Denizli’ye kadar “efe”, .. sonra “goyve gari”…

Bu haber 26 Eylül 2019 - 0:00 'de eklendi ve 2.009 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Dünkü yazımda da belirttim, Trap Atışı, Kavun Yarışı, Rahvan At Yarışı için “Bu etkinlikleri çıkarın, Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği’nde geriye ne kalıyor?” demiştim. Yanıtı verelim; Değerli bir “ney sanatçısıHakan Mengüç ile 30 yaş üstünün çok tanımadığı AYDİLGE, GÖKÇE, Edis kalıyor…

27-28-29 Eylül‘de tam üniversite açılmışken bu şenlik “Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği” değil de “Üniversite Gençliğine Merhaba Şenliği” de olabilirdi…

Hatta Kötekli’de yapılabilirdi.. Her neyse, bari şu üç gün Kötekli, Yeniköy, Şehir Merkezi hattında ulaşım ücretsiz yapılsa…

Ha bir de Miting Alanındaalış veriş fuarı”, Sınırsızlık Meydanı‘nda “kitap fuarı” (!) şenlikten sonra da devam ediyor. Ayrıca şenlikten sonra 5 Ekim‘de 13.00‘de Yazar Miraç Çağrı Aktaş ve 6 Ekim‘de 17.00 de Roman Öykü Gezi Edebiyatı Yazarı Buket Uzuner kitaplarını imzalıyorlar.

Bir pop şarkıcısı şenlik içinde, iki yazar şenlik dışında kitap imzalıyor….

xx      xx      xx

Marmarisli genç yazar Özlem Güler Osmaniye’de, Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği tarafından 6-8 Eylül tarihlerinde bu yıl 11’ncisi düzenlenen “11.Kültür Sanat Günleri, 11.Özgür Film Festivali ve 3. Yaşar Kemal Etkinlikleri” kapsamında “Deniz Kızının Şarap Kadehi” isimli öyküsüyle 150 eser arasında finale kaldı.

Gazeteci Yazar Hüseyin Hoca (Anıl) da hafta sonunda Bodrum Belediyesi Trafo‘da söyleşi ve imza ile son kitabı “Üsen Hoca Anladıtduru”nun tanıtımını yaptı. Hüseyin Hoca yaşanmış 35 öykü ile 1958-1999 Bodrum‘u ele almış. Bodrum‘dan ve Marmaris‘ten bu iki yazar Menteşe Şenliği‘nde buluşsa nasıl olurdu?

Üstelik o tarihlerde Bodrum‘da ne Osman Gürün ne de Bahattin Gümüş var… Hele Mürsel Alban‘ın o öykülerde yer alaması mümkün değil…

Bu kitapları ayrıca ele alacağız…

xx      xx      xx

Muğla‘nın Büyükşehir statüsüne geçmesi ile birlikte Muğla ilinin adı Muğla olarak kalırken, il merkezi Muğla‘nın adı “Menteşe” oldu. Kimsenin bu kadim Menteşe‘ye, Muğla‘ya saygısızlığa, şehrin belleğinin hançerlenmesine “gıkı” çıkmadı. Yapılmadığı yıllar dahil 35 yıllık, yapılmayan yıllar çıkarılırsa en az 25 yıllıkMuğla Şenliği”nin adı da, “Menteşe Şenliği” oldu… Menteşe olmaya da ne kadar meraklıymışız…

Muğla il merkezinde ilk şenlik olarak Erman Şahin‘in Belediye Başkanlığı‘nda; yani 1973‘de CHP‘den Cumhuriyet tarihinin en genç (36) Belediye Başkanı olarak seçilen Erman Şahin 1980 Askeri Darbesi‘ne kadar 7 yıl (2 dönem) görev yaptı. Darbeden dört yıl sonra yapılan serbest seçimlerde, bu defa kapatılan CHP‘nin yerine açılan SHP‘den yeniden aday olan Erman Şahinhakkı teslim edilircesine(1984-1989) Belediye Başkanı seçildi. Muğlalıkaldığın yerden devam” dedi ve OFaşizme karşı dimdik ayaktayız” dercesine “1. Muğla Kültür Sanat ve Turizm Festivali”ni gerçekleştirdi…

xx      xx     xx

Darbeden sonra ilk yerel seçim 25 Mart 1984‘te yapılmıştı. İki ay sonra 25,26,27 Mayıs 1984‘te üç gün “1. Muğla Kültür Sanat ve Turizm Festivali” yapıldı.

