Divan Şiirinde “Leyne” Geçiyor Mu?

Bu haber 28 Mart 2017 - 1:31 'de eklendi ve 871 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

 

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

 

Lafı uzatmadan söyleyeyim:

Divan şiiri dediğimiz Klasik Türk şiirinde “Leyne” adı geçiyor. Yani daha önceki adı “Lagina” olan ve şimdi ki adı “Turgut” olan beldemizin adı, klasik Türk şiirinde geçiyor.

“Koskocamaaan İstanbul, Edrine, Bursa, Bağdat, Halep, Şam varken Leyne gibi küçük bir yer nasıl geçer hocam klasik şiirde?” diye soranlarınız olacaktır. Sormakta haklısınız… Çünkü ufacık bir köyün ne işi var klasik Türk şiirinde?

İzah edeceğiz; acele etmeyin lütfen!..

Evet…

Aslen Muğla’nın Leyne’sinden olup  30 sene  Bolayır’da muhtemelen dergah görevi üstlenen bir hemşehrimiz var: Sinan Efendi. Osmanlı Müellifleri’nin tabiriyle: Âlim Sinan Efendi.

İlk bilgilerini Osmanlı Mğellifleri’nden aldığımız, Zekai Eroğlu’nun da Muğla Tarihi’nde kaydettiği Sinan Efendi, sıradan biri değil. Halveti’yenin Uşşâkî kolundan ve şair olmasının yanı sıra, İslamî ilimlerde de yetkin birisi. Mesâbîh adlı eseri tercüme etmiş (Bu eserin bir nüshası Muğla Kütüphanesi’nde varmış ama o kütüphanenin yerinde yeller esiyor.) ve bu eserin sonunda şu beyit yer almaktaymış:

Diyâr-ı Menteşâ’dandur ki Leyne hâkidür hâkim

Hüsâmeddin Fakîh oğlı Sinân adum ebu’t-taksîr

 

Zekai Eroğlu, aynı manzumenin takip eden beytini  de zikreder:

Bin otuzdan Muharrem’de müverrahdUr bu târihim

İki yılda tamâm oldI avâyikden erÜp te’hîr

Bu iki beyitte, Sinan Efendi’nin hayatı ile ilgili üç bilgi vardır. İlki, Menteşâ sancağı Leyne kasabasından olduğu; ikincisi Babasına “Hüsameddin Fakih” dendiği; üçüncüsü ise Hicrî 1030, Milâdî 1620-21 yılında Mesâbîh adlı eseri tercüme ettiğini söylüyor ve bu eseri tercüme etmeye de 2 yıl önce başladığını ifade ediyor.  Doğumu ve ölümü hakkında bilgi bulamadığımız Sinan Efendi, verilen bu bilgi ışığında 17. yy şahsiyetlerinden birisi.

Yukarıda demiştik ya “Sinan Efendi sıradan biri değil.” diye. Sıradan biri olmadığı şuradan belli ki, manzum bir Akâ’id kitabı var. Böyle bir kitap yazmak için hem İslam akâ’idi bileceksin, hem de şiir… Üstelik bir de Halvetiyye’ye mensup bir tasavvuf ehliysen, sıra dışı olmaya hakkın var demektir.

Akâ’iad’inin bir yerinde şöyle diyor:

Meşâyihden budur nakl-i rivâyet

Götürdüm Türkî dilince kıl rivâyet

 

Gezüp Mısr u Haleb ü Şâm u Irâk’ı

Bulunmaya bu nüsha âfâkî

 

Gelibolu Bolayır’dan Sinan’ı

Du’â-i hayr ile yad it sen anı

Bizim Sinan boşuna “Âlim Sinan” olarak anılmamış. Baksanıza… İlim peşinde gezmediği yer kalmamış neredeyse. Mısır, Halep, Şam, Irak topraklarının tozunu yutmuş o imkânsız yıllarda.

Leyneli hemşehrimiz, hayatının büyük bir kısmını Bolayır’da geçirmiş ve orada Kuloğlu gibi şahsiyetleri yetiştirmiş ve Halvetiye geleneğinde şeyhlik de yapmıştır.

Mesâbih adlı eseri nerdedir bilemiyoruz şimdi ama Akâ’id’ini bulduk. İnşallah bir gencimiz tez olarak hazırlayacak.

Bu topraklar boş değil Süheylâ… Buralara ruh veren insanlar var tarihte.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.