Direnen Kadın Sabahat…

Bu haber 17 Mart 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.386 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Anadolu Partisi Muğla İl Başkan Vekili Eniz Tunca’dan mesaj aldım. Hafta sonunda Konakaltı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdikleri “Direnen Kadınlar” etkinliğinde konuşmacılardan biriydim. İki yıl önce kaybettiğimiz “insan hakları ve hukuk direnişçisiAv. Sabahat Aykın’ı andık. Eniz Tunca etkinliğe katkı verenlere teşekkür ediyordu.

Böyle bir etkinliği düzenlediği için aslında bizim Anadolu Partisi yöneticilerine teşekkür etmemiz gerekiyor. Sadece düzenlemeleri için değil, partilerini etkinliğin önüne geçirmedikleri, etkinliği siyasallaştırmadıkları için de teşekkür etmek gerek. Tabi ilk etkinlikte kimsenin akıllara getirmediği Sabahat Aykın’ı akıllara getiren Eniz Tunca’ya ayrıca teşekkür etmeliyiz.

xx        xx        xx

Anadolu Partisi Muğla İl Başkan Vekili Eniz Tunca benimle birlikte öteki konuşmacılara ve etkinliğe katkı verenlere gönderdiği teşekkür mesajında şöyle demiş:

Direnen Kadınlar etkinliğimizde Sabahat Aykın’ı konuştuk… hepimizin… tanıdığı tanımadığı bir çok insanın hayatına bir şekilde dokunmuştu.. Dün orada bulunan herkesin o yoğun duygular içinde, boğazında düğümlenen kelimeler, gözlerinden, kucaklaşırken, dokunuşlarından aktı gitti birbirine… Algı yönetimi, siyasi çekişme ve hırsların, insanları ayrıştırma çabasına rağmen orada bulunduğunuz, davetimize onur verdiğiniz için müteşekkiriz…

Hemen ertesi gün gerçekleştirilen “Dünya Kadın Yürüyüşü”nü izlerken, Eniz Tunca’nın bu sözleri bana çok anlamlı geldi!

xx        xx        xx

17 Ekim 2000 tarihinde dünya kadınlarının taleplerini içeren beş milyon imzayı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’ne vermek için New York’ta başlatılan Dünya Kadın Yürüyüşü, kıtadan kıtaya, ülkeden ülkeye her geçen gün artan katılımlarla sürüyor. Kadına yönelik ayrımcılığın her alanda akıl almaz boyutlara ulaştığı günümüzde, yoksulluk ve kadına yönelik şiddetle mücadele eden taban gruplarını ve örgütlerini siyasi, ekonomik ve toplumsal değişim hedefi etrafında birleştiren Dünya Kadın Yürüyüşü, uluslararası feminist bir kadın hareketidir…

163 ülkeden 5 bin 500 örgütün katılımı ile sürdürülen, farklı etnik, kültürel, dinsel, siyasal ve sınıfsal kökenlerden, farklı cinsel yönelimlerden gelen kadın gruplarının oluşturduğu Dünya Kadın Yürüyüşü 4’üncü Uluslararası Eylemi, Mardin, Diyarbakır, Hatay, Mersin ve Antalya’dan sonra hafta sonunda cumartesi günü Muğla il merkezinde yapıldı.

Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 300 kadının yer aldığı ve 6 Mart’ta Nusaybin’den başlayan yürüyüş, Muğla il merkezi Menteşe’de yağışlı havaya rağmen büyük bir katılım ve başarı ile gerçekleştirildi. Yürüyüş dün İzmir’de sona erdi. Yürüyüş Kafilesi bu gün Selanik’te olacak.

xx        xx        xx

Tüm dünyada kadınlar özgürleşene kadar sürdürülecek olan bu yürüyüş, her beş yılda bir dünyayı dolaşmakta ve geçtikleri her yerde kadınlar taleplerini yüksek sesle dile getirmekteler.

Basından izledik, Mardin, Diyarbakır, Hatay’da Rojova selamlandı.

Nusaybin’de “Demokratik konfederalizm ve kadın öncülüğü Rojava Devrimi” başlıklı panel yapılmış.

Panelin Moderatörü Seve Demir, Rojavalı kadınları selamlayarak “Bizler de başta Rojavalı kadınlar olmak üzere tüm dünyadaki kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Sayın Abdullah Öcalan’ın mücadelesi ve kadına verdiği değerle, Kürt kadın mücadelesi gün geçtikçe daha da büyüyor. Sayın Öcalan’ı saygıyla selamlıyoruz” demiş.

xx        xx        xx

Ben de Muğla’da önceki gün Dünya Kadın Yürüyüşü’nü başarı ile gerçekleştirenleri selamlıyorum…

Rojava’da Kürt Kadınlar Işid’e karşı gerçekten önemli bir direniş sergilediler. Nusaybin’de ve öteki Kürt coğrafyasında Rojava kadınlarının selamlanması gayet doğal. Abdullah Öcalan’ın selamlanmasını anlamakta ise güçlük çekiyorum… Feminist bir hareketin etkinliğinde bir “erkeğin” selamlanması nasıl açıklanabilir?!!

Dünya Kadın Yürüyüşü, Muğla’da yapılırken Musal’dan IŞİD’in “cihat nikahı”nı reddeden Türkmen kadınları infaz ettiği haberi geliyordu…

Haberde “Kuzey Irak merkezli yayın yapan Rûdaw’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Musul Sorumlusu Said Memuzini, sabah saatlerinde IŞİD örgütü mensuplarının kentin kuzeyinde bulunan Karakuwen köyünde ‘cihat nikahı’yla zorla evlendirilmeye karşı çıkan 9 kadını kurşuna dizdiğini belirtti.” deniliyordu.

