Demokrasi ve Türkiye

Bu haber 09 Nisan 2015 - 0:13 'de eklendi ve 968 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemiz adına bir realite var ki, yadsımak olası değil.

Aksi düşünülemez.

Gelişmeler ve de karşılaştığımız olaylar, her şeyi açıklıyor.

Hem de en ince ayrıntısına kadar.

Neden mi dem vuruyorum?

Türkiye’nin gerçekten, demokrasinin tüm kuram ve kavramlarıyla uygulandığı bir ülke olup olmadığı!

Gerçekten demokratik bir ülke miyiz?

Şu aşamada cevap bekleyen en önemli ayrıntı bu.

Bu nedenle yıllardır çabalayıp durduk.

Hala da elimizi çekmiş değiliz.

Aslında tüm bu çabaların tek nedeni vardı.

Özellikle demokrasinin beşiği kabul edilen Avrupa ülkeleri safında yer alabilmek.

İlişkin olarak, aynı ülkelerin kurduğu AB’ne üye olabilmek için tabir yerindeyse gecemizi gündüzümüze kattık.

Aynı birliğin müktesebatında yer alan müeyyideleri yerine getirebilmek adına, tahminlerin üzerinde girişimlerimiz oldu.

Hem de tüm içtenliğimizle.

Buna karşın bizden kaynaklanan olumsuzluklar olsa da birçok Avrupa ülkesinin yanlı tutumu nedeniyle tam üyeliğimiz kabul edilmedi.

Yanlı diyorum.

Türkiye’den çok sonraları birliğe girmek için müracaat eden pek çok ülke tam üyelik statüsüne kavuştuğu halde, bir ümitle kesin üye olacağımız günü bekliyoruz!

Girişimlerimiz, zaman zaman sekteye vursa da bu yönde.

***

Bu arada şu denebilir.

Neden, bir takım olumsuzluklar bağlamında hep Türkiye işaret ediliyor?

Oysa, sözde demokrasinin beşiği kabul edilen pek çok ülkede de istenmeyen olaylar meydana gelmektedir.

Buna en çarpıcı örnek, dünya jandarmalığına soyunduğu yetmezmiş gibi demokrasi havarisi kesilen ABD.

Kaldı ki bu ülkenin birçok eyaletinde tahminlerin üzerinde kabul edilemez olaylar olmaktadır.

Sadece ABD olsa!

Buna Avrupa’nın bazı ülkeleri de dahil.

Hal böyle iken, insan hakları ihlalleri olmak üzere birçok olumsuzluğun gözlendiği ülkeler yerini korurken Türkiye’nin hedef seçilmesi, ne derece yerinde bir karar?

Kim ne derse desin bu eğilim tartışmaya açıktır.

Birileri taraftır.

***

Bir ayrıntının daha altını çizmek istiyorum.

Elbette Türkiye, demokrasi ve insan hakları ihlalleri itibariyle sütten çıkmış ak kaşık değil.

Ülkemizde, geçmişten günümüze öyle olaylara tanık olduk ki, kabullenmek olası değildi.

Her ne kadar dünyanın birçok ülkesinde benzer olaylar kendini gösterse de önemli olan kendi ülkemizdi.

Zira hedef büyültmüştük.

En azından ülke yönetiminde görev üstlenen her hükümetin açıklamaları bu yöndeydi.

Öyleyse nedendi?

Neden, zaman zaman utancımız olan bir takım olaylar olmaktadır?

Bu durum, gelişme hamlesi içerisinde olan bir ülke için çelişki değil miydi?

Düpedüz çelişkiydi.

Nasıl olmaz?

Hem geleceğin ülkeleri safında yer alma mücadelesi içerisinde olacaksınız.

Buna karşın, arzu edilmeyen olaylar eksik olmayacak.

Oysa tam tersi olsun istenirdi.

Değil mi ki demokrasinin tüm kuram ve kavramlarıyla işlerlik kazanması noktasında, gereği yerine getirilsin isteniyordu.

Bizde gereğini yerine getirmeliydik.

Ancak o zaman, gelişen ülkeler safında yer almak noktasında sıkıntı olmazdı.

Üstelik üyelik bazında bugün olduğu gibi hiçbir ülke karşı çıkamaz.

Türkiye hak ettiği yerde olurdu.

Ama olmuyor!

Ne denli çaba gösterilse de dışımızdakilerin yanlı tutumları bir yana, sergilediğimiz olumsuzluklar tüm güzellikleri alıp götürüyor.

O zaman tekrar başa dönüyoruz.

Bu nedenle olmaması, söz konusu olumsuzlukların yaşanmaması için her birimize düşen görev, öncelikle demokrasiyi özümsemektir.

Ne zaman bunun bilincine vardık.

İşte o zaman tüm dünyanın karşısına başımız dik olarak çıkar.

Örnek bir ülke olarak yerimizi alırız.

Değilse, bugün olduğu gibi tartışılır ülke olmaktan kurtulamayız.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.