Derin öğreti ler…

Bu haber 11 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 807 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Yazmak!
Bazen size öyle bir sancı yükler ki sorma gitsin.. Hayatta ki koşuşturmacalar,zamansızlıklar ve iş yükü içindeki karmaşalar da, daha yazı yazmam da gerekli dedirtir..
Bazen, işitsel algınıza takılan bir haber..
Bazen, görsel algınıza takılan bir uyaran..
Bazen, hayatın tam içindeki bir gerçek..
Bazen, hisleriniz..
Bazen, farkındalıklarınız..
Bazen, yüreğinizin sesi..
Bazen, pozitif enerjiniz..
Bazen, insan ve toplum sevginiz..
Bazen, ülkeniz için değer yaratma çabanız; sizi yazmaya sevk eder demiştim…
Bazen de okuduğunuz size çarpan, derin öğretileri olan yazıları aktararak sizleri sevenlerle paylaşmak istersiniz..
Ben de MEVLANA’nın aşağıdaki muhteşem yazısını okudum, içindeki derin öğretileri beni çok etkiledi..
Sizleri yaşama ait yazılmış satırlarla baş başa bırakıyorum;
“Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yasamayı öğrendim.. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi… Ağladım. Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatin bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla… Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu… Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi… Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim. İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini. Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra… Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana….
Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi… Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Dünyaya tek basına meydan okumayı öğrendim genç yaşta… Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım. Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
Namusun önemini öğrendim evde… Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim. Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu..
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim. Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayati tadacağını öğrendim.
Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim. Olur ya Kalp durur Akıl unutur, Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur, ne de unutur.”
MEVLANA

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.