Depremler, Muğla ve Üniversitede Deprem Araştırma Merkezi

Prof. Dr. Namık AÇIKGÖZ

 

Muğla ve civarı son zamanlarda depremlerle çok sarsıldı. Son 2 aydan beri neredeyse iki güne bir kuvvetlice hissedilen deprem oldu.

Deprem, nihayetinde yer küredeki bir hareketlilik. Eskiden “deprem”den çok Arapça “zelzele” ve “hareket-i arz” denirdi. Bir yandan da Türkçe, kıpırdamak, “depreşmek”ten “deprem”   dendi.

Neyse… Etimolojiye pek dalmayalım; konuyu depremlere ve Muğla’ya getirelim.

Tarih boyunca sadece Muğla ve civarı ve hatta sadece Ege bölgesinde değil, bütün Anadolu’da büyük depremler vuku bulmuştur. Jeologların teorisine göre, Asya, Avrupa ve Afrika kıt’aları eskiden birleşikti ve büyük depremlerle birbirlerinden ayrıldılar ve Büyük Okyanus sularının doluşmasıyla Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz oluştu. Ve bir de çok girintili-çıkıntılı Ege sahilleri meydana geldi.

Milattan Önceki depremleri veren kitaplar vardır. O bilgilere bakılacak olursa, Anadolu tarihin ger döneminde beşik gibi sallanmış. O koca koca eski şehirlerin çoğundan bugüne birkaç mermer sütun ve birkaç mermer duvar kalmasının sebebi de depremler. Heredot ve Tacidus, Ön Asya depremleri ile ilgili pek çok bilgiler verir. BU bilgilerde Sart’ın, Efes’in ve diğer antik şehirlerin nasıl yerle bir olduğu anlatılır.

Ege kıyılarının şekli, zaten jeolojik geçmişi hakkında görünür bilgiler verir. BU kadar çok girinti-çıkıntı ve denize uzantılar, jeolojik hareketliliğin bir göstergesidir. Ve maalesef en yoğun girinti-çıkıntı ve deniz uzantısı da Muğla il sınırındadır. Bodrum ve Datça zaten birer deniz uzantısı ilçesidirler.

“Bordum” demişken aklıma geldi…

EL-KARNAS, HALİKARNASOS

Zaten Bodrum’un Yunanca adı olarak kabul edilen “Halikarnasos” kelimesi, depremlerin sonucudur. Yoğun depremlerle çoğalan sahil kıvrımlarını gören eski Arap gemicileri, nisbeten düz olan Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz sahillerinden sonra, bu kıvrımların çok olduğu bölgelere “el-karnas: kıvrımlı yer” demişlerdir. (Mimarideki “mukarnas”ları hatırlayın; “kıvrımlı” demektir.) Yüzyıllarca bu bölge “el-karnas” olarak anılmış ve zamanla batı dillerinde görülen “h” ön türeme sesi ile buraların adı “Halikarnas” olmuştur ve özelde de bu isim Bodrum için kullanılmıştır. Tabii buna tam Grekçe süs vermek için “os” eki de eklenmiş ve “Halikarnasos” denmiştir.

Yani, yazları neredeyse bütün dünyanın aktığı (Ama 21 Temmuz’daki depremde herkesin kaçtığı) Bodrum’un Grekçe adı olan Halikarnasos, aslında bir deprem yadigarı kelimedir.

Muğla’da yaşanan tarihi depremlere bakacak olursak, ölüm ve hasarı en fazla olan depremler şunlar: 1941 Muğla depremi, 1957 Marmaris-Fethiye depremi, 1959 Köyceğiz depremi, 1961 Marmaris depremi. 1957 depreminde yıkılan Bayır, yerinden taşınmış ve bugünkü yerine nakledilmiştir.

DEPREMLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK

Bu kadar oynak bir zeminde yaşayanların, depremle yaşamayı öğrenmesi gerekir. Çok büyük yer yarıntıları olmadığı sürece, deprem öldürmez, kötü inşaatlar öldürür. Bu yüzden, inşaat teknolojisini, depreme göre geliştirmemiz şart.

Tabii, Türkiye’nin en yoğun deprem bölgesinde bulunan üniversitemizde, gelişmiş cihazlarla donatılmış bir “Deprem Araştırma Merkezi”nin hâlâ niye kurulmadığını anlamış değilim. Türkiye’nin sayılı deprem hocalarından birinin kıymetini bilemeyen ve onu kaçırtan bir üniversiteyiz maalesef.

***

Bir hatıra: 1993’te, Elazığ’da tarihçi bir arkadaşıma, “Hadi Muğla’ya gidelim” dedim. “Abi orada çok radyasyon ve deprem var. Erken ölmek istemiyorum.” demiş ve gelmemişti. Maalesef o arkadaşı 2 sene önce, başka şehirde bir hastalıktan kaybettik ve Allah’ın takdiri olarak ben yaşıyorum.

 

Okunma Sayısı:334

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.