Doğaya dönüyoruz, anne sütü diyoruz….

Bu haber 15 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 872 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

İnsanlık tarihi incelendiğimizde, köklü değişimler geçirdiğini görürüz..
Tarım toplumu iken, sonrasında endüstri toplumu olduğumuzu ve sonrasında da ama başımıza gelmeyenin kalmadığını görürüz…
Üretimin hızlı temposu ile teknolojinin insan üstü yeteneklerini kullanan insan, günlük yaşamın kısır döngüsü içinde duygularından uzaklaşmış, daha çok başarı, daha hızlı yaşam, daha çok üretim gibi bir yarışa girmiştir.
İnsanın hızlı yaşamı, teknolojideki gelişme hızını arttırmakta, teknolojik gelişmeler de yaşamı daha da hızlandırmaktadır. İnsan, makine ve yaşam döngüsü yarış halindedir.
Ve insan makineleşmekte duygusallığında uzaklaşmaktadır…
Duygusal, dünyanın değerlerini, yani insanî değerleri doyasıya yaşayamayan insanın yerine ruhsuz bir insanlık ortaya çıktı.
Üretim ve tüketim farklılaşması sonucu, sofralarımızı, işlenmiş ve katkı maddeli gıdalar süslemeye başladı… Şişmanlık, koroner kalp hastalıkları, metabolik sendrom, kanser vakalarının görülme sıklığı artı ve insanlık hastalıklarla boğuşma mücadelesi vermeye içinde yaşam sürmeye devam etti ve bu kısır döngü devam ediyor.
Endüstri toplumu olmak, bebeklerimizin sağlığı üzerinde de olumsuzluklar yarattı ve bebek ölümlerimiz artmış bunuyor…
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) 1970 yılında sık bebek ölümleri ve sağlık sorunlarını üzerine bir araştırma yapmaya başladı.. Ürkütücü bir gerçekle karşılaştı..
Yapay bebek mamalarının çok yüksek seviyelerde kullanıldığını ve anne sütünün bebeklere verilmediği tespit edildi…
Hemen bilimsel kurullarla toplantılar yaparak, bilimsel veriler ışığında, bir takım kararlar aldındı ve doğaya dönüyoruz, anne sütü diyoruz, diyerek anne sütüne dönüş programı tüm dünyada başlatıldı…
Anne sütüne dönüş programı başlatılmadan önce de dünyada, 1 milyon 500 yüz bin bebe, ishal ve solunum yolu enfeksiyonlarından ölmekteydi..
WHO ve UNİCEF her bebeğin doğumdan itibaren 6 aylığa kadar yalnız anne sütü ile beslenmesinin ve 6 aydan sonrada ek besin ile 2 yaşına kadar anne sütünün devam ettirilmesini tüm dünyaya ülkelerine duyurmuştur..
Bebeklerimiz anne sütüne erişemiyordu. Bununda nedenleri vardı;
– Annelerin sütlerinin yeterli olmadığına inanmaları.
– Mama pazarlama sektörünün etkin çalışması sonucu, emzirmen annelere ve sağlık çalışanlarına kadar ulaşması.Yani etkin pazarlama eylemleri…
– Annelerin emzirmede güçlükle karşılaşmaları.
– Annenin ev dışında çalışması ve işine devam ederken, nasıl emzirmeyi sürdüreceğini bilmemesi.
– Sağlık kuruluşlarının ve sağlık görevlilerinden annelerin edindikleri bilgilerin emzirmeyi destekleyici doğrultuda olmayışı…
Tüm bu tespitler sonucun da, anne sütüne dönüş programları başlatıldı ve tekrar doğaya dönüyoruz anne sütü diyoruz söylemi ile emzirmenin korunması ve desteklenmesi programları başlatıldı…
Emzirme bebek sağlığını koruduğu gibi anne sağlığını da korumaktadır.. Emziren anneler doğumdan sonra hızla eski kilolarına dönerler.. Anneyi meme ve yumurtalık kanserinde korur.. Anne özel bir hazırlık yapmadan bebeğini besleyebilir.. Ve daha nice anne sağlığı için yaraları var aslında..
Emzirme doğumdan sonra ilk yarım saat içinde başlamalıdır.
Bebek her istedikçe emzirilmelidir.
İlk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir.
6 aylıktan itibaren, 2 yaşına kadar ek gıda ile emzirme devam etmelidir.
Anne sütünün bebek sağlığı üzerine sayılamayacak kadar faydaları vardır…
Bir sonraki yazıda anne sütünün bebek sağlığı üzerine etkilerini yazacağım..
Doğaya dönüyoruz ve anne sütü diyoruz sloganından yola çıkarak, dünyanın en mucizevi gıdası anne sütünden bebeklerimizi mahrum bırakmayalım…
Unutmamalıyız ki anne sütüne erişim, bebeklerin bir insanlık hakkıdır..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.