Dersimiz Demokrasi

Bu haber 02 Kasım 2012 - 0:00 'de eklendi ve 758 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Keşke.
Keşke gitseydim diyorum.
Bir ‘ bayram ’ daha gelmişti. Bayramlar kavuşmadır..
Bir burukluk ve hüzün çöktü üstüme. Hazan mevsiminin de etkisi var mı bilmiyorum. Bir his var. Aynı tortulu hisleri, EVREN KENT (Üniversite)  için evden ayrıldığımda, güneş devrilip de ışıkları yok olduğu an da, yoğun yaşadığım bu duygu, yine aynı şiddeti ile kapımda.
Bir burgu gibi kastı beni.. Dokunsalar ağlayacağım. Her fırsatta aslanım diyen ben, hüzünlü, buruk ve özlem doluyum…
Evden uzakta güneşin devrildiği anda birden peydahlanan o his ile mücadele edişlerim geldi aklıma. O anlarda kendimi nasıl da  yalnız hissederdim..
Bir gariplik çökerdi üstüme.. Bir buğu olurdu gözlerimde.. İnci taneleri olan göz yaşları eksikti. Bu halimle güçlü gözükmeme çabası verirken, canım arkadaşımda oturur ağlardı.. Teselli ederdim onu..
Ben de yalnız hissederdim kendimi, onun kadar.. Buruk. Hüzünlü. Gariplik kasırgası eser ve gelir içime otururdu. Galip gelirdi o yaşlarda bir öğrenciyi kasıp kavurabilmek için.
Güneşin devrildiği anlarda, o, bulup, ulaşıp yörüngeme girer ve aurama hüznü ve burukluğu yüklerdi. İçe dönerdim.. Duyduğum yalnızlık hissini içimde küçültüp yok etmek isterdim..
Bu his sonradan, sis bulutunun dağılması gibi karanlığın üzerine doğan Ay’la birlikte yok olurdu..
Bakardım şavkıyan Ay’a.. Kendisi güzeldir. Sonatı ise ayrı güzel. Gecelerin en büyülü anında adeta romantizmin mumudur.. Yakamozları gelirdi aklıma. Ay ve yıldız nasıl hoş bir ikili ise başka güzel ikili de deniz ve Ay’dır..
Ay ışığı ile denizin yaptığı parıltılı raksı, insanı duygu selini sokar..
Gecenin sessizliğin de bu muhteşem ikilinin raksını seyredeceksin. Sanki bir gelinin saçlarından saçılan pırıltılar gibidir..
Şavkıyla, büyüsünü bize gönderen Ay’ın varlığına minnet duyar ve konuşurdum onunla. Uzaktan… İyi ki varsın ve benim kudretimsin derdim.. O da beni anlar ve dolunayın feri olarak yoluma ışığını gönderirdi… Bilirim ki şu evrende, dost ışıklarını bana ve tüm varlığa gönderir.
İkimiz arasında gizli ve dillenmemiş bir sözleşme vardı.. Kudretini ve varlığını göstermek için daha fazla şavkıyarak , göz kırpmalar yapardı ve hala de yapmakta..
Seviyorum onu…
Yoldaştı bana..
Candaştı bana..
Bu bayram, başka bir hava ve başka bir an var. En içtekini dışa vuran bir hüzün var..
Buğulu gözler var. Şükür hissini uyandıran nice anlar ve güzellikler var aslında, sadece gören gözlere ve hisseden kalbe ihtiyaç var… Ve çok şükürler olsun  bunlara muktedirim..
Sessiz sessiz yağmur yağdı bir ara..
Şimşekler çakıp gök tufana dönmedi.. İster miydi bilinmez ama bu havalarda bir durgunluk vardı.. Sanki bir hüzün.. Sanki bir burukluk vardı.. Bir şeyler var. Bambaşka ve farklı..
Keşke orada olsaydım dedim tekrar.. Ailemin ve tüm sevdiklerimin yanında Antalya’da.
Anılar geldi aklıma. Nasılda seneler akıp geçmişti..
Okuma hayatım bir kurgu gibi gözümün önünden geçmekte..
Cengiz Topel ilköğretimde başlamıştım bu ülkenin okuyan kızı olma serüvenine.. (Antalya /Finike ilçesinde).
Kimdir Cengiz Topel? Sahi kimdir? Yüzüm kızardı birden.. Nasıl kör ve sağırmışım.. Kendimi çok ama çok kötü hissettim.. Öğrendim kimdir.
O da, bu dünya insanlığının çirkinlikleri yüzünden şehit düşmüş bir pilottu. Kıbrıs çıkartmaları olmadan 1964’de keşif uçuşunda Rumlar tarafında uçaksavarla düşürülen ve uçak düşmeden paraşütle atlayıp kurtulan, fakat Rumların eline esir düşünce işkence ile şehit olmuş  ülkenin varlığıydı.. İnsanlık aleminin çok vahşi olması ve savaş sever tutumları, içimi tekrar burdu..
Birden 1974 Kıbrıs çıkartması geldi aklıma.. Hayal meyal hatırladığım Antalya’da karartmalar yapılırdı ve ışık sızmayacak şekilde evlerde oturulurdu.. Jetlerin sesleri duyulurdu.. Hafızam da ki tüm film şeritleri bunlar..
1 yıl gidebilmiştim Finike’deki ilköğretim okuluna. Sonrasın da okuma serüvenim Antalya merkezdeydi Devrim ilköğretim de devam etti yolculuğum.. Burada bir ritüel vardır.. Devrim’den mezun olanlar hemen Merkez Orta Öğretim Okuluna, Merkez Orta Öğrenimden mezun olanlarda Çağlayan Lisesinde, Evren Kent öncesi eğitimi biterdi.
Sonrasında hepiniz biliyorsunuz , Tıp fakültesine uğradı yolum.. Diğer evren kent diplomalarımla tıbbı harmanlayıp, tatlı  bir aşure oluşturdum..
Aşure kazanından kepçe ile alıp yazılarıma koymaktayım..
Yine de bir şeyler var..
Bir ayaz var benim kemiklerime kadar sızı yapan. Hasret ayazı..
Bir his var içimde, uzaklara doğru..
Bir özlem var içimde sılaya doğru..
Yeryüzü güneşine bakarken nice nirengi yapmış düşüncelerim ve hesaplaşmalar var içimde..
Bir şeyler var bu sefer hazan mevsiminde…..
Gerçekten vardı..
Varoluşun 89 yılında.
Doğanın tüm renklerinin en güzel şekilde, harmoni yaptığı bu mevsimde..
Benim ülkem.. Doğa kadar aynı dili konuşan olamayıp…
Sınıfta kaldı…. Çaktığı ders ‘ DEMOKRASİ’.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.