasta’ya yakışmıştı…

Yakıştıramayanlar da olmuştu.

Zabıta’dan Hasan ne çok çekmişti…

xx        xx        xx

Bu aralar Azrail çevremizde kol geziyor… 

Mübarek Ramazan Ayı’nın son günü gazetemizin Yazı İşleri Müdürü Kadir Tamer’in sevgili babası Muğla’nın “Muğlalıca bürokratlarındanEmekli Tapu Kadastro Müdürü Haldun Tamer’i yitirdik. Ramazan Bayramı’nın ilk günü toprağa verdik. Allah rahmetini esirgemesin.

Kavaklıdere Mermerciliğinin öncülerinden Muğla Mermerciler Derneği Başkanı Abdullah Koçar’ı bayramın ikinci günü gece yitirdik. Kayın babam Mehmet Ali Zehir’in öğrencilerindendir. Abdullah Koçar Ramazan’ı yaşadığı kutsal topraklarda, bayramın birinci günü Medine’den kayın babamı arayıp bayramını kutlamış, ağlamasına neden olmuştu…

Kayın babamın ağlaması bir gün sonra da devam ediyordu. Hala devam ediyor…

Bayramın ikinci günü Türkiye’ye dönen, tanıyan herkesin sevdiği hayırsever, güzel insan Abdullah Koçar o günün gecesi de Kavaklıdere’nin Çayboyu Mahallesi’ndeki ana baba ocağına yetişmişti… Sanki bir yerlere yetişmek istercesine…

Emir Allah’ın… Ertesi gün eşe, dosta kavuşup, karışamadı. Gece Hakka yürüdü… Kendisini tanıyan herkes sevmişti, inşallah Allah’ta O’nu sevmiştir.  Cennet mekânı olsun.

xx        xx        xx

Uzun zamandır rahatsızdım. Bu yüzden bu sene oruç ta tutamadım. Bayram’a iyileşmiş olarak girdim, ama annem rahatsızdı. Bayramda keyfi kaçtı. Dr. Tözün SoytaşBayram’dan sonra kan verelim.” dedi.  Önceki gün o kan verildi. Tetkikler yapıldı. Hastaneye yatırıldı.

Elini tutarken, “Rüyamda dayını gördüm. Beni almaya gelmiş.” deyince, “Olur mu öyle şey, dayım rahmet istemiştir. Du buyon bakam…” deyivermişim.

Du buyon bakalım…

Gel de Azrail’e de;

Du buyon bakalım…

Vakti, sırası gelen gidiyor.

xx        xx        xx

Peki, önceki gün Suruç’ta patlayan canlı bomba ile can veren 32 can için “Sıraları gelmişti” diyebilir miyiz? Gencecik çocuklar… Ellerinde silahlarla değil, ülkenin dört bir yanından bir araya gelmişler, ellerinde savaş mağduru çocuklara verilmek üzere oyuncaklarla Suruç’tan Kobani’ye geçmeye hazırlanıyorlardı.

Canlı bombanın kimliği belli olmuş. Adıyamanlı bir IŞİD militanıIŞİD için “Îslami bir cihat örgütü” deniliyor. Şimdi o canlı bomba şehit mi oldu?.. (!)

Ekranlardan izledik… Canlı bombanın patladığı parktan “Allahım yardım et…” feryatları yükseliyordu. Azrail elbette o canlı bombaya “Salakmısın sen? Şehit filan olduğun yok. Vazgeç…” diyemezdi. Peki, biz Azrail’e şöyle diyebilir miydik:
Du buyon Azrail, bunlar daha çocuk…

xx        xx        xx

Azrail’e elbette kimse bir şey diyemez.

Ancak siyasilere bir şey diyebiliriz. Vahşetin hemen ardından Başbakan Davutoğlu parti liderlerini birlikte deklarasyon yayınlamaya davet etti. Dosta, düşmana birlik beraberlik içinde olduğumuzu göstermek için bu çağrı önemli… Böyle bir deklarasyon iyi olurdu…

Ancak acilen bir AK Parti-CHP koalisyonu kurulması birlik beraberliğimiz iççin çok daha hayırlı olacaktır…

Keşke 4 partinin katılımı ile bir koalisyon kurulabilse…

O genç çocuklar için inşallah cennet mekânları olur…  Talihsiz ölümleri inşallah başka genç ölümlerin olmamasına, barışın tesisine vesile olur…

xx        xx        xx

Önceki gün Yücelen Hastanesi’ne anneme giderken hastane girişinde Hasan Yücel ile karşılaştık. Hastaneden çıkıyordu. Konuşacak halde değildi, “Du buyon, nereye?” diyemedim. Gözlerimizle selamlaştık…

Birkaç saat sonra belediyeden cep telefonuma gelen mesajla kahroldum.

O da aramızdan ayrılmıştı. Yaşamak, bir umut… Allah rahmetini esirgemesin

xx        xx        xx

Hasan Yücel bir Muğla sevdalısı ve yeşil beyaz renklerin hastasıydı

O’nu Muğlaspor’un yenilgilerinden başka bir şeyin üzdüğünü bile görmedim.

Ha belki bir tek zabıta memurları üzmüş olabilir.

Üzerlerine alınmasınlar, Bahattin Gümüş’ün zabıtaları değil…

Arasta malum, küçük küçük dükkanlar… Ki o dükkanlar sokağa taşar. İşte o zaman Arasta Arasta olur…

Hasan’da öyle yapmıştı. Hem ihtiyaçtan, hem de Arasta’nın ruhuna da uygun düştüğünden sokağa “altı telli” tahta sandalyelerle, tahta masalar atmıştı…

Zabıta masaların başında; “Al bunları içeriye!

Hasan Yücel çok çekmişti zabıtadan.

Bahattin Gümüş belediye başkanı seçilince ne sevinmişti…

xx        xx        xx

Dün herkes cenazesindeydi. Şöyle bir kafayı kaldırıp, etrafına bakabilse “Üle bu deyyusda mı gelmiş.” diyebilecekleri bile varmış. Ben gidemedim. Gidip gelip, anlatanlardan gitmiş kadar oldum. Cenaze namazı beklenirken, hemen her toplulukta Hasan Yücel konuşulup, gülünüyormuş…  Bir toplulukta Kel Üsen’in Hasan konuşulur da gülünmez mi?

Hani “Ölüyü güldürür” diye andıklarımız vardır ya, Hasan Yücel onlardandı. Ölümü elbette canımızı acıttı, ama işte cenazesinde de gülünmüş…

Allah geride kalanlarını güldürsün… Allah rahmetini esirgemesin.

xx        xx        xx

“Can”ların ölümüne, Azrail’e “Du bu yon” demenin mümkünü yok.

Ya Arasta’nın ölümüne; Muğlalıcanın ölümüne; Muğla mutfağının ölümüne, Muğla kültürünün, geleneklerinin can vermesine “Du buyon” demek çok mu zor?

Artık “Muğla’nın can verişine” du bu yon demenin vakti geldi de geçiyor.

Umarım, Arasta’da Kel Üsen’in Hasan’ının “Du Buyon”u yaşatılır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.