Demirtaş Kurtarıcı Mı?

Bu haber 22 Aralık 2015 - 0:11 'de eklendi ve 1.079 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Köşemin takipçileri bilirler.

Kendimi hep “Kent Yazarı” olarak tanımlamışımdır. Ülke meseleleri bu köşenin konusu değildir. Bundan “Ülke meseleleri bizim meselemiz değildir” anlamı da çıkarılmasın!

Ülke meselelerini yaygın basınımızda yüzlerce köşe yazarı her gün kendi meşreplerince ülke meselelerini ele alıyorlar.

Muğla’yı yazan var mı?

Yok. Muğla’da Muğla’yı yazan bile bir elin parmağını geçmez.

Muğlalı şehidimiz Altuğ Pek’in babası Mehmet Pek’in trafik kurbanı olduğu da yaygın basın yazarlarını ilgilendirmez!

 

xx           xx           xx

Gazeteci arkadaşlarımdan acı haberi alınca şoke oldum.

İnanılır gibi değildi. Daha yakın zamanda ziyaretime gelmişti. Getirdiği kasımpatılar bile daha kurumamıştı.

Şehidimizin ardından babası Mehmet Pek’i de yitirdik. Diyecek bir şey yok… Emir Allah’ın.

Dün sabah TV ekranlarından haberleri izlerken de şoke oldum. Hayır, rahmetlinin haberi veriliyor da beni o şaşırtmış değildi… Yunus Emre seneler önce söylemiş:

Bir garip ölmüş diyeler

Üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Şöyle garip bencileyin

Bu ülkede hangimizi ne şaşırtabilir ki?

 

xx           xx           xx

Her zaman demişimdir: Bu ülkede beni hiçbir şey şaşırtmıyor. Muğla’da hiç mi hiç şaşırtmıyor!

Düz yolda iki motosikletin çarpışması sonucu iki kişinin yaşamını yitirmesi beni şaşırtmıyor.

CHP Muğla İl Kongresi’nde Mürsel Alban’ın karşısında Süleyman Uslu’nun il başkanlığı seçimini çok açık ara ile kaybetmesi de şaşırtmıyor beni…

Bu gün CHP Kongresi’ni yazmayacağım. Şehit babası Mehmet Pek’i de yazmayacağım.

Mehmet Pek ile helalleşmemizi sonra da paylaşabiliriz.

Bu gün beni şoke eden Türkiye meselesi haberi paylaşmak istiyorum.

 

xx           xx           xx

Dün sabah TV’lerin sabah kuşağı haberlerinde gördüm. Kendi kendime işte bunu yapmayacaktınız demişim…

HDP Başkanı Selahattin Demirtaş, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler hakkında bazı temaslarda bulunmak üzere Rusya’ya gidiyormuş.

Gidebilir. İsteyen istediği yere gider.

Ancak politikacı iseniz, hele hele bir partinin genel başkanı iseniz yaşadığımız şu günlerde bırakın gideceğiniz yeri söyleyecek sözünüze dahi dikkat etmelisiniz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olabilirsiniz, AK Parti İktidarına, Başbakan Davutoğlu’na muhalif olabilirsiniz; ama bunu ülkenize “ihanet” ölçüsüne taşımamalısınız’

 

xx           xx           xx

Beni şaşkına çeviren haber şöyle;

Demirtaş, özel bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, Çarşamba günü Rusya’nın başkenti Moskova’ya gideceğini belirtti.

Demirtaş’ın Rusya ziyaretinde Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la da bir araya gelmesi bekleniyor.

Geçen haftalarda ABD ve Almanya ziyaretlerinde bulunan Demirtaş, bu hafta da Rusya’ya gidecek. Yurtdışı ziyaretlerinde özellikle Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve çözüm süreci gibi konularda çeşitli görüşmeler gerçekleştiren Demirtaş’ın, çarşamba günü Moskova’ya gideceği belirtildi.

Temsilcilik açılacak

Moskova’da Demirtaş’ın HDP’nin Moskova temsilciliğinin açılışını gerçekleştireceği ve Rusya hükümetinden yetkililerle de bir araya geleceği kaydediliyor. Türkiye ile Rusya arasında “arabuluculuk” yapabileceğini belirten Demirtaş, ‘Biz etkiliyiz, gücümüzü kullanmak istiyoruz. Çarşamba günü Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşeceğiz. Moskova’da temsilcilik de açacağız.’ ifadelerini kullandı.