İzmir‘in Dikili Şenlikleri de Muğla Şenlikleri gibi ülkemizin en uzun soluklu şenliklerindendir.

Dikili ve Muğla, 12 Eylül‘den sonra ortaya çıkan karanlık dönemde demokrasiden, barıştan yana olan bir çok aydının buluşma noktası olmuştu. Dikili Şenliği‘nin adı bugün, ilk günkü niteliği ile “Dikili Kültür-Sanat, Demokrasi ve Emek Festivali” haline gelmiş. İçeriği de adı gibi…

Bizimki ikinci yılında Mayıs‘tan Eylül‘e taşınmış ve iki günden dört güne çıkarılarak 26-29 Eylül 1985 tarihlerinde “2. Muğla Kültür ve Sanat Şenliği” olarak yapılmıştı… Erman Şahin döneminin şeliklerinin mimarlarından rahmetli Oktay Ekinci ile Reşat Uygun‘du… Orhan Çakır döneminde Nevres Yıldız ve ben vardım.. Şenliğin adı Orhan Çakır döneminde “Muğla Kültür Şenliği” oldu. Osman Gürün döneminde şenlikten kopuldu, ara verildi.. Tekrar başladığında Muğlalılar yine “Muğla Kültür Şenliği” adı ile selamlandı, ama “geleneksel çizgiden” uzaklaşılmıştı.

Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği ile de çok daha başka bir hale gelindi…

xx      xx      xx

Gerek Erman Şahin ve gerekse Orhan Çakır döneminde her şenlikte mutlaka demokrasi, hak ve özgürlükler üzerine bir söyleşi yapılırken, geleneksel Muğla Evleri üzerinden “doğal ve tarihi çevrenin korunması” üzerine de tartışmalar yapılırdı.

Demokrasi ve Çevre üzerine Muğla’dan Türkiye’ye mesajlar verilirdi.

Bunlar hem “demokrasi”nin, hem de “kent kültürü”nün birlikte savunularak geliştirilmesini hedefleyen toplantılar, paneller, sergiler, sanat gösterileri ve söyleşilerdi…

80’li yıllardan 90’lı yıllara kesintisiz sürdürülen etkinliklerde, kentin konukları arasında Aziz Nesin, Melih Cevdet Anday, Oktay Akbal, Ali Sirmen, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Av. Turgut Kazan, Muzaffer Erdost, Dr. Selim Ölçer, Fikret Otyam gibi aydınlanmanın önder isimleriyle birlikte Metin Sözen, Turgut Cansever, Doğan Kuban, Ozan Y. Mimar Cengiz Bektaş, Gazeteci Yazar Y. Mimar Oktay Ekinci, Yazar Y. Mimar Ertuğrul Aladağ gibi mimari mirasın korunmasında tüm ülkeye rehberlik eden bilim insanlarımız ve mimarlarımız da vardı…

xx      xx      xx

Bütün etkinliklerde Muğlalılar ülkenin en birikimli kültür, sanat ve edebiyat insanlarıyla birlikte olmakla kalmıyor; hemen tüm söyleşilerde ısrarla altı çizilen “geleneksel mimari dokunun yaşatılması”yla da ne denli kimlikli, huzurlu ve “insancıl” bir kente sahip olacaklarını, yine en saygın ve birikimli duayenlerden dinliyorlardı…

Ki Muğla ülkemizin sayılı Kensel SİT‘lerinden birine sahip olurken, Karabağlar Yaylası ile aynı anda Kentsel ve Doğal SİT‘e sahip tek il olmuştu. Yaklaşık 400 yapı tescillenmişti. Restorasyonlara başlanmıştı.

Ki Orhan Çakır döneminde ayrıca Mimarlar Odası ile işbirliğinde “En İyi Korunan Muğla Evi” ve “En İyi Korunan Yayla Evi” ödülleri verilmeye başlanmış, Yağcılar Hanı, Hacılar (Konakaltı Kültür Merkezi) Hanı restore edilmiş, tarihi Ceza Evi Kültür Merkezi”, Jandarma KarakoluKütüphane” olmuştu…

En İyi Korunan Muğla Evi ödülü alan evlerin en çarpıcılarından biri Topaltı Sokak‘ta Hafize Kaşıkara Evi, biri de Belediye Parkı karşısındaki Yörük Ali Efe Karargahı olarak bilinen Taş Evdir.. En İyi Korunan Yayla Evi ödülünü de Keyfoturağı’nda Bardakçılar Yurdu Evi almıştı.

