Deniz dibi kirliliği kitaplaştı

Bu haber 19 Kasım 2013 - 8:48 'de eklendi ve 694 kez görüntülendi.

denizkirliligi1231354641213Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından başlatılan Kalkınma Birliği tarafından koordinasyonu gerçekleştirilen ve Güney Ege Kalkınma Ajansı tarafından (GEKA) finanse edilen ‘Gökova Deniz Dibi Kirlilik Envanteri’ çalışmalarında elde edilen veriler kitaplaştırıldı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Proje sorumlusu Prof. Dr. Ali Türker, verilerin yer aldığı kitapta, deniz altındaki kirliliğin nedenlerinin ve çözüm önerilerinin bulunduğunu kaydederek, “Koylarımız dünyanın en güzel koyları ve şuanda ücretsiz. Bunların belirli ve cüzi ücretlerle kullanıma açılmasının daha yaralı olacağını düşünüyorum. Alınan ücret kesinlikle o koyun bakımı, deniz ve çevre temizliği için kullanılmalıdır” dedi.
Kadir Tamer
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Proje sorumlusu Prof. Dr. Ali Türker, deniz dibinde bulunan kirlilik kaynakları resimleri ile birlikte bir kitapçık halinde basılarak kamu kurum ve kuruluşlarına sivil toplum kuruluşlarına ücretsiz olarak dağıtılacağını söyledi. Ali Türker, Kalkınma Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü , Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Muğla Valiliği, ilçe-belde belediye bakanlıklarına ücretsiz olarak dağıtılacak kitapçıkta deniz altındaki kirliliğin nedenlerinin ve çözüm önerilerinin bulunduğunu kaydetti.
Gökova Körfezi deniz dibi kirlilik envanterinde üç aylık yaz dönemi boyunca gözlemlenen en büyük kirlilik etkenlerin şişeler, içecek kutuları ve akla gelebilecek pek çok diğer madde olduğunu belirten Türker, “Bunların içerisinde organik madde azınlıkta ancak inorganik madde dediğimiz çözülmesi daha uzun süren maddeler büyük bir çoğunluğu oluşturuyor. Biz projeye başlarken açıkçası bu kadar çok kirlilik beklemiyorduk. Denizin dibine daldığımızda kirlilik etkenleri ile karşılaştığımızda çok üzüldük. Ama bundan sonra kirliliğin daha fazla olması engellenebilir. Burada tabi en büyük sorumluluk bizlere insanoğluna düşüyor. Biz devamlı olarak ikamet ettiğimiz çevrede ve gerekse tatil amacı ile dünyanın herhangi bir yerinde hiç fark etmez çok dikkatli davranmamız lazım çevreyi korumak için üzerimize ne düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirmemiz lazım” dedi.
Gökova Körfezi Deniz Dibi Kirlilik Envanteri’nde çeşitli önerilerde bulunduklarını kaydeden Türker, “Bu kitabımızda, öncelikle Gökova Körfezi’ni tur yapan tekneler var, günü birlik tekneler var, charter yapan tekneler var bu arkadaşlarımıza Nisan, Mayıs aylarında bir eğitim vermek istiyoruz. Turistik sezon başlamadan önce bir araya gelelim onların bizlerden, kamu kurumlarından istekleri olacaktır talepleri olarak, bizlerinde onlardan çeşitli taleplerimiz olacaktır. Bu çevre hepimizin onlar eğer bu turistik faaliyetlerden para kazanmak istiyorlarsa doğayı, çevreyi ve denizi koruyarak kazanabilirler. Eğer çevreyi çok kısa bir sürede yok edersek gelecekte hem onlar para kazanamayacak, bizler içinde gelecekte çocukları içinde temiz bir doğa olmayacaktır. Bunun dışında gemilerin sıvı ve katı atık uzaklaştırma konusunda sıkı denetimlerden geçirilmesi lazım. Şu anda yasa var ancak denetimlerin biraz daha sıklaştırılması azım ve yine yerel yönetimlerin kamu kesiminin teknelerden sıvı ve katı atıkları alım konusunda imkanlarını biraz daha artırması lazım, bunu gerek gemilerle gerekse kara üzerindeki tesislerin sayısını arttırmak suretiyle denizde şuanda seyir yapan gemilere bu şekilde yardımcı olurlar. Ama diğer türlü imkanlar kısıtlı olursa katı ve sıvı atıklarını verebilecek bir yer olmadığı takdirde sorunlar ile karşılaşıyoruz.”
Gökova körfezinde günü birlik teknelerin bağlama, koylara giriş çıkış kotaları ve atık koyma yerlerinin belirlenmesi konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini kaydeden Türker, “Ülkemizdeki hiçbir koy için kaç adet gemiz oraya bağlayacak, kaç adet çapa atacak, ne kadar geceleyecek bununla ilgili hiçbir kısıtlama yok. Bununla ilgili bir kayıt tutulması lazım. Küçücük bir koy buraya kaç gemi demir atabilir demirleyebilir bunun ile ilgili hiçbir veri yok. Bir koyda eğer bir haftada 10 tane gemi konaklaya bilecekse o koya on birinci gemi girmemeli, çünkü o koyun bir taşıma kapasitesi var. Hem deniz trafiği açısından hem de denizin kirlenmemesi açısından kesinlikle kota uygulamasına gidilmeli” diye konuştu.
Koylar ücretlendirilmeli
Küçük ve kapalı koylara ancak standartları belirlenmiş belli sayıda teknelerin girmesinin gerektiğine dikkati çeken Ali Türker şunları söyledi:
“Atık alım hizmeti veren gemilerin boyutunun ve sayısının arttırılması lazım. Biz istiyoruz ki turistik faaliyetler ile para kazanan kişiler kendi geleceklerini kendileri korumaya alsınlar. Yine koylarda bulunan yanaşma iskeleleri kendi ücretleri, kendi verecekleri paralarla yenilensin, güncellensin ama bu güncellenen marinalar yine bir ücret karşılığında kullandırılsın ve orayı modernize eden kooperatiflere yada bu tür sivil toplum kuruluşlarına buradan gelir dağıtılsın. Koylarımız dünyanın en güzel koyları ve şuanda ücretsiz. Bunların belirli ve cüzi ücretlerle kullanıma açılmasının daha yaralı olacağını düşünüyorum. Ama alınan ücret kesinlikle o koyun bakımı deniz ve çevre temizliği için kullanılmalıdır. Bu denizleri çevreyi çocuklarımızdan, torunlarımızdan ödünç aldık bu emaneti onlar tekrar sapasağlam ve tertemiz geri vermemiz lazım.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.