DOĞA OLAYI DEYİP GEÇEMEZSİNİZ

Bu haber 11 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 703 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Çok değil daha bir gün öncesinde, aynı köşeden seslendim.
Aslında kişisel gözlemlerimin yansımasıydı.
“SU İLE OYUN OYNANMAZ” başlığını kullandığım yazı, su bolluğuyla ilgili değil, insan yaşamının olmazsa olmaz koşullarından susuzluğun önüne geçilmesiyle ile ilgiliydi.
O gün, Muğla adına susuzluk çekilmemesi için neler yapılmasıyla ilgili hususları dile getirmiştim.
Bunları vurgularken de bir gerçeğin altını çizdim.
Su üzerinde oyun oynanmaz.
Susuzluk insanoğlu için nasıl bir sorun teşkil ediyorsa, fazlası için durum farklı değildir.
Sanki bunları bilerek söylemişim gibi aradan bir gün geçmeden İstanbul başta olmak üzere civar il ve ilçelerde meydana gelen sel felaketi, su gerçeğinin bariz kanıtı oldu.
Bu defa problem yaratan, aşırı yağan yağmur sonrası oluşan sel suları.
Hem de son 50 yılın en büyük doğal afetini oluşturmak suretiyle.
İlk belirlemelere göre 28 kişinin hayatını kaybettiği bir felaket.
Düşünün ki, Marmara ve Trakya Bölgesi bir uçtan diğerine aşırı yağışların etkisinde kalıyor.
Dolayısıyla sel sularına kapılan araçlar ayrı.
Koca koca makineler, her neviden binek araçları, sel sularının önünde sürüklenmiş.
Ben diyeyim 100 siz deyin 500.
Velhasıl neresinden bakarsanız bakınız, yarım asrın en büyük doğal afetlerinden biri olarak açıklanan sel olayı, bir değil birçok gerçeği bir kez daha gözler önüne seriverdi.
Hem de tüm çıplaklığıyla.
Hep altını çizdiğimiz, insanoğlunun doğa olayları karşısında pek fazla yapacağı bir şey yok vurgusu, bir kez daha kendini gösteriyor.
Deprem, sel, fırtına, heyelan gibi.
***
Yine de bir soru cevap arıyor.
İnsanoğlu, dünyanın geldiği noktada insanoğlu akla hayale sığamayan icatların üstesinden gelirken, söz konusu afetlerin asgari düzeye indirilmesi için bir şeyler yapamaz mı?
İşte asıl üzerinde durulması gereken, yazımın başlığına konu olan temel nokta bu.
Her ne kadar doğal olayların önünü geçmek pek mümkün olmasa da, bazı tedbirler almak, olayın etkisini azaltabilir.
Depremleri önceden bilmek mümkün olmadığı halde bir takım önlemler almak elimizde.
Evler sert zeminler üzerinde yapılacağı gibi istenilen ölçülerde malzeme kullanmak, zayiatı nispeten azaltan önlemler olur.
Aşırı fırtınaya karşı tedbir almak ne denli işe yarar dense bile, bu tür olayların sıkça görüldüğü yerlerde ona göre önlemler almak, daha az düzeyde hasar meydana gelmesini sağlar.
Gelelim, şu an Türkiye olarak yaşamakta olduğumuz sel felaketine.
Bu konuda herkesin üzerine görev düştüğü kaçınılmazdır.
Siz sel sularının geçit noktaları üzerinde ev ve benzeri inşaat yapmakta diretirseniz,
Belediyeler bu tür uygunsuz yapılaşmaya göz yumar,
Aynı belediyeler dere yataklarının ıslahını yapmaz,
Su tahliye kanallarının zaman içerisinde tıkanıp, tıkanmadığı kontrol edilmez ise zaten etkisi büyük sel olayı, şimdi olduğu gibi çok daha büyük hasar meydana getirir.
Bu nedenle bizlere düşen görev, doğal olayların önüne geçmek zordur diyerek eli kolu bağlı oturmak değildir.
Elimizden geldiğince önlemler almak varken doğa olayların arkasına sığınmak, suçumuzu hafifletmeyeceği gibi çok daha büyük kayıplara neden olacağı, son örnek açık açık göstermiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.