Demokrasi, Özgürlük, Refah, Çevre Tacı

Bu haber 16 Haziran 2017 - 0:04 'de eklendi ve 761 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Rotamız demokrasi, özgürlük, refah üzerine oturtulmuş bir denklemde ilerlemesi ve yüceltilmiş çevre bilinci ile taşlandırılması gerekli iken, ülkemin gündemine ‘Çevre Bilinci’ hala yeterince gelemiyor.

Gelişmiş ülkeler, ekonomi ve özgürlüklerini inşa etme sorunlarını da hallettikleri için, çevre bilincine var güçleri ile ağırlık vermiş durumdalar.

Güzel projeler yapıyorlar. Çocuklara bitki ve hayvan sevgisi öğretiliyor.

Doğayı koruyorlar. Kentler çiçek gibi.

Köyler zaten bir tablo gibi duruyor. Benim yalnız ve güzel ülkem bihaber.

Çevreyi koruma kavramı yok. Çevre bekçiyle değil sevgi ile korunur iken sevgiyi yüreklere ekemiyoruz.

Estetik ruhla kentler ve köyler inşa edilemediği için bir de çevreye hoyrat davranışımız içinden çıkılmaz hale sokmakta.

Doğayı sevmeyen, insanlığı sevmeyen bir nesil ne olur ki? Sağlıklı bir toplum yaratılamaz. Toplum çevre ile bir bütündür.

Eğitimsizlik kötü.

Çevre bilinci olmadığı için çevre kirliliği yaratılıyor. Üniversite de okuyan bir öğrenci bile yediği dondurmanın kabını direkt yere atabiliyor. İnsanlar evinde yapmadıkları davranışları sokaklarda yapıyorlar. Çevre bilinci ve kültürü yaratılmadığı için yaptığının da farkında olamıyor.

Seneler evvel bir kamu spotu vardı. Portakalı yedikten sonra pat diye arabadan sokağa atıyorlardı. Sokakta ki vatandaş da yerden toplayıp hararetle kabukları arabanın içine atarak ders veriyordu. Çevre bilinci için güzel kamu spotları yaratılabilir ve eğiticide olur.

Minicik Muğla’da yürürken uçuşan, ayaklara takılan çöpler insanın canını sıkıyor. Hatta bazı kamu binalarının bahçeleri çöp yığınına dönüşmüş, bakımsız ve pespaye.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi öğrenim yaşamımızda sıklıkla karşımıza çıkar. MASLOW; ihtiyaçlar sıralama ile karşılanmalıdır diyor ve bu hiyerarşiyi piramide benzetir. Bu piramitte en altta ve en temel ihtiyaçlarımız fizyolojik ihtiyaçlarımızdır. Burada uyku, yiyecek, nefes almak gibi. Bunlar karşılanmadan bir üst basamağa geçemeyiz. Alt düzeydeki güdüler doyuma ulaşınca birey, üst düzeydeki güdülere hazırlanır.

Benim ülkemde de vatandaş temel sorunlarını tam çözemediği için çevre bilincine odaklanamıyor.

Çevreyi korumanın çocuklarının geleceği olduğunu bilmiyor.

Hep bu yüzden doğayı hoyratça kirletip katlediyor.

Anlaşılan refahımız artmadıkça çevreye de saygımız da artmayacaktır.

Kamu kurumları da çevreci değil.

Kocaman hastaneler yapılıyor çevreci değil. Sormak lazım. Yapımı devam eden Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi çevreci olacak mı?

Denizli Kale Devlet Hastanesi kendi enerjisini kendisi üretmek için kolları sıvadı ve belki de kendi enerjisini güneşten üreten kentindeki ilk hastane olacak. Güzel.

Sağlık Bakanlığımız Çevre Dostu Hastane Kavramını hayata geçirmelidir.

Hastaneler çevre dostu, konutlar da çevre dostu olsa ülkemiz cennete döner.

Gelelim sadede…

Düğerek Cezaevi zaman zaman hatta sıklıkla pis sularını ana caddeye boşaltıyor. Boşalttığı cadde de etrafa ağır bir koku yayılıyor. O pis suları görünce insanın tüyleri diken diken oluyor. Yoldan burnumuzu kapayarak geçiyoruz. Arabanın camı açık ise içeriye bile sıçrayabiliyor. Konutlar var ve çocukların oynadığı sokak. Bisikletlilerde bu yolda spor yapıyorlar. Pis sulardan Cebelitarık boğazı gibi geçmek zorunda kalıyorlar.

Çevre sağlığını tehlikeye sokan bir durum.

Çevre bilinci ve insan sağlığı vız gelip tırıs gider.

Kim takar çevreyi!

Atın ölümü pislikten olsun diyorlar herhalde.

Yemen’de pis sulardan dolayı ağır bir salgın yaşanmakta. Koleradan insanlar ölmekte. Suların ve çevrenin temizliği çok önemli.

Bizler,

Temiz çevrede yaşam istiyoruz.

Temiz sularda yüzmek

Temiz sular içmek.

Temiz havaları koklamak.

Temiz gıdalar yemek.

Demokrasi, özgürlük, refah ile çevre tacı takmış bir ülke.

Barış içinde. Sevgi ile…

İnsana insanca değer istiyoruz. Çok mu şey istiyoruz?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.