“Devlet Laik Olur”

Bu haber 29 Nisan 2016 - 0:21 'de eklendi ve 1.170 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Eğri oturalım, doğru konuşalım. Bu ülkenin yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı var mı, yok mu?

Elbette var…

Peki, bu Anayasa nasıl bir Anayasa olmalı?

Bu soru bir anket sorusu olsa ortaya en az 100 Anayasa seçeneği çıkar. Ama orada ortaya bir Anayasa çıkmaz. Çıksa da o başka bir şey olur!

Anayasa dediğin öyle % 48, 49, 50, 51, 52 ile kabul edilen bir metin değil, en az % 60’ın “evet” dediği bir “uzlaşma metni; kişi hak ve özgürlüklerinin teminat altına alındığı bir “toplumsal sözleşme” olmalı.

Buna itirazı olan olur mu?

Kimse dün, hatta bugün yaşadığı olumsuzlukları gerekçe gösterip “dayatmacı” olmamalı. Neyse o olumsuzluklar, onları gideren bir Anayasamız olmalı…

 

xx           xx           xx

Milletvekilleri yemin ederlerken ayaklarını kaldırıp kaldırmadıklarını tespit için kürsünün arkasına kamera mı konmalı bilmiyorum. Anayasa Madde 81’deki imza metni şöyle;

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim

Bu metni okuyup, yemin ettikten sonra milletvekilliği tescillenmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman’ın “Yeni Anayasada laiklik olmamalı. Yeni Anayasa dindar olmalı” sözlerine ne demeli!

 

xx           xx           xx

Devletin dindarı, dinsizi olur mu?

Yanıtı Cumhurbaşkanı ErdoğanArap Baharı” turunda Mısır’dan sonra geçtiği Tunus’ta şöyle vermişti;

Devlet laik olur

Eee, o zaman İsmail Kahraman neyin kahramanlığını yapıyor?

CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir de “Laiklik Cumhuriyet’in vazgeçilmezidir” diyor. Marmaris’te vatandaşlarla buluşmasında “Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeye çalışanlara karşı Atatürk’ün mücadele azmiyle sonuna kadar direneceğiz” diyen Milletvekili Demir, TBMM Başkanı Kahraman’a tepkisini şöyle dile getirmiş:

Laiklik, toplumsal barışın, çağdaşlığın, demokrasinin temel taşıdır. Toplumsal barışımızı yok sayanların, ülkeyi kan gölüne çeviren bu ilkeyi yok saymasına şaşırmamalıyız. Dini istismar ederek bu ülkeyi kamplaştırmaya çalışanlara karşı Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in yetiştirdiği nesiller en iyi yanıtı verecektir. Meclis Başkanı sorumluluk sahibiyse bu sözlerinden dolayı istifa etmelidir

İşte tehlike burada; kamplaşmak… Kamplaşma kimin işine yarar?

 

xx           xx           xx

Bu ülkede 80 öncesi kamplaşmada kim kazandı?

Bu sorunun yanıtını bulanlar buldu. Bir PKK ve yandaşları bulamadı… Bir de İsmail Kahraman bulamamış galiba. Zaten Kahraman bulabilecek kabiliyette olsaydı anti-emperyalist mücadelede önemli bir sembol haline gelmiş, tarihimizin en onurlu sayfalarında yerini almış 6. Filo eylemleri sırasında filonun askerlerini Dolmabahçe’de denize dökenler arasında, Vedat Demirci’nin yanında yer alırdı. Dün görevi ne ise bugünde o

Ülke üç gündür laik-anti laik gerilimi yaşıyor. Önceki günde kimsenin aklından bile geçmeyen Bursa’da canlı bomba patlarken, şaşırtıcı biçimde dünde Manisa-Soma’da yol kenarına tuzaklanmış 2 ayrı bomba patlatıldı.

Ne oluyor, nereye gidiyoruz?

Herkes bu soruyu soruyor…

Kahraman’ın 12 Eylül 80’de de canı yanmamış olmalı… 12 Eylül’e kamplaşarak tıpkı böyle adım adım gitmiştik… (!)

 

xx           xx           xx

Yeni Anayasa tartışmaları devam ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) İsmail Kahraman’ın “Laiklik” açıklaması güdeme bomba gibi düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılı Eylül ayında gerçekleştirdiği ‘Arap Baharı’ turunda Mısır, Tunus ve Libya’da söylediği sözler ise, “Laiklik yeni Anayasada olmamalıdır” diyen Kahraman’a adeta cevap niteliğinde…

Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı sözleri Hırvatistan’da anımsattı. Tekrarladı.

O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Mübarek rejiminin devrilmesinden sonra Mısır’da yeni anayasanın laik mi yoksa şeriat ilkelerine mi dayanması konusunda bir özel televizyon kanalına verdiği röportajında “Mübarek sonrası yeni Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum” diyerek şu ifadeleri kullanmıştı;

Türkiye’de anayasa laikliği, devletin her dine eşit mesafede olması olarak tanımlar. Laiklik kesinlikle ateizm değildir. Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ama laik değilim. Fakat laik bir ülkenin başbakanıyım. Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır. Ben Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklikten korkmayın. Umarım ki Mısır’da yeni rejim laik olacaktır. Umuyorum ki benim bu açıklamalarımdan sonra Mısır halkının laikliğe bakışı değişecektir.

Ama Kahraman aynı yerde kalmış!

 

xx           xx           xx

Bu arada Hürriyet Gazetesi‘nin AK Parti’ye yakın yazarı Abdülkadir Selvi de önceki günkü yazısı ile dikkati çekti. Selvi, TBMM Başkanı İsmail Kahraman‘ın skandal ‘laiklik’ sözlerinin ardından kaleme aldığı 27.04.2016 tarihli ve “Anayasada sürprizler var” başlıklı yazısında AK Parti’nin planını açıklamış. AK Parti’nin yeni anayasada ‘laiklik’ ilkesini ortadan kaldırmak gibi bir niyetinin olmadığını savunan Selvi, “İslam dinine ve Allah inancına vurgu yapılacak” demiş…

Yapılsın… Anayasa’da yazsa da yazmasa da Elhamdülillah biz de Müslüman’ız…

Sünnilik öne çıkarılıp, Alevilik inkar edilmeyecekse ne var bunda…

Yazımın başında da vurguladığım gibi, Anayasa bir uzlaşma sözleşmesi…

Aslında AK Parti’nin “dindar anayasa” tartışmasına da girmek istemediğini belirten Selvi, yazısına “Ama anayasalar toplumsal mutabakatı sağlayan en üst metinlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzde 99’u Müslüman olduğuna göre, İslam dinine ve Allah inancına bir vurgu yapılması tartışılıyor.” diye devam etmiş.

 

xx           xx           xx

Başbakan Davutoğlu da AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşmuş. Şöyle demiş:

Devletin nitelikleri tartışma konusu değildir. Devletin nitelikleri AK Parti sayesinde esas anlamına kavuşmuş, toplumsal barışı sağlamıştır. Hazırladığımız yeni anayasada da laiklik ilkesi, devletin tüm inanç mesafelerine eşit mesafede, otoriter değil, özgürlükçü bir laiklik olarak yer alacaktır. AK Parti farklı bir arayış içinde değildir.

Demek ki kimsenin Meclis Başkanı gibi düşündüğü yok. O zaman kendisinin o yakışmadığı Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmesi gerekmez mi?

Laiklik her şeyden önce bir toplumsal barış ilkesidir. Atatürk’ün dediği gibi “Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. Din ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır”…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.