Deniz turizmi eylem planı hazırlanıyor « Hamle Gazetesi

Deniz turizmi eylem planı hazırlanıyor

Bu haber 29 Haziran 2016 - 22:58 'de eklendi ve 796 kez görüntülendi.

YETKİ KARGAŞASI DENİZ TURİZMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR MUĞLA VALİSİ AMİR ÇİÇEK TARAFINDAN DENİZ TURİZMİNİN SORUNLARININ MASAYA YATIRILMASI AMACIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN ÇALIŞTAYDA SEKTÖRÜN EKSİKLERİNİN YANI SIRA, MEVZUAT VE KURUMLAR A1480 kilometre sahil bandı uzunluğu, eşsiz koyları ve marinaları ile yerli ve yabancı turistin ilgi odağı haline gelen Muğla sahillerinde, Muğla Valiliği tarafından ‘Deniz Turizm’inden iler ki yıllarda da faydalanmak amacıyla eylem planı hazırlanıyor.

Kadir Tamer

Muğla Valiliği ‘Deniz Turizm’inde yaşanılan sorunların tespiti, çözümü ve neler yapılabileceği konusunda acil eylem planı hazırlama çalışmalarına başladı. Çalışmalar kapsamında Mayıs ayında Fethiye’de gerçekleştirilen Deniz Turizm Çalıştayı’nda elde edilen bilgiler düzenlenen toplantı ile sektör temsilcileri ile paylaşıldı.

Muğla’nın Ula İlçesi’ne bağlı Akyaka Mahallesi’nde gerçekleşen toplantıya Muğla Valisi Amir Çiçek, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, turizm sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların temsilcileri ve turizm dernek temsilcileri katıldı.

Toplantı öncesi açıklama yapan Muğla valisi Amir Çiçek, Muğla’da turizm açısından en fazla üzerine düştükleri konunun güvenlik olduğunu açıkladı. Vali Çiçek, bir önceki yıla göre turist sayısındaki düşüşünün yüzde 32 olduğunu, bunun önümüzdeki süreçte İsrail ve Rusya ile varılan iyi niyet görüşmeleri sonrası düşüş yaşanacağını açıkladı. Vali Çiçek “Bugüne kadar Allah’a şükür hiç bir ilçemizdeki turizm tesislerimizde turisti rahatsız edecek, turizmi olumsuz etkileyecek güvenlik açısından olayımız olmadı. Bu konuda özellikle yol kontrollerinde çok titiz bir denetim sürdürüyoruz. Güvenlik ile ilgili bu konuda bugüne kadar sosyal medyada çok şeyler yazılıp çiziliyor. Vatandaşlarımızın da bunlara itibar etmemesini istiyorum. Muğla’da bir önceki yıla oranla turist sayısındaki düşüş yüzde 32 civarında. Bu rakam her geçen gün aşağıya doğru bir düşüş gösteriyor. Önümüzdeki süreçte özellikle İsrail ve Rusya ile atılan iyi niyet adımları sonrası bu açığın kapatılacağına inanıyorum. Özellikle önümüzdeki yıl daha iyi bir sezon geçireceğimize inanıyorum” dedi.

Vali Çiçek konuşmasına şöyle devam etti:

“2016’nın turizm mevsimini, turizm canlılığını iyi yapmak için çalışmalara başladık. Bu yılı en iyi şekilde geçirmemiz için gerekli kısa, orta, uzun vadeli ne gerekiyorsa sektör temsilcileri ile bir araya gelerek bunları değerlendirdik. Hepsinin çok ortak akıl ortak düşünceyle güzel fikirler elde ettik. Sonunda Muğla’da bir farklı turizm olduğunu gördük. Muğla 1480 km kıyısı, koyları, körfezleri sadece Türkiye’de değil, dünyanın başka ülkelerinde böyle bir deniz turizmi özelliğini taşıyan bir yer yok. Bu toplantılarda neden deniz turizminin neden ortaya koyulmadığı sorusu karşımıza çıktı. Bu amaçla Fethiye’de deniz turizmi ile ilgili bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayın sonuç değerlendirmesine bizzat ben de katıldım. Ortaya çıkan sonuçları bugün burada sizlerle paylaşacağız. Daha sonra ana başlıklarla bunu bir eylem planı haline getireceğiz. Bu eylem planını da iş takvimine bağlayacağız ve iş takvimiyle birlikte kendimizi kontrol edeceğiz. Bizim meselemiz sürdürülebilir turizm. Bu amaçla bir eylem planı hazırlayarak, bu planı hayata geçirerek gelecek yıllarda deniz turizminden elde edilen ivme arttırılmalıdır” dedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fethiye İşletme Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Pelin Arsezen Otamış Deniz Turizmi hakkında yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri hakkında katılımcılara bilgi verdi.

