Doğa Etkisini Gösteriyor

Bu haber 11 Aralık 2014 - 23:29 'de eklendi ve 728 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemizin, geçtiğimiz hafta sonunda başlayıp aralıksız devam eden Balkanlardan gelen yağışlı hava kütlesinin etkisinde kaldığını birlikte gözlemliyoruz.

Trakya Bölgesinden başlamak üzere Ege ve Akdeniz Bölgesini kapsayan yağışların, tahminlerin üzerinde olduğunu rakamlar gösteriyor.

Sadece yaşadığımız kent Muğla’da 24 saatlik süreçte metrekareye 89,9 kilogram yağış düşmesi her şeyi açıklıyor.

Bunun anlamı, yağışların normalin çok üzerinde seyrettiğidir.

Tabi burada asıl olan aşırı yağışların etkisi.

Aynı orandaki yağışlar, yerleşim birimlerinde hasarlara yol açıyor mu?

Yoksa, alınan tedbirler sayesinde her hangi bir olumsuzluk yaşanmadı mı?

Ne var ki bu soruya her bölge için olumlu cevap vermek mümkün değil.

Zira Ulusal bazda yayın yapan medya organlarına yansıyan görüntüler her şeyi açıklıyor.

Bunun en belirgin örneği İzmir ve Antalya’da görüldü.

Özellikle Antalya aşırı yağışlardan öylesine etkilendi ki!

Bir taraftan bodrum katları, hatta apartmanların birinci katları ne yazık ki sular altında kaldı.

Yanı sıra sera alanları!

Buda Antalya ve çevresinin son günlerde meydana gelen yağışlardan fazlasıyla etkilendiğinin işareti.

Nasıl etkilenmesin?

Belirtilen süre içerisinde kendini gösteren yağışlar normalin çok üzerinde seyretmişti.

Hal böyle olunca evler, işyerleri ve seralar ciddi şekilde zarar görmüş oldu.

***

Trakya bölgesi de aynı yağışların etkisini fazlaca hissetti.

Özellikle geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de bilhassa Meriç Nehrinin taşması, beraberinde birçok olumsuzlukların yaşanmasına neden oldu.

İlişkin olarak geçen sene 3 yavrumuzun sel sularına kapıldığı hala belleklerimizde.

Zira çocukların cesetleri, uzun aramalar sonrasında ancak bulunabilmişti.

Bu nedenle, aşırı yağışlardan en fazla etkilenen bölgelerimizden birinin Trakya kesimi olduğu yadsınamaz.

Yine de temennimiz, yağışların mal ve can kayıplarına neden olmaması.

Tabi burada önemli olan alınacak tedbirler.

Değil mi ki aynı bölge, aşırı yağışlardan fazlasıyla etkileniyor.

Daha fazla tahribatın olmaması için başta yerel yönetimler olmak üzere bir takım kişi, kurum ve kuruluşlar da taşın altına elini koymalılar.

Ancak bu takdirde kayıplar daha aza indirgenir.

Yoksa, her yıl doğal afetlere maruz kalmaktan kurtulmak mümkün değildir.

Üstelik bunun anlamı, beraberinde yeni acılar getirdiğidir.

***

Peki yaşadığımız bölge için durum ne?

Muğla ve havalisi, Türkiye genelinde Karadeniz Bölgesinden sonra, özellikle kış mevsiminde en fazla yağış alan bölge olduğuna göre, normalin çok üzerinde seyreden yağışlardan ne derece etkilenmektedir?

Ortaya çıkan veriler her şeyi açıkladığına göre, gerekli tedbirler alınmış mıdır?

Yoksa bölge halkı kaderine razı bir eğilim içerisinde midir?

Aslında bu sorulara tümüyle iyimser yaklaşamıyoruz.

Dolayısıyla bunun anlamı, yeterli tedbirlerin alınmadığını gösteriyor.

Aksi olsaydı, her yıl bilhassa Gökova Körfezinden Fethiye İlçesine uzanan çizgide konuşlanan yerleşim alanları, zaman zaman yağışlardan fazlasıyla etkilenen yerler olarak gözlenmezdi.

Gerçi, taşkınların önlenmesi bağlamında geçtiğimiz yıl devreye giren Dalaman Akköprü Barajı, bir takım olumsuzlukları ortadan kaldırdı ve kaldırıyor.

Ne var ki yeterli olduğu söylenemez.

Bilhassa normalin çok üzerinde seyreden yağışlar sonrasında yine bir takım zararlar ortaya çıkmaktadır.

Bu da daha bir önlemlerin alınmasını gerekli kılıyor.

***

Bu arada Muğla merkez ilçe için durum biraz daha farklı.

Bunu da yaratan üzerinde yaşadığımız alanın geçirimlilik derecesi.

Dolayısıyla Muğla merkez ilçe, son yıllar hariç tarih soyunca yağışlardan pek fazla etkilenmeyen yerleşim birimi olarak süregelmiştir.

Metrekareye ne kadar yüksek değerde yağışlar düşse de yağmur suları, anında toprağın geçirimliliği sayesinde yerin derinliklerine sızmakta zorluk çekmemiştir.

Kentin ortasından geçen Kara Muğla Deresi de yardımcı olunca, yıllar öncesinde bir kere yaşadığımız elim olayı saymazsak, bu bağlamda bir takım olumsuzluklarla karşılaşmadık demektir.

Ta ki bir süre öncesine kadar!

Ne zaman, aşırı yağmur sularının yerin derinliklerine inmesini öngören topraklar betonlarla kaplandı.

Betonlaşmaya doğru yol alındı.

Kent bir takım tehlikelerle yüz yüze gelmeye başladı.

Bunun en belirgin göstergesi, çoğu kez başka illerde gözlemlediğimiz bodrum katlarına suların basmasıdır.

Bu kent halkı, yıllar boyu bu tür bir tehlikeyle karşılaşmadığı halde, betonlaşmanın neden olduğu etkenler yüzünden, aynı manzarayla karşılaşır oldu.

***

Peki ne yapılmalıydı?

Bazı hallerde betonlaşma kaçınılmaz olduğuna göre çare neydi?

Elbette bunun bir değil birkaç yolu var.

Bir kere kaçınılmaz olan, yağmur sularını anında başka alanlara sevk eden drenaj ve tahliye kanallarının her kesimde konuşlandırılması.

Yanı sıra Muğla’nın özelliğini simgeleyen Arnavut Kaldırımlarının, kentin belirli alanlarında dizayn edilmesi.

Bunlar yapıldığı zaman, yağışlar hangi miktarda olursa olsun pek fazla hazar yapmaz.

Değilse, bu denli betonlaşmanın gözlendiği süreçte, başka illerde ortaya çıkan taşkınlar ve tahribatlarla karşı karşıya kalacağız demektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.