Demokrasi

Bu haber 31 Ocak 2019 - 1:45 'de eklendi ve 2.373 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 

01.03.2012 tarihli yazımdır.

Haftanın olayları içinde CHP liderinin demokrasi anlayışının boş olduğu ortaya çıktı.

CHP’nin demokrasi bilgisi Cumhuriyetten beri hep yanlıştır. Son CHP kurultayında Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun; “Ülkede demokrasinin olmadığı” şeklindeki açıklaması üzerine, ağzı laf eden, eli kalem tutan sorumlu veya sorumsuz konuyu tartışacaktır.

Bize göre, demokrasi tartışması laiklik, ulusalcılık, dinci veya din düşmanı gibi icatlar üretmek, asker ve hukuk kurumlarını siyaset çamuruna batırmak değildir.

“Ergenekon” Türklüğün doğuşunda adı geçen simge isim. Bu kadar büyük bir ünvan, nasıl oluyor da Türk Devletini yıkmak için kurulan örgütün adı olurmuş?

Kim yapmış bunu?

CHP o tarihlerde demokrasi vardı, ama şimdi yok anlamına konuşuyorsa, daha da kötüdür.
Hukuk CHP’nin emrinde ise demokrasi vardır, öylemi? Yargıtay Başsavcıları AK Parti’nin kapatılması için dava açıyor, yüksek mahkeme üyelerinin oylarının rengini bilerek dava açıyorlar.

Cumhurbaşkanı seçiminde meclisin toplanması için 367 milletvekilinin mevcut bulunmasını Anayasa Mahkemesi kararı ile Anayasayı değiştirdiler. Bunun cezası idamdır.

Çok partili Cumhuriyeti kurmuşuz, İstiklal savaşında Anadolu’ya ilk giderek Doğu tarafında asayişi sağlayan, yalnız batı cephesinde savaşa girilmesini sağlayanlar Atatürk’ün liderliğini savaş öncesi ilan edenlerin ikinci ve üçüncü olarak kurdukları partiler kapatıldı. Hatta kuranlar İzmir suikastı veya başka olayların sebebi gösterildi. Parti kurmak şöyle dursun adamlar canından oluyordu.

1933 yılında Ziya Gökalp’in tezine uyularak ezanlar Türkçe okunmuştur. Arapça okunması Türk dilinin zayıflamasına sebep olacağı için Türk dilinden Arapça kelimelerin arınması için Türk Dil Kurumu kurulmuş ve özel tahsisatlar konulmuştur. (başka diller hatta Rumca bile korunmuştur.)

Ezan Türkçe okunsun ama Allah yerine Tanrı diyemezsiniz. Tanrı Allah’ın 99 adı içinde geçmiyor.

Tanrı tapılan her hangi bir tahta veya Hindistan da bazı bölgelerde halen mevcut inek onların tanrısı.

Nazım Hikmet, Milli şef döneminde hapis edilmiştir. 1944’de Turancılık, hatta Milliyetçilik suçtur.

Bu dava kimseye zararı olmayan, hatta gençliğin yabancı ideolojilere gitmemesi için birlik oluşturan gençleri işkence edenler CHP’dir. Köy Enstitüleri 1951’de öğretmen okulu haline gelmiştir. Oysa 1940’larda bu enstitüde cezaevindeki Nazım Hikmet’in yazıları okutuluyordu. Bundan Milli şefin haberi vardı diyemem. Hasan Ali Yücel ve Tonguçlar dönemi, Hasan Oğlan Köy Enstitüsünün binaları uçaktan bakılınca orak çekiç şeklinde idi. Merhum milli şefin ondan da haberdar olduğunu sanmıyorum. İsmet Paşa’nın, paralardan pullardan Atatürk yerine kendi resmini koyduğunu, Anıtkabir inşaatını devri zamanında bitirmediğini biliyoruz. 1951 yılında,  Anıtkabir inşaatını bitirerek büyük bir dini törenle, dinimizin emrine göre defin eden ve Atatürk’ü koruma kanunu çıkaran DP’dir. CHP’nin yalnız Çubuk Barajı vardır. İlkokul coğrafya kitaplarında yalnız onun resmini görürdük. Baraj, liman, karayolu, hava alanı adını bile DP döneminde duyan bu millet, çarıktan çizmeye, karasabandan traktöre geçen köylümüz yıllarca Menderes için ağlamıştır.

27 Mayıs 1960 Anayasası tamamen CHP’nin eseridir. Seçilmişleri tayinle gelenlerin adeta emrine vermiştir. Özerk kuruluşları meclis tayin edemez. Onların dokunulmazlığı vardır.

Şimdi ne oldu? Niye eyvah demokrasi yok oldu diye çırpınıyorlar? Demokrasi canlandıkça CHP parçalara bölünüyor. Bölündükçe CHP batıyor. Kendilerinin en güvendiği seçim tahmini yapan kuruluşlar artık sır saklama yerine, CHP’nin ülkede genel oy durumunun yüzde üç gerilediğini açıkladı. Son olarak din konusunda bizleri çok üzen durumun dil konusu olduğunu söylemeliyim.

CHP’den bir hemşehrimiz hakkın rahmetine kavuşsa, cami etrafı çelenk bahçesi oluyor. Caminin içinde cemaatte fazlalık yok. Çünkü onlar camiye girmiyor. Cami avlusu yerine son günlerde parkı tercih ediyorlar.

Mademki dinden uzak duruyorlar, öyleyse isimleri de koymasınlar. Ahmet- Mehmet- Hüseyin- Ali Ömer- Osman- Kemal- Hasan- Ayşe- Fatma-Hatice ve benzerleri Kur-an’da geçen pek çok isimleri koymayın.

Bugün, 7 yıl evvelki yazılanlardan eksilme yok. Fakat daha kötü yollarla ülkede ihtilal kokusu duyulsa içinde hep onlar bulundu. Bizler Muğla’da; yaşanan olayın maksadını belediyenin tutumundan öğrendik. Mesela; Gezi olayı gecesi ve devamında yollarda yürüdüler, maksat bizde varız demek için…

15 Temmuz olayı sonrası, Muğla Belediyesi yolara çıkmadı yürümedi niye?  İhtilal olmadı ve artık olmaz diye…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.