Demokrasi Bekçileri

Bu haber 27 Temmuz 2016 - 23:27 'de eklendi ve 831 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

16 Temmuz gecesi yaşanan, daha doğrusu demokrasi karşıtlarının yaşatmak zorunda bıraktığı eylemler üzerine, halkımızın eğilimlerine bakıyoruz.

Hem de bir uçtan diğerine.

Edirne’den Kars’a, Muğla’dan Artvin’e kadar.

Her biri tek yürek olmuş.

Gecenin ilk ışıklarından sabahın erken saatlerine kadar, ne olur ne olmaz! diyerek meydanlarda nöbet tutuyorlar.

Kesintisiz her gece.

Türkiye genelinde konuşlanan tüm yerleşim birimlerinde olduğu gibi Muğla Merkez İlçede de Atatürk Anıtının çevresini çepeçevre kuşatanlar, hiç ara vermeksizin bir taraftan nöbet tutuyor.

Diğer yandan pür dikkat konuşmacıların neler söylediklerine bakıyorlar.

***

Biran için düşünüyorsunuz.

Hemen her gece, bir yerde demokrasi bekçiliği yapan bu kişileri zorlayan neydi?

Ak Parti yönetiminin çağrılarına kulak verdikleri için mi, Türkiye genelinde meydanlara inmişlerdi?

Sonra, Atatürk Meydanını hınca hınç dolduranların her biri, bazıların iddia ettiği gibi Ak Parti taraftarları mıydı?

Çoğunluk bu partiye gönül verenlerden olabilir.

Tanıdığımız kadarıyla, başka partilere mensup çok sayıda hemşehrilerimizde vardı.

Bu da gösteriyor ki, her eğilimde olanların Atatürk Anıtı etrafında olmaları, demokrasiye olan inançları nedeniyledir.

Demokrasiyi kesintiye uğratmak isteyenlere geçit vermeyeceklerini göstermek içindir.

Değilse hiç kimseyi, AK Parti sempatizanı bile olsa, her gece o meydanda göremezsiniz.

Demek ki bu insanların demokrasi inancı daha bir galebe çaldığı için Türkiye’nin her yerleşim biriminde olduğu gibi Muğla’da anıt etrafında toplanıp, konuşmacıları dinliyorlar.

Çeşitli sloganlar atıyorlar.

Hep bir ağızdan darbe girişiminde bulunanları lanetliyorlar.

***

Türkiye genelinde olduğu gibi Muğla’da da demokrasi bekçiliği yapanların oluşturduğu Atatürk meydanında dikkat çeken önemli ayrıntılar vardı.

Bir kere ve de en önemlisi, her gece saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıydı.

Hiç kuşku yok ki, birlikteliğin önemi bağlamında gecenin karanlığında söylenen İstiklal Marşı daha bir anlamlıydı.

Ardından “Darbeye Hayır” ve “Sonuna kadar demokrasi” mitinginde hatiplerin değindiği konular.

Heyecanlanan halkın candan alkışları.

Belli ki demokrasiye olan inançlarını bu şekilde yansıtıyorlardı.

***

Aslında “darbeye hayır” ve “sonuna kadar demokrasi” mitinglerinin gözlendiği Atatürk Meydanındaki etkinlikler, konuşmalarla sınırlı kalmıyor.

Bir başka dikkat çeken bayrak dağıtımı.

Hemen her gece Kızılay Standı olarak ayrılan çadırda, vatandaşımıza bayrak dağıtılıyor.

Dolayısıyla atılan sloganlar ve hatiplerin halkı galeyana getiren konuşmaları üzerine ellerde sallanan bayraklar, daha bir coşku yaratıyordu.

Aynı birliktelikte dikkat çeken bazı yaklaşımlar daha vardı.

Bir tarafta çay ve kahve servisi yapılıyor.

Diğer yanda su dağıtılıyor.

Bazı gecelerde dondurma ve keşkek ikramı.

Geç saatlere kadar demokrasi nöbeti tutanlar için sandviç.

Uzunca süre ayakta durmanın zor olacağı düşüncesiyle sıralanan sandalyeler.

Muhtemel bir rahatsızlığı anında müdahale edecek sağlık ekibi.

Belli ki her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Aynı birliktelik ve sergilenen etkinlikleri yakinen izleyen birisi olarak gözlemlerin o ki, halkımız için asıl olan demokrasi.

Hem de sonuna kadar.

Değilse, her gece hem de saatlerce onları ayakta tutacak bir başka güç olamaz.

Buda halkın demokrasiye olan inancını gösteriyor.

Ve bir mesaj veriliyor.

Demokrasiye vurulmak istenen en küçük bir darbede dahi bizi karşılarında bulurlar.

Şahsen 16 Temmuz’dan bu yana gördüm ki, halkımızın asla ödün vermeyeceği, gerektiğinde her türlü tehlikeyi göze alacağı en önemli nokta, halk egemenliğini esas alan demokrasidir.

Dolayısıyla “demokrasi bekçileri” tek bir yaklaşım içerisindeler.

Her şeyi hoş görebiliriz.

Nitekim görüyoruz da.

Ama asla demokrasi adına taviz veremeyiz.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.