Işid’e Kuzey Irak’ta da Türkmen kadınlar direniyor!

Muğla, Antalya, Mersin bir Yörük (Türkmen) coğrafyasıdır.

Peki, Muğla’da ne selamlandı?

Musul, Kerkük kadınları Rojava kadınlarından değersiz mi? Keşke Rojava kadınları ile Türkmen kadınlarının da selamlandığını görebilseydik…

xx        xx        xx

Sabahat Aykın 1985’den beri Muğla’da direniyordu… O tarihten önce Hukuk Fakültesi’ni bitirdiği, Murat Aykın ile evlendiği, Aydınlar Dilekçesi’nin altına imzasını attığı Ankara’da…

Önceki gün Dünya Kadın Yürüyüşü’nün yapıldığı günden bir gün önce İnsan Hakları Derneği Muğla Şubesi Kurucu Başkanı Av. Sabahat Aykın’ı andık…

Anadolu Partisi Muğla İl Yönetimi’nin düzenlediği söyleşide benimle birlikte konuşmacılar Sabahat’ın dostları, benim arkadaşlarım, çevre ve kadın hareketlerinden Gaye Cön, Meral Oğuz, Dr. Nuriye Bakan, Nahide Uçar, Av. Erol Yumuk ve Reşat Uygun idi…

Hep birlikte andık, ağladık… Sabahat’ı aradık, ne çok özlediğimizin farkına vardık…

xx        xx        xx

Günlerden Cuma ve saat 15.00 olmasına rağmen Konakaltı Kültür Merkezi’ni doldurduk. Dostları, dokundukları birbirlerinin siyasal, ideolojik farklılıklarına bakmadan oradaydı. Yine de benim gözlerim o gün, bir gün sonra Muğla’dan Dünya Kadın Yürüyüşü’ne katılanları; Muğla Kadın Hareketi öncüleri sıfatını taşıyanları aradı…

Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi yöneticilerini, Karya Kadın Derneği yöneticilerini aradı. Kimse “Haberimiz yoktu” diyemez… Konsey’den Menteşe Belediye Meclis Üyesi Gonca Köksal Kılınç aramızdaydı… Gaye Cön ve Nahide Uçar konuşmacılar arasındaydı…

Sabahat Aykın bu şehirde “İnsan Hakları Parkı” yapılmasını sağlayan kadındı… 12 Eylül koşullarında Bodrum’da jandarma karakolu basıp, işkenceye karşı duran kadındı… Sabahat Aykın mafya ile karşı karşıya gelmekten korkmayan kadındı… Ama Sabahat Aykın kadın hakkını insan hakkı gören, partiler üstü insan hakları savunucusu bir kadındı…

Ehh bir de demokratlığının, insan hakları savunuculuğunun yanında vatansever ve Atatürkçü idi… Ezilen kadının, insanın yanında dururken de sosyal statüsüne, etnik, dinsel ve siyasal kimliğine bakmazdı!

xx        xx        xx

Sabahat Aykın’ı andığımız etkinlikte açılış konuşmalarında Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun, Sabahat için “Ülke sevdalısı, özgürlük arayıcısı, candan dost ve değerli hukukçu, saygıdeğer meslektaşım Sabahat Aykın, aramızdan ayrılalı 2 yıl olmasına rağmen hala acısını ilk günkü gibi taşıyoruz.” derken, Anadolu Partisi İl Başkanı Aylin Çalışkan şöyle diyordu:

Anadolu toprakları kadınların destanlar yazdığı topraklardır. Hangi ile giderseniz orada bir kadın kahraman bulursunuz. Onlardan birini 2 yıl önce kaybetmiş olmamıza rağmen, O’nun hareketinin meyvelerinin her tarafta olgunlaşmaya başladığını görüyoruz. Muğla’da insana ve kadına dair birçok çalışma yapmış, pek çok kadına önderlik ederek onlara rol modeli olmayı başarmıştı. Bugün Muğla Türkiye’nin en aydınlık kentlerinden biri ise ve biz bu imajı sürdürmek istiyorsak Sabahat Aykın gibi önemli insanları unutmamak ve onun gibi insanları çoğaltmak zorundayız.

Ama Sabahat olmak hiç de kolay değil…

Mekânı cennet olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Funda Karadağ Dural 17 Mart 2015 / 13:47

Sayın Özgür, keşke orada olsaydık…Ama çoğumuz ücretli çalışanlar olduğumuz için işyerlerimizden istediğimiz zaman ayrılma şansımız olamıyor malesef.Çalışmalarımızı da hep mesai bitimlerinde yapabiliyor olmamız da bu nedenle…Dünya Kadın Yürüyüşünde ise Muğla’da tıpkı Sabahat Aykın ve Saynur Gelendost gibi ekoloji, doğa ve kadının gaspına karşı direnen tüm kadınları selamladık.Saygılarımla iyi çalışmalar

reşat öztepe 17 Mart 2015 / 21:48

Gocuman; Biz Toplum olarak sevdiğimiz kişilerin sevildiklerini sağlıklarında söyleyemeyen ve hatta sevildiğinin farkına bile varmaması için çaba sarfeden bir savgi! aralığından geçen bir toplumuz. Kişilerin kişiliklerini ve özellikle güzezelliklerini ancak hayata gözünü yumduktan sonra methiyeler düzenler ve şöyle iyiydi, de böyle iyiydi de, şöyle güzellikleri vardı da diye diye,ömür geçiririz. örnekler çoğaltılabilir. Napalım gari,böyle gelmiş böyle gider diyeceğiz. sevgi ve saygı.