DİKİLİ TAŞ OLMAYA RAZIYIM

Bu haber 24 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 768 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

   Yıllardır
dur durak bilmeyen terör olaylarında kaybettiğimiz nice insanımızın acısı
yanında öyle anlar oluyor ki, daha bir derinden etkileniyoruz.

Nasıl
etkilenmezsiniz?

Gencecik
vatan evlatları, sanki öleceğini hissederek duygularını ya kaleme döküyor.

Ya
da yanı başında şehit düşen arkadaşları arkasından;

Keşke diyor.

“Keşke bende bu vatan
uğruna şehit düşseydim.”

Bunlar
asla abartı değil.

Göz
boyama hiç değil.

Böyle olmadığı, 2 gün
öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un
olay mahallinde yaptığı inceleme sırasında, tüm açıklığıyla gözler önüne
serildi.

Hakkari İli Şemdinli
İlçesi Mezar Gediği Bölgesi sınırları içerisinde bulunan Gedik Tepe mevkiinde
11 askerimiz şehit olurken, gazi olan bir askerimizin ağzından insanın
kemiklerini sızlatan şu sözler dökülüyor.

“Arkadaşlarımın şehit
düştüğü tepede dikili taş olmaya razıyım.”

Düşünüyorsunuz.

Bu nasıl bir duygudur?

Bu nasıl bir vatan
sevgisidir ki, arkadaşlarının şehit düşmesi üzerine, “keşke bende aynı şahadet
mertebesine erişseydim” diyebiliyor.

***

Acaba, dünyanın her
hangi bir ülkesinde bu halis düşüncede birileri var mıdır?

Aynı
yastığa baş koydukları arkadaşları, gözü önünde şehit düşünce, keşke bende şehit olsaydım diyebilen.

11
askerimizin hayatını kaybettiği Gedik tepede, “dikili taş olmaya razıyım” diyen bir ülke vatandaşı var mıdır?

Yoktur.

Olacağını
da sanmıyorum.

Ülkemizin kurtuluş
mücadelesine atıldığı I. dünya savaşında, cepheden cepheye atılan atalarımız
gibi, aradan bir asırlık bir süre geçtiği halde insanımız bugün benzer
duyguları taşıyorsa, bu sözlerin samimiyetten uzak olduğu söylenemez.

Zira bu sözler, biz
Türkler için vatanın ne anlama geldiğinin bariz göstergesidir.

***

Dolayısıyla
düşünüyorsunuz.

Bu nasıl bir duygudur?

Bir insan nasıl olur da
göz göre göre ölümü hiçe sayar?

Aynı uğurda mücadele
eden arkadaşları teröre kurban giderken, ben niye yaşıyorum diyebilir?

İşte bu, sadece Türk
insanının sinesinde saklı halis duygulardan başkası değildir.

***

Hal
böyle iken, vatan aşkıyla yanıp tutuşan askerimiz için alınan tedbirlere
bakalım.

Adeta gerilla savaşının
verildiği Doğu ve Güneydoğu ağırlıklı bölgelerimizde, terör gruplarına karşı
yeterli önlemler alınıyor mu?

Askerlerimizin daha bir zayiat
vermemesi adına her türlü istihbarat, sınır bölgeleri dahil birçok uç
noktalarda konuşlanan karakollar, her türlü saldırıya karşı koyabilecek
donanıma sahip mi?

Daha bir önemlisi, aynı
bölgelerde konuşlanan askerlerimiz bu tür gerilla savaşı için deneyim sahibi
mi?

Ne
yazık ki bu soruların tamamına olumlu cevap verebilmek mümkün değil.

Elbette
yıllardır süregelen terörün önlenmesi noktasında bir takım önlemler alındı.

Alınmaya
devam ediliyor.

Ama
görüldü ki yeterli değil.

Son
olayda ABD’nin istihbarat vermediği açıklaması dahi bir takım eksikliğin
olduğunu gösteriyor.

Oysa
bu tür bölgelerde asıl olan, en ince ayrıntısına kadar istihbarat sahibi
olmaktır.

Ya
karakollar.

Aralarında
öyleleri var ki, yıllardır daha korunmalı hale getirilmeyi bekliyor.

Ve
en önemlisi, gerilla savaşına katılacak askerlerin seçimi.

Gerçi
ne zamandır bu konuda yapılan çalışmalarla, aynı mücadelede başarılı
olabilecekler yetiştirilmeye çalışılıyor.

***

Artık
eksiklerimiz tamamlansın.

Tamamlansın
ki, aynı tehlikeli bölgelerde “dikili
taş olmaya razıyım” diyebilen askerlerimize rağmen, yeni acılara
sürüklenmeyelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.