DEVLET, BİZ YAPTIK OLDU DEMEMELİ

Bu haber 24 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 976 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir devletin, ilişkin olarak yönetimde bulunan hükümetlerin evvelemirde yerine getirmek zorunda olduğu temel kriterler vardır.
Bunların başında halkın eğitimi, güvenliği ve de sağlıklı koşullar içerisinde hayatın devamını sağlamak gelir.
Elbette devletin halkına karşı sorumluluk ve yükümlülüğü bunlarla sınırlı değildir.
Daha niceleri olsa da asıl olan bu başlıklar altında toplanmıştır.
Dolayısıyla bunlar ne denli yerine getirildi.
Halk tüm bu gelişmelerden mutludur.
Ancak o zaman görev layıkıyla yerine getirilmiş demektir.
Aksi halde, birilerin mağduriyetine neden olan uygulamalar olarak yerini alır.
Tıpkı Yatağan Yeşil Bağcılar, merkez ilçeye bağlı Karakuyu ve Tınaz Köyü, şimdide Kafaca Beldesi için uygulamaya konulmak istenen yaptırımlar gibi.
Olayın özü şu.
Hepimiz biliyoruz ki, yıllar öncesinde Muğla sınırları içerisinde 3 termik santral kuruldu.
Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy.
Tabi bunların çalışması, dolayısıyla elektrik üretiminin sağlanması kömüre bağlıdır.
Yapılan her türlü inceleme sonucunda buralarda rezerv itibariyle yeterli düzeyde kömür madeni olduğu anlaşılınca, santraller devreye sokuldu.
Buraya kadar bir şey yok.
Değil mi ki Türkiye’nin şiddetle enerjiye ihtiyacı vardı.
Diğer enerji kaynakları yanında termik santraller vasıtasıyla üretim yapmak kaçınılmazdı.
Ancak…
İlerleyen süre içerisinde görüldü ki vehbinin kerrakesi başka.
Termik santralleri besleyen kömür havzaları birçok yerleşim birimleri sınırları içerisindedir.
Hal böyle olunca tek çare olarak köylerin ortadan kaldırılmasında görüldü.
İlk planda Karakuyu ve Tınaz.
Köylüler ne denli itiraz etse de, şeriatın kestiği parmak acımazdı.
Ülke genelinin çıkarları mı, yoksa bir kısım köylerin menfaati mi? noktasından bakılınca olanlar oldu.
Ve bu köyler yerle bir edildi.
Tamam da halk ne yapacaktı?
Nereye gidecekti?
Böylesine bir yaptırım karşısında yöre halkı, imkanları ölçüsünde ya civar köylere yerleşti. Bazıları da yeniden inşa edilen Yine Karakuyu köyünde ikamet etmek zorunda kaldı.
Bugün o köyler halkıyla konuştuğunuzda her birinin içi buruktur. Zira yıllardır ikamet ettiği ata yurdunu terk etmek zorunda bırakılmışlardır.
***
Bu arada sanılmasın ki devletin istimlak etmesi sonucu terk edilen köyler bunlarla sınırlı.
Bu defa yeni girişimler var ki asıl Pandomim o zaman kopacağa benziyor.
Aynı çevrede sürdürülen çalışmalar sonucunda Bayır Beldesinin belirli bir kesiminden Paşapınarı ve merdivenli mevkiinden Kafaca Beldesine uzanan çizgide de kömür rezervlerinin olduğu anlaşılıyor.
Aynı yerleşim merkezleri içerisinde daha bir mağduriyete uğrayacak belde şüphe yok ki Kafaca.
Zira, buranın hükmi şahsiyetinde kalan yerlerin neredeyse yarıdan fazlası için istimlak kararı alınıyor.
Evet yanlış duymadınız.
Nüfusu 2500 civarında olan bir belde, istimlak sonucunda adeta kuşa çevrilecek.
Dolayısıyla Kafaca halkı, daraltılmış sınırlar içerisinde yaşamak zorunda kalacak.
Her halde bunun ne anlama geleceği kestirilmez değildir.
Belki ilk anda istimlak bedelleri, (ki aynı köylerin tarihi süreci parayla ölçülemez) hoş karşılanmasına neden olabilir ama bir süre sonra kıpırdayacak yeri kalmayan belde halkı, kaderiyle baş başa kalacak demektir.
Neticede böylesine bir uygulamayı bütünüyle zorunluluğa bağlayamazsınız.
Zira enerji üretimi adına yöntemler, sadece termik santrallerle sınırlı değildir.
Daha nice alternatifler devreye sokularak, onca halk belirsizliğe sürüklenmemeliydi.
Sosyal bir hukuk devletinde, biz yaptık oldu! anlayışı egemen olmamalıydı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.