Devletin asli görevi nedir?

Bu haber 15 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 1.542 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

‘Kadına karşı şiddeti ve ayrımcılığı engellemek devletin asli görevidir.’
Şiddet!..
Bu kelimeyi hiç duymak istemiyorum..
İçinde acı var, incinme var, zarar var, darp var, fiziksel, cinsel, ruhsal yıkıntı var, özgürlüklere getirilen kısıtlamalar var, insanca onurlu yaşamaya takılmış kelepçeler var.. Var da, var yani..
Sihirli değneğim olsaydı sanırım, şiddet ve unsurlarını, Dünya yüzeyinden yok ederdim.. Bir de hakkaniyetsizlikleri yok ederdim de..
Ve gündemde olan, toplum olarak kenetlenmemizi yok eden, unsurları da yok etmek isterdim..
Ya ne kadar çok yok edilmesi gereken olumsuzluk var…
Çok güzel enerjileri ve gayretleri, gelişmek ve refah ülkesi olma yolunda kullanacakken, birbirimiz yok etmek için kullanarak, hem kaynaklarımızı, hem de enerjilerimizi heba ediyoruz.
Şiddet dedikte!
Tarihte ilk kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) aile içi şiddeti engellemediği için ve kadına yönelik, ayrımcılığı ortadan kaldıracak önlemleri almadığı için bir devleti suçlu buldu.. 05 Aralık 1934 tarihinde yasal düzenleme ile, Türk kadınını, dünya kadınlarının önüne geçirmiş, Büyük Önderimiz Atatürk’ün, dünyadaki gelişmiş birçok ülkeden önce, Türk kadınına, seçme ve seçilme hakkını vermiş bir ülke olan Türkiye’yi, tazminat ödemesi yönünde karar alarak, tazminat ödetti.
Olay da, Nahide Opuz eşinden şiddet gördüğü için emniyete ve savcılığa başvurur.. Kendisi ve annesinin yaşamının tehlikede olduğunu belirtir ve devletin bu konuda tedbir almasını ister..
Ancak, Nahide Opuz’a devlet koruma vermez ve korumaz. Şiddete ve öldürülmeye karşı korunmasızdır… 2002 yılında Opuz’un annesini, ayrı olduğu eşi tarafından öldürülür…
Bir insanın yaşama hakkı hiçe sayılarak sonlandırılır…
İnsanın en doğal hakkı, yaşama hakkıdır ve bu Nahide Topuz’un annesinin elinden alınmıştır..
Yaşam hakkı yok edilmiştir… Hala töre deyip, namus deyip kadınlarımız katlediyorlar…
Yaşama Hakkı, kişinin fiziksel varlığının sürdürebilmesinin güvencesini oluşturan insan olma hakkı.
Öyle bir haktır ki, yaşama hakkının olmadığı bir durumda, diğer haklara, sahip olmanın pek bir anlamı da yoktur..
Nahide Opuz, annesinin katledilişinden sonra, ülke içinde yargı sistemine başvurur fakat sonuç alamaz.. Sonuç alamayınca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurur..
AİHM’nin yaşam hakkı, işkence ve fena muamele yasağı ve ayrımcılıkla ilgili maddelerini ihlal ettiği için Ülkemiz 36 bin avro tazminatla ödemesine hükmedildi..
İnsan yaşamı 36 bin avro ile ölçülemez ama.. Şiddet bağlı ölümler dünyanın içindeki bir ve bizim ülkemizdeki bir gerçeklik…
Ülkemizde, her 10 kadından 4`ü fiziksel şiddete, 2`si ise cinsel şiddete maruz kalıyor. Kadınların yüzde 60`ı kocasının, yüzde 20`si boşandığı eşinin, yüzde 10`u birlikte yaşadığı erkeğin, bir kısmı da akraba ve tanıdıklarının cinsel şiddetine uğramaktadır.
Ülkemizde, Türk toplumunun erkek egemen yapısı, kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmakta.. Çıkarılan “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” ile aile içinde kadınların ve çocukların şiddet görmelerinin engellenmesi amaçlanmıştır..
Toplumsal olarak şiddeti, gerekçeli nedenlerle gösterip, algılanmasına, kabul görünmesine neden olan bir kültürü, yerleştirmeye çalışıyoruz gibi, bazen kararlar alınıyor. Ağır tahrik indirimi deyip cezalar indiriliyor…
Şiddet en önemli toplumsal yaradır..
Bilinen rakamlar, buz dağının görünen kısmıdır da ..
Ya görünmeyen kısımları?
Kadına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı engellemek devletin asli görevidir.
Şikayet olsun veya olmasın, tüm kadınları şiddetten korumak, suçluları cezalandırmak; mağdurlara psiko-sosyal, hukuki, tıbbi, maddi ve manevi destek sağlamak devletimiz asli görevleri arasındadır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.