O yıllarda o ödülü almak bir prestijdi…

Eğer geleneksel çizgi sürdürülebilmiş olsaydı, dünkü yazımda sözünü ettiğim Uluslararası festivallerden her yıl bir başka ülkede yapılan UIA Dünya Mimarlık Kongresi Muğla‘da da yapılabilirdi… Londra‘da yapılan Mimarlık Bienali / Mimarlık Festivali‘nin rakibi bir Mimarlık veya “Doğal-Tarihi Çevre ve Sivil Mimarlık Festivali”miz olabilirdi.

Hala olabilir…

xx      xx      xx

Bugün niyetim, dünkü yazımda da duyurduğum gibi Erman Şahin ve Orhan Çakır‘ın başkanlıklarından birer şenlik programını paylaşmaktı… Muğla nerelerden nerelere gelmiş onu birlikte görmekti muradım…

Mesela yoksul aile çocukları ve öksüz, yetimler için “toplu sünnet törenleriErman Şahin ile başlamış ve Orhan Çakır, Osman Gürün, Bahattin Gümüş diye bugünlere gelmiş… Törenlerde küçük değişiklikler yapılmış olsa da her dönemin ortak etkinliklerinden olmuştur…

Ama toplu sünnet törenlerinde mevlüt okunduğunu sadece Erman Şahin döneminde görüyoruz.

Erman Şahin ve Orhan Çakır dönemlerinde ‘Karagöz‘, ‘Orta Oyunu‘ geleneksel sahne gösterilerinin yanında klasik müziğin de öne çıkarıldığını, Muğlalılarınheykeltraş” ve “karikatür” ile öteki sanatlar ve sanatçılarla da tanışmalarına özen gösterildiğine tanık oluyoruz.

Oryantal gösterisinin de Orhan Çakır dönemine denk düştüğünü görüyoruz…

Neredeyse 25 yıldır şenliklerde inişler çıkışlar olsa da “yerelliği”; yereleden ulusala ve evrenselden yerele bir kültür alışverişi çabasına ise Şahin ve Çakır dönemlerinde tanıklık ediyoruz.

xx      xx      xx

Erman Şahin ve Orhan Çakır dönemlerinde şenliklerle yetinilmeyip, ayrıca yıl içinde “Tiyatro Günleri”, “Sinema Günleri” gibi kültür, sanat etkinlikleri yapıldığını, Muğlalıların sinema, tiyatro sanaçıları ile tanıştırıldıklarını, Muğla‘nın Avinyon olma hedefinin ortaya konduğunu görüyoruz.

Derler ki Denizli’ye kadar “efe”, Denizli’den Afyon’a kadar “efevari”, ondan sonra “goyve gari”… Eh işte biraz da öyle…

——————————                                                                        ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Bir ülkede, akıl ve sanattan çok maddi servete kıymet verilirse bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır. Büyük Frederich

ÇİVİ

Thomas Cook iflası Türkiye Turizmi’nin de iflası olabilir mi diye soranlar var. Arkadaşım “Kimse korkmasın, siyaset çözer” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nabide Kılınç 26 Eylül 2019 / 13:07

Muğla Kültür Şenliklerinin hem demokrasinin hem kentin insancıl ve kimlikli savunulmasına oldukça güçlü yeri vardı, haklısınız. Pek çok şey kentten ulusal dönüşümlü yer aldı.
Oldum olası adını Menteşe Kültür şenlikleri olarak görmüyorum. Adı Muğla Kültür Şenlikleri olmalıdır.
Niçin Menteşe çerçevesine sığdırıldı gerek çerçevesi içeriği bakımından. Oysa ki kentin öne çıkacak öyle çok hazinesi var ki!
Mimarlık Kongresi demişsiniz de . Mesela şunu öneren olmuş Milas’tan, şu Bodrum Milas hava alanına yakın bir bölgede uluslararası büyük bir kongre merkezi yapalım ancak sıcak bakılmamış. ne kadar önemli değil mi? Kulağa çok hoş geliyor Mimarlık Kongresi . Ancak kapsamlı programlar büyük çaba, emek istiyor.
Kültür Şenlikleri yaşatılmalı Muğla’da ancak daraltılarak değil. Aslında bu konuda bir komite kurulabilir dalında uzman olan Muğla’yı özümsemiş insanlarla.
İyi ki yazdınız o günlerin coşkulu havasını hissettim. Ne günler, günlerdi Muğla dolup dolup taşıyordu.