Devlet Bahçeli nin haline

Bu haber 26 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 786 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Devlet
Bahçeli’nin haline, psikolojide ‘yansıtma’ denir

 

Hatırlar
mısınız, referandum öncesinde Sonar adlı araştırma şirketine güvendiğimi (!)
söylemiştim. Tabii benimkisi “tersten” bir güvendi:

Madem
ki Sonar’a göre referandumda yüzde 51’e 49, hayır çıkacaktı… O halde
kesinlikle evetler öndeydi!

Sonar’ın
hayırı galip ilan eden anketi açıklandığında rahatladım ve çevreme “Hiç
merak etmeyin, evetler önde” dedim.

Tersten
güven formülünü başka alanlarda da kullanıyorum: Örneğin MHP Başkanı Devlet
Bahçeli’nin hali…

Araştırmalar
ve referandum sonuçları, Bahçeli yönetiminin baltayı taşa vurduğunu
gösteriyor.  12 Eylül darbesini yaşamış
olan ülkücüler, referandumda hayır demeyi kabullenemediler.

Hele
Bahçeli’nin kendilerine “Evetçi bülbüller” demesi onları iyice
sinirlendirdi. “Hayırcı karga olacağımıza, evetçi bülbül olmayı tercih
ederiz” dediler.  Yıllarca CHP ile
çekişen parti kadroları da, niye CHP ile aynı cephede yer almaları gerektiğini
anlayamadılar. Bahçeli’nin söylemleri (daha doğrusu, bağırıp çağırmaları)
onları ikna etmedi.  Bence siyaset bilimi
açısından en yerinde saptamayı MHP’nin eski Trabzon milletvekili Orhan
Bıçakçıoğlu yaptı: “Bir siyasi parti stratejik hata yapabilir… Ancak
ideolojik hata yapamaz; eğer yaparsa buna ‘sapma’ denir… Stratejik hatanın
telafisi olur ama ideolojik yanlışın telafisi zordur” dedi.

Yani
Bıçakçıoğlu referandumda hayır oyu vererek, CHP’nin kuyruğuna takılmayı, MHP
fikriyatına ters bir “ideolojik sapma” olarak yorumluyordu.

***

Bunların
ve elbette başka bazı faktörlerin de (örneğin Kürt sorununu körüklemeye
yönelik, şiddet yanlısı yaklaşımı) etkisiyle MHP’de ciddi bir erozyon meydana
geldi.

Konda’ya
göre referandumun hemen öncesinde MHP’nin oyu yüzde 8.9’a düşmüştü.

Andy-Ar
şirketi ise referandumdan sonra yaptığı araştırmada MHP’nin oyunu yüzde 10.3
buldu.

Bazı
MHP’liler, 2007 seçimlerine kıyasla 5 puanlık bu düşüşe dudak bükerek,
“Araştırmalar hatalı” diyebilir.

***

Bense
olaya yine tersten bakıyorum: Bahçeli’nin referandum sonrasında siyasi
dengesini iyice kaybettiğini görüyorum. 
Evet çıkması üzerine, Batı aleminden tebrik mesajları yağar, borsa rekor
üstüne rekor kırarken, Bahçeli, “Türkiye’yi karanlık günler bekliyor”
diyebildi. (Bu cümlenin çevirisi şudur: “Partideki iktidarımı karanlık
günler bekliyor”.)  Söğüt’teki
Ertuğrul Gazi’yi anma törenlerinde küskün çocukları andırıyordu:

Başta
Bülent Arınç olmak üzere diğer politikacılarla birlikte oturmayı reddetti ve
yürüyüş kolunu 500 metre
geriden takip etti.  Dün de çok sayıda
medya organını kahvaltılı basın toplantısına çağırmayarak, (bir kez daha)
askeriyeninkini andıran bir akreditasyon uygulamasına başvurdu.

***

Bahçeli’nin
bu haline baktığımda, MHP’nin ciddi bir oy kaybına uğradığını düşünüyorum.

Çünkü
yeni seçmen kazanmasa bile, eski gücünü koruyan bir partinin başkanı, asla bu
tip hırçınlıklar yapmaz.

Bahçeli,
psikolojide “yansıtma” denilen mekanizmaya kapılmış.

Yani
kendisine acı veren gerçekliği, başkalarını suçlayarak aşmaya çalışıyor:

AKP
suçlu, yüzde 42’yi sahiplenen CHP suçlu, medya suçlu, araştırma şirketleri
suçlu, ABD suçlu, AB suçlu, Kürtler suçlu…

Bir
tek kendisi masum ve haklı!

Not
1: Devlet Bahçeli erken seçim istiyor, çünkü her geçen günle, parti içindeki
otoritesini kaybedeceğinin farkında.

Not
2: Kemal Kılıçdaroğlu ise erken seçim talebinden vazgeçti çünkü altını oyan
Baykalcıları tasfiye etmek için zamana ihtiyacı var.

Emre
Aköz Sabah Gazetesi 22/09/2010

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.