DIŞA BAĞIMLILIKTAN GINA GELDİ

Bu haber 11 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 591 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde girişilen “Vatanın kurtuluş mücadelesi” zaferle sonuçlandıktan sonra, tek amaç vardı.
Her alanda muasır milletler seviyesine çıkmak.
Atatürk, Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte, gerek TBMM toplantıları gerekse yeri geldiğinde, bunu vurgulamaktan çekinmemişti.
O şöyle seslenmişti.
Namüsait şartlarda, vatanını tarihte misli görülmemiş bir kahramanlık destanı yazarak koruyan Türk halkına bundan sonra düşen görev çalışmaktır.
Çok çalışmalıyız ki, kazandığımız bu zafer taçlansın.
Dolayısıyla ilk yapmamız gereken, ülke kaynaklarını en iyi şekilde kullanarak, dışa bağımlı olmaktan kurtulmaktır.
Bunun için vatanımızın her bölgesinde, çeşitli alanlarda kullanılacak potansiyel mevcuttur.
Öyleyse bize düşen görev, mevcudu en iyi şekilde kullanarak, her geçen gün dışa bağımlı olmaktan kurtulmaktır.
***
Peki, Mustafa Kemal Atatürk’ün, ülkenin geleceğine ışık tutan sözlerine itibar edildi mi?
Kısaca, Türkiye çağdaş ülkeler düzeyine çıkabilme noktasında üzerine düşeni yerine getirdi mi?
Ülke yönetiminde gören üstlenenler, ülke kaynaklarını yerli yerinde kullanarak, çoğu alanlarda dışa bağımlı olmaktan kurtulduk mu?
Ne yazık ki, bu sorulara olumlu cevap vermek mümkün değil.
Aradan geçen bunca süre içerisinde iyi niyetle görev yapmaya çalışan hükümetler, kaynaklarımızı rantabl kullanmaktan uzak kalınca, daha bir dışa bağımlı hale geldik.
Bugün neresinden bakarsanız bakınız tarımdan sanayiye, enerjiden iletişime ve daha nice alanlarda, kendi göbeğimizi kesemez haldeyiz.
Aksi olsaydı, dünya finans sektörü olarak bilinmesine karşın, el attığı hiçbir ülke ekonomisinin düzlüğe çıkmasında etkisi olmayan IMF ve Dünya Bankasına muhtaç hale gelmezdik.
Günümüzde bizden başka IMF’ye muhtaç ülke kalmadığına göre daha da söylenecek söz yoktur.
***
Bu arada denebilir ki, gerçekten bizim değişik alanlardaki potansiyelimiz yeterli mi?
Bunu 7 yaşındaki ç ocuğa sorsanız bile alacağınız cevap bellidir.
Bizim uçsuz bucaksız tarım alanlarımız, ormanlarımız, beyaz enerji adı verilen hidro-elektrik santrallerinin çalışmasını öngören akarsularımız, yeterli düzeyde madenlerimiz, turizme yönelik tarihi ve doğal yerlerimiz olduğunu bir kalemde sayar.
Daha nice varlıkların sahibi olduğumuz halde, her geçen gün dışa bağımlı hale gelişimiz, bu ülkede yaşayan her kim olursa olsun vatandaşı derinden yaralamaktadır.
Varlık içerisinde yokluk çeken bir ülke halkı olmanın ezikliği içerisindedir.
Her bir vatandaşımız, bir söyle bin ah işit noktasındadır.
***
Neler yapılması gerekirdi de bu tablo ile karşı karşıya kalmasaydık? denirse, bir örnek dahi anlatmaya yeter.
Mevcut kaynakların yeterli olmasına karşın dıştan satın almak zorunda kaldığımız enerji adına, ilimiz Datça ilçesinde üretilmekte olan temiz, yenilenebilir rüzgar enerjisi üretimi dahi bariz gösterge.
Bir özel teşebbüs tarafından yıllarca sürdürülen bürokratik işlemler tamamlandıktan sonra başlatılan rüzgar enerjisi üretimi bugün günde 29.6 Megawatt, yıllık 83 bin Megawatt seviyesindedir.
Ülke enterkonnekte sistemine bağlanan sistem gösteriyor ki, istenildiği takdirde daha nice kaynakların devreye sokulmasıyla, enerjide dışa bağımlı hale gelmeyiz.
Bugün rüzgar enerjisi yanında, Hidro-elektrik ve termik santraller ve daha birçok enerji üretimine elverişli potansiyele karşın, yine bağımlı olmaktan gına gelmişse, daha ne söyleyeyim.
Varlık içerisinde yokluk çekmek, bu ülke halkını makus talihi olabilir mi?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.