Diyar-ı Aşk « Hamle Gazetesi

Diyar-ı Aşk

Bu haber 26 Aralık 2017 - 0:40 'de eklendi ve 1.130 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

 

İsmail ZORBA

 

Karanlığın en kuytusunda duydum sesini, ışık oldun bana. Bitmek bilmeyen bir şiir gibiydin, yüreğimden dilime dolanan. Sesin, sıcacık, toprak kokan türküler gibiydi. Aşk oldun, umut oldun yüreğime, ince ince işlediğim, el emeği göz nuru, hasret dokuduğum”

Buse Çakmak

 

Taze ılık nefesler, bahar esintileri, ilk umutlar, ilk heyecanlar ve de daha çiçeği burnunda bir yazarın sözcükleriyle çizdiği yollardaki adımları takip ederek okumaya başladığımız bir kitap. Belki bir roman; belki bir uzun hikâye, anılar, şiirler ve de mensurelerle bir hevenkte toplanmış güzellikler…

Buse Çakmak, sevdiğim bir öğrencimin ablası, üniversiteyi yeni bitirmiş. İlk kitabını  da üniversiteyi bitirmek üzere olan bir genç kızın aşk diyarına yolculuğunu aktarmış. Kitabı ilk elime aldığımda kapağında bir deniz kenarında uzak ufukları seyreden bir genç kız silüeti ve “Aşk Diyarı” ismiyle romans havasında bir eser izlenimi vermişti. Ama okudukça kurgusundaki, bağlantılarındaki ilk olmanın verdiği kusurlarına rağmen düşünce ekseninde sunulanlarla ileride umut verici bir kaleme sahip olduğunu belli ediyordu.

Okudukça özellikle geçişlerde sunduğu iç monologlar, mensure tadındaki duygu aktarımları ve de her şeye rağmen hep toparlayıcı, kucaklayıcı bir bakış açısı sunması farkındalıklarıydı. Okuduktan sonra hemen unuttuğum eserlerden biri olmayacaktı bu taze nefesler sunan kitap!..

Bütün bunların ötesinde bir gençlik romanı olarak yaşadığı heyecanlar günümüz gençliğinde yer yer görmek istediğim tüketilmemiş, kendi iradesinde doğal olanı yaşayan ve de yaşatan bir duygu dünyasına götürüyor. Güneş, Dicle, Fırat, belki Bora kendilerine ait dünyalarında, hayat duruşlarında bütün yaşadıklarına rağmen kararlı ve sağlam bir duruş sergiliyorlar. Güneş’in aldığı kararlar her ne kadar ailesi ile farklılıklar gösterse de ailesiyle uyumu, paylaşımı ve ebeveynlerinin onun aldığı kararlara inanıp, yanında durmaları güzel dönütler…

Kitap Muğla, Ankara ve Diyarbakır üçgeninde yaşanan hayallerin, aşkların, yer yer çatışmaların, hayat gerçeklerinin, acıların, umutların peşinde kahramanımız Güneş’in hayata karşı girişeceği ilk sınav öncesi yaşadıklarını takip ediyoruz. Güzellikler sunuyor Güneş’in dünyası, umut veriyor. Yaşanan bütün sıkıntılar, acılar; çekilen çileler onun hayatı ötekileştirmeden kucaklayan dünyasında  taptaze bir nefes oluyor.

“Ve ben yaşadığım sürece, bu benim hayatım ise, biz olmak için elimden geleni yapacağım.. Diyar diyar gezerek kucaklayacağım tüm insanları aşk ile.. Ve buna ilk adım olarak Diyarbakır’dan başlayacağım. Ardı sıra Mardin, Urfa, Antep ve tüm Anadolu.. Bekleyin beni gelmem size yakındır.”

Diyarbakır’da Fırat ile Dicle’nın asırlık aşkına şahit olurken yöre insanının yaşadıkları sıkıntılar, kadınların ötelenmiş, örselenmiş hayatları, töreler arasında sıkışmış insanlar arasında her şeye rağmen yaşam mücadelesini kardelenler gibi sürdüren Mihri’iler, her şeye rağmen aşka inanan Adil’ler, Suzi’ler ve de ağız dil vermeseler de gönülleri yediveren gülleri gibi sevgi dolu, merhamet dolu Anadolu insanı. Güneş’in gözünde hep göz ardı edilen Anadolu insanının gönül dünyasına ait güzellikleri görmek bile bütün kusurlarını siliyor kitabın. Özlediğim bir dünyaya yelken açıyorum.

Kitapta aşka Ahmet Arif’ten, Cemal Süreya’dan, Yunus Emre’den, Sabahattin Ali’den aktarımlar rehberlik ediyor.  Hele Yunus’un “Sözüm el gün için değil / Sevenlere bir söz yeter / Sevdiğimi söylemezsem / Sevmek derdi boğar beni”   mısraları romanın tüm kurgusuna, duygu ve düşünce dünyasına yön vermiş. Aşkı bulan, aşkı yaşayan, aşkta kendini bulan Güneş; Dicle’den Fırat’tan, Mihri’den, Adil’den ve Suzi’den aldığı ve tamamlandığı aşkta aslında bütün aşıkların sesi oluyor. Ve Dicle ve Fırat akmaya devam ettikçe bu isyankar, hırçın zorlu mücadelenin susuz gönüllerde yaktığı aşk ateşi insanları “insan” olma olgunluğunda, güzelliğinde buluşturacak.

“Aşk olsun hepinize, aşk olsun ki yüreğinizle bakın tüm fotoğraflara. Aşk olsun ki kelimeler sussun, tüm konuşanlar. Susun ve yüreğinizle dinleyin aşkın sesini.. Aşk; bir damlada, coşkun akan nehirde, ulaşılmaz sevdaların bağrında, yürekten akan bir damla hüzünde.. Aşk gözünüz açık olsun. Aşk olsun herkese..”

Kitaba dair son söz yazarın önsözünden.. “Aradığım o doğru kelime neydi? Okuyarak bulmak istedim olmadı. İşte bu yüzden yazmayı deniyorum ben de, belki bulurum en doğrusunu. Uzaklarda kilometrelerin ötesinde ama bir o kadar da bana yakın eksik parçamı bulmak adına her şey..” Ben de diyorum ki Buse’nin yazacak daha çok şeyi var. Ne de olsa yazmak adına her şey…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.