Konuşmasında yerel halkın Deniz Turizmi konusunda yeterince farkında olmadığını kaydeden Otamış, turizmin diğer sektörlerinde veya alt sektörlerinde olduğu gibi nitelikli personel açığının da sektörün bu kolunda da yaşandığına dikkati çekti.

Kitle turizminin ne kadar getirileri varsa bir o kadar da götürüsü olduğunu anlatan Otamış, “

Kitle turizmin getirdiği dezavantajları deniz turizmini nasıl etkilediği tartışıldı ve kitle turizminin yıkıcı etkilerinin azaltılması gerektiği sonucu ortaya çıktı. Burada bir başlık var, özellikle kruvaziyer turizm için yolcuların hızlı bir şekilde, güvenli bir şekilde destinasyona yani turistik cazibe merkezi olan şehir Muğla’ya entegre olabilmesi için gerekli düzenlemelerin olmadığını tespit ettik. Aynı zamanda bu yolcu gemilerinin çok hızlı biçimde yanaşıp yine çok hızlı biçimde demir almalarının çok mümkün olmadığı sorunu ortaya çıktı. Burada bilhassa yat işletmecilerinden veya yat konaklama işletmecilerinden otellerdeki konaklamalarda yüzde 8 KDV uygulanırken yattaki konaklamalarda yüzde 18 KDV’nin rekabette bir dezavantaj sorunu yarattığı gündeme geldi. Ayrıca yine tüm deniz turizmi alt sektörlerinin en çok dile getirdiği alt başlık bu katı sıvı atık alım istasyonlarının yetersizliğiydi” dedi.

Makro bakış yapılmadı

Araştırmada göze çarpan önemli detaylardan birinin Türkiye’de modern bir yolcu gemisinin olmaması olduğunu kaydeden Otamış, şimdiye kadar deniz turizminin mikro destinasyon olarak yani Muğla’nın mikro destinasyonu olarak ele alındığı ancak makro olarak hiç bakılmadığını belirterek şunları söyledi:

“Bu çalışmada artık Muğla deniz turizminde makro destinasyon olarak hedefler koymalı, kıyı mastır planının yapılmasının gerekliliği kendini daha ciddi bir şekilde göstermiştir. Alt bölgelere göre tekne sayılarının niteliklerinin elden geçirilip değerlendirilip tekrar gündeme getirilmesi, aynı zamanda deniz turizmi yönetmeliğinde yer alan gezinti teknelerinin taşıma kapasitelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığındaki yönetmelikle uyumlaştırılma zorunluluğundan bahsedildi. Burada mevzuatta yapılması gereken bir düzenleme önemli olarak altı çizilen Büyükşehir Belediyelerinin veya yerel yönetimlerinde artık bu toplantılara çağırılması gerektiğiyle ilgiliydi. Teknelerdeki eski makinaların çevreye duyarlı daha çevreci biçimde revize edilmesi gerekliliği, taban ve tavan fiyat uygulamalarının gerçekleştirilmesi, teknesi olan otel ve acenta sahiplerinin bir takım birlik ve kooperatiflere üye olarak belli standartları yakalaması gerekliliği vurgulandı. Burada ki başlıklar daha çok su sporları, dalış, balık turizmiyle ilişkilendirilmiştir. Dalış merkezi şu anda tam kapasite çalışmamakta. Aynı zamanda Türkiye’de 14 yaşının altında dalış yapma yasağı olduğu için bir müşteri kaybının söz konusu yada turist kaybının söz konusu olduğu dile getirildi. Yine Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu Dalış Merkezi’nin lisans kriterlerini gözden geçirerek daha nitelikli, daha güncel hale getirmesi ve kalitenin arttırılmasından bahsedildi. Yetkilendirme, denetim ve sertifikalandırma konularında da bakanlıkların uzlaşı içerisinde, koordine içerisinde olması ve bir kontrol altına alınması gerektiği vurgulandı. Zıpkınla balık avı gibi etkinlikler federasyon tarafından düzenlenen bunların deniz canlılarına zarar vermesinden ötürü tüm deniz turizmini etkilediği yine dile getirildi. Aynı zamanda dalış bölgelerinin de tekrar belirlenerek güncellenmesi ihtiyacı gündeme getirildi.”