 

xx           xx           xx

Akıl alacak gibi değil.

Yoksa “Aklımızla dalga geçiyor” mu desek?

Samimi söylüyorum. 7 Haziran Genel Seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesini savunanlardan oldum.

Türkiye’nin Başkanlık Sistemi’ne ihtiyacının oluğuna da inanmayanlardanım. Şu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapamadığı ve yaptıramadığı ne var ki? Cumhurbaşkanı Erdoğan gerek olduğunu söylüyor.

Mesele “eyalet sistemi” ise ABD’de olduğu gibi bir başkanlık sistemi, beraberinde demokratik bir sistemle gelecekse gelsin… Ama “Türk tipi başkanlık sistemi” diyorlar.

Kimse ne olduğunu bilmiyor. İşte bu noktada, ne olduğu belli olmayan başkanlık sisteminin engellenmesi; demokratikleşmenin sağlanması ve terörün sona erdirilmesi için “Türkiyeli” olma iddiasındaki HDP’ye destek olundu…

 

xx           xx           xx

O gün “Türkiyeli” olma iddiasındaki HDP’nin bugünkü HDP ile ilgisi kaldı mı?

Bu gün daha çok “Türkiye’de savaş yaşanmasını” isteyen ve “demokratik ortamın ortadan kaldırılmasının bahanesi” haline gelen PKK’nin meşrulaştırılması partisi haline gelen HDP aklımızla alay edercesine Türkiye’ye karşı düşmanca tutum içindeki Rusya’da temsilcilik açmaya kalkışıyor.

Neden şimdi?

Demirtaş ne kadar iyi niyetli olduğunu söylerse söylesin bu inandırıcı olmaz.

Rusya her türlü ambargonun ardından oradaki iş adamlarına, işçilere, öğrencilere, banka temsilciliklerine eziyet ederken HDP Temsilciliğine kucak açması; HDP’nin bu ülkeye ait bir parti değilmiş gibi “elçiliğe” de soyunması biraz manidar değil mi?

 

xx           xx           xx

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de, Demirtaş’ın Rusya ziyaretine ilişkin “Hükümet ile istişare edilmeliydi” demiş. Çelik, düşürülen Rus uçağının ardından Rusya’nın “Sovyetik” bir propaganda sürdürdüğünü belirterek, HDP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın Rusya’yı savunan açıklamalar yaptığına dikkat çekerken, HDP’yi, Rusya’nın yürüttüğü “kara propaganda”ya destek olmakla suçlamış.

Haksız mı?

Keşke bu amacını anlamakta zorlandığımız Rusya ziyareti için Hükümeti bilgilendirmiş olsaydı. Seversiniz sevmezsiniz seçim bitmiştir, ortadaki hükümet Türkiye Cumhuriyeti Hükümetidir…

 

xx           xx           xx

Barış elçiliğine, adeta kurtarıcılığa savunan Demirtaş, gerçekten Kürtler ve Türkler için, bu ülke için hayırlı bir iş yapmak istiyorsa, Güneydoğu’da akan kanın ve göçün durdurulabilmesi için ateşkes ve terör örgütü militanlarının sınırlarımızın dışına çıkmasını sağlasın. Partisini Türkiye Partisi yapma sözünü unutmasın…

Güneydoğu’da yaşananları ne Kürtler, ne Türkler, hiçbir insan hak etmiyor. Bu ülkenin kurtarıcıya değil, birlik dayanışmaya ihtiyacı var…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
huseyincanel 22 Aralık 2015 / 12:58

düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışı ile hareket etmek çok doğru olmasa gerek.milletin getirdiği iktidarı dış ittifaklarla alaşağı etme niyeti bu güzel ülkenin havasını soluyan ekmeğini yiyen insanların düşünebileceği bir şey olmamalı.Bayırlı şehit teğmenin babasının trafik kazasında hayatını kaybetmesi çok acı.. ateş düştüğü yeri yaksa da.. etkisi büyük.. Allah acılı aileye sabır versin..Biz diğer illerde yaşayan Muğlalılar doğduğumuz yerden uzaklarda yaşasak ta gözümüz kulağımız doğduğumuz güzel Muğlamız’ da … saygıdeğer üstadım bir an önce iyileşmeniz kaleminizle Muğlayı daha uzun yıllar yazmanız dileği ile Ak denizden kucak dolusu selamlar…