DEMOKRASİ İLE LAİKLİK ZIT KARDEŞLERDİR

Bu haber 07 Kasım 2013 - 0:00 'de eklendi ve 760 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında 1928 yılına kadar Devletin Dini İslam idi. 1928 yılında Anayasadan ( Devletin dini İslam’dır ) cümlesi çıkarıldı. 9 yıl Laiksiz kaldık kıyamet kopmadı. 1937 yılında İnönü tarafından Laiklik yazıldı ve Anayasaya girdi. Bu tarihten itibaren Devletin her biriminde resmi konuşmalar da ille de Laik Cumhuriyet ibaresi kullanılmıştır. İbadet edenleri İrtica hortluyor diyerek, valilere İrtica ile mücadele etmesi için çok sıkı tamimler gönderirlerdi. Başı kapalı olan kadınlara çok eziyet ederlerdi. 1999 yılı üçlü koalisyonun hükümet başkanı olan Ecevit’in Meclis’te kapalı olarak salona girdi diye Merve Kavakçı’ya yaptığı hakarete, koalisyonun diğer ortakları sağcı oldukları halde, seyirci kalmaları sonucu, ilk yapılan seçimde barajı bile geçemediler. Bunlardan ANAP ile MHP’ye milletin verdiği ceza hiç unutulmadı.
Aynı anda Meclis’te MHP’li genç üyenin söz alarak Merve Kavakçı’yı ve bütün Türk kadınlarını içten gelen duygularla savunuşunu da hiç unutmadık. Bu genç Ülkü Ocaklarından geldiğini adeta ispat ediyordu. Ne yazıktır ki partisi bu gence ceza vermişti.
Bütün bu rezaletlere karşı koyabilecek yenilik gerekiyordu. Türk Milleti arayışa girmişti.
Nitekim, bütün ülke tek yürek olarak Ak Parti de birleşti ama, bu hale gelmiş bir Ülkede kim ne yapabilirdi!..
Ak Parti Lideri Recep Tayyip Erdoğan, demokrasiden bütün ümidini yitirmiş milletimize bir yandan ümit veren sözleri ile moral verirken, Devletin borcu nasıl ödenecek, çift rakamlı enflasyon, üç rakamlı faizlere karşı da ayrıca savaş açmıştır. Her icraatına engel olan Cumhurbaşkanı görevdedir. Merkez Bankası Başkanını üç yıl değiştiremediler. Bu yetmiyor gibi, ABD ile Hükümetin arasının açılmasına sebep olan tezkere, askerlerin tutumu sebebiyle mecliste red edilince, bütün batı alemi dostlarımız! terör örgütüne her şehit üzerine para yardımı yaptılar. Kuzey Irak bize yasak olmasına rağmen, yakalanan terör örgütünün arasında bir de ABD albayı çıkmıştı. Albayın serbest bırakılması karşılığı batı aleminin bize uyguladığı ambargo sessizce kaldırılıyordu.
Bütün bunlar olmamış gibi bugün ortaya çıkıyorlar; Dikta rejimi olduğunu söyleyebiliyorlar. Oysa kendi hayalleri olan, ihtilaller artık zorlaşmıştır. Bu ülkenin bu kadar kötülüklere nasıl tahammül ettiğine şimdi hayret ediyoruz. Bu kötülüklerin sebebi olan Anayasa maddelerini değiştirirken kimlerin neler söylediğini, kimlerin red etmek suretiyle terörün ve ihtilallerin ortağı oldukları halde, değilmiş kabul ederek milleti aptal yerine koyuyorlar.
İhtilallere destek olanlar; 1- CHP, 2- MHP, 3- DP, 4- DYP, 5 Apo’nun partisi idi. Bunlar yüzde 42 oy demek. Yüzde yirmisi Türk solu yani sahte Laik olanlardır. Geri kalan yüzde 22 oy sözde sağcı olan partilerdir. Bu günah bunlara fazlasıyla yetecektir. Bu manzara ile seçime gidiliyor. Bakıyorsunuz sanki her biri Milletin üzerine nur yağdırmışlar! da oy isteyecekler…
YAZIMIN BAŞLIĞI: CUMHURİYET DEMOKRAT MI OLMALI? LAİKMİ OLMALI?
Cumhuriyet demokrat değilse, Mutlakıyet olur. Birileri makama oturur kalkmaz. Özel mahkemelerle peşin verilen kararlarla millete kan kusturur. Meclis sözde vardır ama oradaki vekiller tayinle gelmişlerdir. Patron ne demişse o olacaktır. Aksilik yapanların gideceği yer bellidir. İstiklal Mahkemeleri!.. Laiklik, demokrasi olmayan yerde baskı maddesidir. Türkiye neden bu kadar uzun yıllar kendisini toparlayamadı?
Hiç olmazsa 27 Mayıs 1960 ihtilali olmasaydı bari!.. 24 Anayasası’nın yürürlükten kaldırılıp yerine 61 Anayasası’nın getirilmesi yüzünden Ülke, yüz sene gerilere götürüldü. Binlerce Allah diyen subay ve profesör meslekten atıldı. Öğretmenleri siyasete soktular. Çok kötü oldu.
Yıl 1930 Büyük Atatürk Anadolu içlerine geziye çıkıyor. Yanında Genel Sekreteri Hasan Riza Soyak’a şunları söyledi; “Bunalıyorum çocuk, büyük bir ızdırap içerisinde bunalıyorum.
Görüyorsun ya her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikayet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi manevi perişanlık içinde.”
Bunun üzerine de Fethi Bey’den Serbest Fırkayı kurmasını rica etti. Yani Atatürk kendi kurduğu CHP’den umudunu kesmiş, yeni bir Partinin kurulmasını en yakın arkadaşından istemişti. Bu günü görseydi, kendi elleriyle sanırım CHP’nin kapısına kilit vururdu…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.