Feribot turizmi göz ardı ediliyor

Konuşmasında feribot turizmine de değinen Yrd. Doç. Dr. Pelin Arsezen Otamış,

Bu alt sektör gurubu ile herhangi bilimsel bir veri çalışmanın bulunmadığını söyledi.

Feribot turizmi hakkında bilgi veren Otamış, “Feribot turizmi veya mürettebatsız tekne kiralamadır. Yurt dışından tekne mürettebatlı ve mürettebatsız olarak kiralanıyor. Ancak oradaki turist profili önemli. Feribotu tercih eden turist profil gelir seviyesi yüksek, eğitim seviyesi yüksek, entelektüel seviyesi yüksek ki bizim turizm araştırmalarından gördüğümüz en fazla harcamayı yapan kitle. Yine yabancı bayraktan Türk bayrağına geçişin kolaylaştırılması araştırmamızda öne çıktı. Gemi personeli ve turizm yatçılık personeli ayrımının yapılması gerekliliği vurgulandı” dedi.

Engelsiz turizm

Engelli vatandaşların deniz turizminden faydalanmasıyla ilgili olarak yat, gemi yolculuklarında bunun çokta kolay olmadığı, bazı çok yatırım gerektiren düzenlemelere ihtiyaç olduğunun altını çizen Otamış, “Yalnız plajlar özelinde ele alırsak bunu başaran plajlarımızın ve sahillerimin olduğu görülmekte. Yine Antalya’da ve Akyaka’da, Engelsiz Turizm Plaj alanları düzenlenmesi başladı. Tabi yat, tekne bakımı onarım yerlerinde de engelli vatandaşlar için düzenlenmeler yapılması gerekiyor. Ama yat imalatçılarını veya bu alanda yatırım yapanların teşvik edilmesi, belki desteklenmesi ihtiyacı doğuyor” diye konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Pelin Arsezen Otamış, açıklamasına şöyle devam etti:

“Deniz turizmini ele alıyoruz ama diğer turizm çeşitleriyle, kültür turizmiyle, termal turizmle, sağlık turizmiyle olan etkileşim göz ardı etmemiz mümkün değil, bunların hepsi birbirine bağlı. Paydaş beklentilerinin hesaba katıldığı, neler istendiğinin hesaba katıldığı, rekabetçi sürdürülebilir, rekabetçiliği ön plana çıkaran uygulanabilir yani gerçekçi hedeflerin olduğu Muğla Deniz Turizmi mastır stratejik planının artık yapılması gerekliliği ortaya çıktı. Biz şu anda Muğla turizm sektörü paydaşlarını masaya oturttuk ve onların sorunlarını geleceğe yönelik algılarını kendi algılarından, kendi perspektiflerinden masaya yatırdık. Şu anda henüz akademisyenler işin içine tam olarak dahil olmadı. Önce paydaş beklentileriyle başladık. Bundan sonra ne yapılması gerekiyor? Tanımlar sorunların tanımları. Bu sorunların gerekçelendirilerek çözüm önerileriyle birlikte politikalar belirlemek gerekiyor. Daha sonra üretilen bu politikaların verilen kararların bütün paydaşlara benimsetilerek yayılması ve daha sonra da tabi ki politikaların artık uygulanarak haritaların oluşturulması ve hataların giderilmesi gerekiyor.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.