DEVLET EMR-İ VAKİ YAPAR MI?

Bu haber 04 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 946 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra Muğla olarak karşı karşıya geldiğimiz bir gelişme var ki, endişe ve şaşkınlık iç içe.
Muğla diyorum ama aynı uygulamanın diğer iller için de söz konusu olduğunda farklı yaklaşım sergilendiğini sanmıyorum.
Zira, devletin emr-i vaki eylemiyle yüz yüzeyiz.
Hal böyle olunca “Şeriatın kestiği parmak acımaz” gibi bir yaptırım geçerli olacak.
Olay şu.
Hepimiz Muğla’ya doğal gaz geleceğini 29 Mart yerel seçimlerinde daha bir öğrendik.
Değişik partilere mensup adaylar, Muğla için neler yapabileceğinin altını çizerken, doğal gazdan dem vurmuştu.
Bilhassa mevcut başkan Dr. Osman Gürün yeniden aday olduğu için olaya daha vakıf idi.
Ama bir farkla.
Önceleri Denizli üzerinden geleceği iddia edilmesine karşın, aslında alınan karar gereği proje uygulaması Aydın-Çine üzerindendi.
Yani Muğla’ya gelecek doğal gazın güzergâhı burasıydı.
Hatta aynı süreçte Gürün, Muğla merkez ilçede devam eden kanalizasyon çalışmaları nedeniyle hem maddi hem manevi açıdan bir takım sıkıntılar çekilirken, doğal gaz nedeniyle yolların2.kez kazılacak olmasının faturasını üstlenmem demişti.
Madem ki kentimize doğalgaz gelecek.
Bunun faturasını bizatihi devlet ödemeliydi.
***
Devlet emr-i vaki yapar mı? başlığını kullandığım yazımın esasını teşkil eden, doğalgaz boru hattının geçirilmesine ilişkin izlenen yol.
Deniyor ki;
Boru hatları ve Petrol Taşıma A.Ş.tarafından tesis edilecek olan Aydın-Muğla Doğal Gaz iletim hattına isabet eden yerler, istimlâk edilir.
Düşünün ki aynı güzergâh üzerinde bulunan Çine,Yatağan ve Muğla merkez ilçeye bağlı tüm belde ve köyler sınırları içerisinde kalan yerler, bu uygulama kapsamı içerisinde.
Buraya kadar bir şey yok.
Madem ki alınan karar gereği Muğla’ya doğal gaz gelecek.
Boru hattının geçtiği yerlerin istimlâk edilmesi kaçınılmazdır.
Ancak…
Şahsen itiraz ettiğim ve de anlamakta zorluk çektiğim, istimlâk çalışmaları sırasında arazi sahiplerinden hiç kimsenin haberdar edilmemesi.
Bizzat araştırmalarım sonucu gördüm ki, bu güzergâh üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinde ikamet eden vatandaşların istimlâk çalışmalarından haberi yok.
Gelişmeler bu şekilde sürdürülmesine karşın bir önemli hususun altını çizmek istiyorum.
Toplumun yararına bir yatırım adına, karşı çıkmak gibi bir düşüncem asla olamaz.
Dolayısıyla Muğla’ya Doğal gazın gelmesi aynı kategoride olduğu için beis yok.
Benim karşı çıkışım, başvurulan yönteme.
Oysa, ilgili kurum ve kuruluşlar olarak boru hattının geçtiği yerlerin sahiplerine haberdar edersiniz, mesele kendiliğinden açıklığa kavuşur.
Ama siz, hiç haber vermeksizin ve de istimlâk bedeli hususunda hangi kriterlerin baz alındığı anlaşılmadan, bu tür uygulamaya yönelirseniz.
Yani devlet olarak vatandaşa emr-i vaki gibi bir yaptırıma kalkışırsanız.
Bunun adı istimlak değil, despotizmdir.
Bakınız ne yapılıyor?
T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun lüzumu kararı, Botaş Genel Müdürlüğünün oluru ile kamulaştırma kanunu hükümlerine göre BOTAŞ Boru Hatları ve Petrol Taşıma A.Ş.lehine kamulaştırma kesinleştiriliyor.
Ardından boru hattının geçtiği yerler sahiplerine, aynı içerikte bir yazı ile istimlâk bedellerinin bir banka şubesine yatırıldığı haberdar ediliyor.
Demek ki asıl arazi sahiplerine, her şey olup bittikten sonra bilgi veriliyor.
Hem de şu ifade kullanılmak suretiyle.
Daimi irtifak hakkının tapuda rıza-i ferağ işlemi ile Genel Müdürlüğümüze devri için 15 gün içerisinde belirtilen adrese müracaat etmeniz gerekmektedir.
Şayet müracaat edilmez ise ilgili kanun gereği bedel tespit ve tescil davası açılacaktır.
Olayın özünü son cümle daha net bir şekilde açıklıyor.
Ya kamulaştırma neticesinde istimlâk edilen yerler için hakkınızdan feragat ettiğinizi bildirirsiniz.
Ya da sonucuna katlanırsınız.
İşte benim ülkemin, vatandaşına reva gördüğü muamelenin anlaşılmaz örneği.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.