Dilleri Vardır, Şeker Akıtırlar!.. « Hamle Gazetesi

Dilleri Vardır, Şeker Akıtırlar!..

Bu haber 20 Temmuz 2015 - 18:41 'de eklendi ve 597 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Cemal Süreya

 

Geçtiğimiz bayram çoğu vakitlerimi hüzün doldursa da hayat yine tamamlanmaya mahkumdur; bayramın kendiliğinden getirdiği mutluluğu doyumsadığım anlar da oldu. Bu anlarda yine insanlar elimden tuttu, yüzümü güldürdü, gönlümü ferahlattı. İnsan insanın ağusunu alır düstûrunca hafiflediğimi hissettim. Bayram ziyaretlerinden biri bir ziyafete dönüştü benim için. Günlerce tutulan oruçlar insanlığın iftar sofrasında semeresini veriyor, bereketlice şeker tadında anlar yaşatıyordu. Yıllardır görmediğimiz mahalle komşumuz ziyaretimize geldi. O, konuştukça ağzından şeker akıtıyordu sanki. Derler ya, “dilleri vardır, şeker akıtırlar!” Sözcükler ağzından bal, kaymak gibi akıp gidiyor; onu kana kana dinlemenin verdiği mutluluk doyumsuzluğa eriştiriyordu gönüllerimizi.

O, konuştukça bir sürü beyin fırtınası oluşuyordu kafamda. Hep aynı şekilde düşünmüştüm Ramazan Bayramı’na neden “Şeker Bayramı” dendiğini. O bayrama has ikram edilen şekerler olmalıydı herhalde bayrama “şeker” isminin katılması. Oysa öyle olmayabilirdi. Bayram günleri dillerinden şeker akıtanlar bayramın şeker tadında geçirilmesine vesile oluyorlardı pek ala. Senin güzel yönünü ortaya çıkartıyordu şeker dilliler. İnsan yönünü pekiştiriyorlardı. Günümüzde hayatımızdan savrulup giden kelimeler hayat buluyordu cancağızım. Zarafettir, nezakettir, edeptir, tevazudur, saygıdır, sevgidir bir resmi geçide dönüşüyordu. Bayramın kendine has resmi geçidi.

Sevgisiyle, samimiyetiyle seni sımsıcak kuşatıp saran yürekler; o şeker tadında sözcüklerle  kendini daha bir “özel” hissettiriyordu sana. Tülin Güven ablamız emekli bir sınıf öğretmeni. Çocukluğumun, mahallemin en güzel hatıralarından biri. Ağzından şeker akıtıyor adeta. Benliğin kalesi kendine geliyor. Sevgiyle onurlanıyor, birey olarak tamamlanmanın şevkini yaşıyorsun. Onun şeker dillerinden hayatlarına yön verdiği, yetiştirdiği öğrencilerine imreniyorum doğrusu. Ne kadar da kendine güvenli, sımsıcak yürekli bireyler oldular kimbilir. Çoğu da öğrencim oldu, farklılıklarını hep hissettim doğrusu.

Neyse biz mahallemize dönelim, çocukluk anlarımıza, yine eski günleri yâd edelim. Güzelliklerine hasretle bakalım, bugünden o eski günlerin vuslatına erme hasretini içimizde yaşayalım. Bayramdayız ya, bir içe dönüş yaşayalım. Komşularımız, mahalle esnafımız ve de akrabalarımız. Hepsi “ben”imizin bir parçası. Hepsi insanlığın bendesi. Senin yaşamında seyr edeceklerin tümünün şahitleri, yeri geldi rehberleri, yeri geldi dostları, yârenleri. Çünkü sadece paylaşılan hayat değil dostluklar, samimiyetin ve sevginin taçlandırdığı dostluklar.

Birisi var, evet birisi seni düşünüyor. Senin için üzülüyor; aşka tabi bir söz gibi görünse de “bir yürek var uzaklarda olsa da senin için atıyor”. Dostluk da aşka tabi değil mi? Yanlışın var mı, çekerler seni bir kenara hemen uyarırlar. Yüzünde bir gölge mi var, çekerler seni bir kenara derdini, tasanı paylaşırlar. Mutlu günlerinde misin, senin adına yüzlerinden, dillerinden taşan sevinçle anını coştururlar. Hasta mısın bir tas çorban hazırdır. Azıcık sıkıntıya mı düştün, senin için cepte bir kredi bir kenarda açılmıştır. Hem de güvenin, dostluğun faizsiz teminatında. Doğum, evlilik, askerlik, ölüm hayatla tüm paylaşımlarında “yalnız” değilsindir. “Ben”in yüksek kulelerine hapsedilmiş değilsindir. Senin için atan yürekler sevincini de acını da tadında yaşamanı sağlarlar.

Doğruluğu, dürüstlüğü, saygıyı, sevgiyi, edepli olmayı, samimiyeti, nezaketi “ben”i insan ekseninde yoğuran tüm güzellikleri o şeker dilli insanlar öğrettiler bizlere. İnsanda açtık gözümüzü, dilimiz insanda şekillendi, yüreğimiz insanda olmaya durdu. “Yavrum, evladım, oğlum”la kalmadı seslenmeler “aşı karanfilim, gonca gülüm, zeytin gözlüm, dal boylum, kuzum, cancağızım”la sardı sarmaladı. Yürekten akıttığı sevgisiyle kuşattı. Benliğimize yön verdi, güçlendirdi. Her düştüğümüzde bilirdik ki bir el bizi tutacak, daha sağlam ayakta durmamızı sağlayacak.

Bu kadar sözden sonra tabi soracağız, o ağızlarından şeker akıtan, şeker dilliler nereye gittile? Biz ne zaman benliğimizin yalnızlık uçurumlarına sürüklendik?  Farklılaştık, ötekileştirildik. İnsanları sınıflandırdık, sıfatlandırdık. Sevgide, saygıda kuşattığımız dostluklara ne oldu?  İnsanlar birbirlerinin elinden tutmayı ne vakit bıraktı?  Benliğinin karanlık zindanlarında ne vakit yalnızlık mahkumiyetine hüküm giydi?  Selam verirken, selam alırken ne zaman hesaplaşmalara dönüştü insanlık ilişkileri?  İnsanlık ritüelleri ne zaman “şüphe” denilen o lanet olası korkulara yenik düştü?  Çareler avucumuzun içindeyken, sevgideyken, saygıdayken, dostluktayken ne zaman bu kadar nâçar kaldık? Sorular, sorular, sorular… En azından bir kere düşünmeye dursak yetmez mi? Hatıra geldikçe güzel günler, mazinin karanlığından çıkıp atiye ışık vermez mi?

Bütün yaşanmışlıklar, yaşananlar, yaşanacaklar “aşk” adına değil mi?

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik.”

Cemal Süreya

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Avcılar 21 Temmuz 2015 / 11:52

Dünyayı güzellik kurtaracak
ve bir insanı sevmekle başlayacak herşey…