Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı

Bu haber 21 Mart 2016 - 20:53 'de eklendi ve 883 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye’nin de dahil olduğu bazı devletlerin, özellikle 3. dünya ülkesi olarak görülenlerin en büyük sorunlarından birinin demokrasi olduğuna zerrece şüphe yok.

Özellikle gelinen nokta itibariyle.

Bu durumda kimse kalkıp aksini iddia edemez.

Gelişmeler her şeyi gözler önüne seriyor.

Hal böyle iken siz kalkıp, demokrasi havarisi kesilemez.

Ahkâm kesemezsiniz.

Kaldı ki kimseyi de inandıramazsınız!
Hele girmeye can atılan AB ülkeleri nezdinde, hiç kabul görülmez.

Aksi olsaydı, aynı birliğe üye olmak için müracaatımız üzerinden yarım asırlık bir süre geçmezdi!

Demek ki karşı taraf bir yana, bir yerlerde hata yaptık ve yapıyoruz.

Dahası çoğu konularda eksikliğimiz var.

Daha dün AB’ne girmek için müracaat eden ülkeler kabul görür, kısa bir süre sonrasında üyelikleri tescil edilirken, Türkiye adına işin yokuşa sürülmesinin başkaca hiçbir açıklaması olamaz.

Sonra, bizleri düşündüren ve de üzen önemli bir ayrıntı var.

Biliyoruz ki, yıllar boyu SSCB’nin önderliğini yaptığı demirperde ülkeleri arasında yer alanlardan bazıları, aynı birliktelik dağıldıktan sonra AB’ne dahil olmak için müracaatta bulundular.

Bunun üzerine birlik bünyesinde konuşlanan ülkeler, AB’ne girebilmek için aranan müktesebatların yerine getirilmesi şartını öne sürdüler.

Heyhat!..

Sözde batılı geçinen, adeta burnundan kıl aldırmayıp demokrasi havarisi kesilen bu ülkelerin tavrına bakınız!

Çok değil bir seneyi ancak geçen sürede, geçmişin demirperde ülkeleri adına, sözüm ona birliğe üyeliğin temel koşullarını yerine getirdikleri kararı alınıyor!

Ardından güya denetimden geçerek! birliğin asil üyeleri oluyorlar.

Bu kadarda olsa!

Ne gariptir ki bugün aynı ülkeler, Türkiye’nin birliğe asil üyeliği konusunda söz sahibi konumuna geldiler!

Evet yanlış değil.

Ne denli yadırgansa, hatta ülke olarak isyan etsekte gerçek başkası değil.

***

Şimdi…

Baktığımızda, başlangıçta vurguladığım aksaklıklar bir yana ülkemiz insanının, söz konusu ülkelerden eksik yanı olmadığı aşikar.

Elbette bazı eksikliklerimiz yok değil.

Ne var ki bunlar, gelişmiş tüm ülkelerde de gözlenen arızalar dense kesinlikle abartı olmaz.

Bu nedenle aynı perspektiften baktığımızda ülkemizi töhmet altında bırakmak gerçekten haksızlık olur.

***

Madalyonun diğer yüzüne gelince!

Türkiye olarak bazı açmazlar içerisinde kaldığımız hususlar, meselenin bu yönünde gözlenen gelişmeler.

Bunlar neler? diye baktığımızda, bazı temel sorunlar yaşandığını yadsımak olası değil.

Özellikle insan hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesi,

Demokrasi anlayışımız bağlamında zaman zaman içinde düştüğümüz açmazlar,

Kadınlara bakış açımız,

Siyasi teşekkülleri irdeleme ve iradenin yansıtılması,

Her türden gelişmelere gösterdiğimiz tahammül derecesi,

Ve daha neler var ki insanımızın açmazları olduğunda şüphe yok.

Oysa tam tersi olmalıydı.

Nasıl ki bazı konularda, özellikle yardımlaşma ve dayanışma bağlamında, çoğu kez örnek gösterildik.

Ki dünya böyle olduğunu gördü ve tescilledi.

İstenirdi ki insanımız her dem aynı davranışları sergilesin.

Vatanına gösterdiği bağlılık derecesinde, genelde de benzer yaklaşımlar içerisinde olsun.

Olunmalıydı.

Her ne kadar bu ve benzer ayrıntılar, demokrasinin dayanılmaz ağırlığı olarak algılansada, üstesinden gelmeliydik.

Bu yaklaşımlar, son yıllarda değişik alanlarda karşılaştığımız güçlüklerin aşılması adına, yadsınmaz kriterlerdi.

Dahası Türk insanına yakışan tutum ve davranışlardı.

Ne var ki üstesinden gelemedik.

Bir yerde beceremedik.

Kısaca, ne yapsak ne etsek de demokrasinin dayanılmaz ağırlığı bağlamında kendimizi bulamadık…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.