DEVLETİN BAKANI KADERİMİZ DERSE!..

Bu haber 24 Mayıs 2010 - 0:00 'de eklendi ve 608 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye
“Zonguldak Kömür İşletmeleri Karadon Maden Ocağında” meydana gelen, ve de “30
vatandaşımızın hayatına neden olan” yeni bir facia ile daha yüz yüze gelince,
artık söyleyecek söz kalmadı.

Nasıl
kalsın?

Eğer, “çalışma şartları bağlamında
elde olumsuz rapor olduğu” açıklamasına karşın yine de vurdumduymazlık
sergilenebiliyorsa, pes ki pes demekten öte diyeceğimiz bir şey yoktur.

Hele devletin ilgili bakanı, biçare
kalındığından olsa gerek kaderimiz!
olarak algılıyorsa.

***

Nasıl
olur?

Devletin
ilgili bakanı, nasıl olur da çaresiz kalındığından dem vurur?

Söz
konusu bizim ülkemiz ise olur.

Eğer, bir değil, 10 değil yüzlerce kez benzer facialarla yüz yüze
gelinmesine karşın,

Her facia sonrasında, çalışma şartlarının
uygun olmadığını gösterir rapor olduğu belirtildiği halde, gereği yapılmaksızın
çalışmalar sürdürülür,

Sonuçta, bir kez daha onca insanımız
hayatını kaybederse, olur.

Dedim ya söz konusu bizim ülkemiz ise olur.

***

Dolayısıyla bunun tek bir anlamı var.

Ülke
olarak insanımıza değer vermiyoruz.

İnsanlıkla asla bağdaşmayan, nasılsa onlar çalışmaya mecburlar! gibi
bir düşünce hakim olursa, ki görünen o, ortada bir kayıtsızlık, daha da öte
aymazlık vardır.

Aksi olsaydı, eldeki olumsuz rapor dikkate
alınır.

Dolayısıyla şartlar iyileştirildikten sonra
çalışma başlatılırdı.

Ama siz, bugün olduğu gibi her şeyi oluruna
bırakırsanız, Enerji Bakanının düşüncesine göre kaderimiz! derseniz, olacağı
budur.

Olan 30 biçare vatandaşımız, geride kalan
ailelere olur.

***

Şimdi sormak istiyorum.

Reşide eren çocuklar yanında henüz neyin ne
olduğunu kestiremeyen öksüz kalan yavrular, yarın bir gün babam nerede diye
sormayacak mı?

Bu takdirde, annesi ne cevap verir hiç
düşündük mü?

Baban,
devlet yeterli tedbir almadığı için göçen maden ocağının altında kaldı derse.

Ki doğrusu o.

O çocuğun hangi halet-i ruhiye içerisinde
olacağını kestirmek için ruh bilimci olmaya gerek yoktur.

***

Bu arada çok önemli bir ayrıntı daha var.

Bugüne değin benzer faciaların çoğunluğu
özel sektöre ait ocaklarda görüldüğü için haklı olarak ilgili sektör suçlandı.

Ama bu defaki olay, bizatihi devletin
denetiminde olan maden ocağında meydana geldi.

Arada, çok önemli bir fark var.

Asla
kabul etmek olası değil ya özel sektör, çalışma koşullarının tehlike içermemesi
adına tedbir alınması noktasında fazla masraf gitmesin, dolayısıyla daha fazla
kar elde etmek amacıyla, insan hayatını hiçe sayan yola tevessül etti.

Peki,
devletin asli görevlerinden biri çalışma koşullarını tehlike içermeyecek hale
getirmek olduğu halde, bu umursamazlık neden?

Siz,
bölgenin Coğrafi şartların yarattığı sıkıntılar nedeniyle, halkın çalışacağı başkaca iş kolu
olmamasını, kendinize göre avantaj kabul
ederseniz.

Denmez mi, devlet olmanın vasfı nerede
kaldı?

Böyle bir devlet anlayışı olabilir mi?

Neticede bir kez daha anladık ki, bizde
insan hayatının kıymeti harbiyesi yok.

Kimse aksini iddia edemez.

Hele Devletin bakanı, bu faciayı kaderimiz
olarak gördükten sonra!..

Yazık, hem de çok yazık!..

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.